Tanrı, kulları için otlar yarattı. Her birisine bir şifa kattı. İnsan eli ile yetmiş derde deva dağıttı..

İlaçla Tedavide Bir Reform Yaratan Araştırmacı
Herbalist Atabay Güveloğlu


Saçlarınızda ve tüm vücudunuzda alopesi gibi total kıl dökülme hastalığı, normal dökülmeler, azalmalar, yağlanma ve kepeklenmeler var ise üzülmeyiniz...
Herbalist Atabay Güveloğlu, 1982 de ortaya çıkardığı bitkisel kökenli saç forülleri ile binlerce insanın saç dökülmesi ve azlığı sorunlarını bilinçli bir şekilde çözdü. Her gün onlarca insan bu buluşlarından faydalanıyor. Bu tür sorunlarınız var ise siz de mutlaka başvurunuz ve kullanınız...

İlk bitki özleri araştırma laboratuarını 1982 yılında tıbbi bitkilerin yoğunluğu ile bilinen çukurova bölgesinin Adana'ya bağlı Kadirli ilçesinde kurmuş. Burada modern şekilde elde ettiği bitki özlerinin kimyasal analizlerini AÜ.Ecz. Fakültesi ve Refik Saydam Merkez Hıfzıssıha'nın laboratuarlarında yaptırarak dünya literatürüne ve kodeksine uygunluk raporları almış.

BİTKİ ÖZLERİNİN DOZLARI

Okuduğu tüm ilgili kitaplarda ve tıbbi bitkilerin araştırma tezlerinde, bitkilerin etken maddelerinin o güne kadar tedavilerde hiçbir zaman dozlandırılmadığını görmüş. Sadece şu hastalıkta şu bitki yararlıdır denilmiş,şifası kabul edilmiş ama bu bitkinin hangi kısmının ne kadar süre ile ne şekilde ve ne kadar dozda kullanılması gerektiği hiçbir kitaba yazılmamış. Özel çalışmaları ile, 1985 de ideal dozların tespitini tamamlamış. 200 den fazla çeşitli hastalıklarda hangilerinin kullanılması gerektiğini özel reçetelere dökmüş. Adana ve Ankara'daki satış yerlerinde başvuran binlerce hastaya uygulatmış ve hepsinde olumlu sonuçlar almış. O yıllardan bu yana daha da geliştirerek bugünkü zirvedeki benzersiz tedavi aşamasına ulaşmış.



Dünyanın 7 ayrı araştırma merkezine bu buluşlarını rapor ederek vermiş. "10 yıllık bir denemeden ve uygulamadan sonra size cevap vereceğiz" denilmiş. Tüm dünyada uygulanması için buradan çıkacak sonucu bekliyor... Güveloğlu, aslında bu kadar süreye hiç gerek olmadığını belirtiyor. Zira bu formüller, diğer kimyasal veya sentetik ilaçlar gibi değildir. O ilaçlarda, önce sağlığa bir zararı var mı? Varsa ne kadar? diye araştırmaya başlıyorlar. Oysa bu bitki özlerinin zararsızlığı zaten tıbben ve eczacılık bilimince biliniyor. Yani hastalar üzerinde poliklinik deneylere hemen başlanıla bilinir ve doğruluğu veya eksikliği nedir, bir kaç ay içinde ortaya çıkar. Bu geciktirilmenin ana nedeni, kemoterapi gibi pahalı ilaçlar için uluslararası firmalar büyük yatırımlar yapmışlar ve bir alternatifi istemiyorlar. Bizim devletimizde de zaten henüz ilaç patent yasası olmadığı için Sağlık Bakanımızın kendileri bile bir ilaç bulsalar verecek makam bulamazlar. Yasalarımız diyor ki "Yeni bir ilacın Türkiye'de uygulanabilmesi için, en az iki Avrupa ülkesinde en az iki yıl uygulanmış, kullanılmış olması gereklidir"...

Sanki bizde ilaç bilimi ve bilim adamı yok! Bunca Farmokoloji ve farmokognozi profösörleri boşuna devletten maaş alıyorlar ve bunca özel araştırmacılar, yıllardır onca emek ve parayı boşa harcamış bulunuyorlar!...

Bütün bunların yorumlarını sizlere bırakıyoruz!


Dünyada insan ölümlerine en fazla neden olan hastalık kalp damar daralmaları şimdi Herbalist Atabay Güveloğlu'nun buluşu olan bitkisel reçeteler ile 4 ayda açılıyor...



 


ALOPESİ- TÜM BAŞTA VE VÜCUTTA KIL DÖKÜLMELERİ

11sp7lv9hu9_1_.gif


Saç dökülmeleri neden oluşuyor?

Hayatımızın büyük bir kısmını bizimle geçiren saçlarımız... Yaşadıkça rengini, formunu hatta bazen tamamını yitiririz. Başımızda bulunan ortalama 100 bin saç teli her ay 1 cm. uzuyor. Her gün ortalama 100 saçımız dökülüyor.

Ve diğer öğrenmek istedikleriniz. Saçlarınız tarakta, yastıkta, lavaboda birikip, günden güne seyrekleşmeye başladı. Siz bunu fark ettikçe strese giriyor, strese girdikçe saçlarınızı daha da fazla kaybediyorsunuz. Peki saçlarınızın dökülmesini engelleyebilmek için onları daha yakından tanımaya ne dersiniz...

Kıllar; gerilmeye, eğilip bükülmeye oldukça dayanıklı, keratinize iplikçiklerdir. İnsan vücudundaki kıllar fizyolojik görevleri yanında kozmetik olarak da önem taşırlar. Kıllar daimi olarak kalıcı değildirler.

Hayatları devamlı olarak birbirini takip eden belli başlı iki safha ile periyodik olarak değişir.

Bu safhalardan birisi büyüme safhasıdır.

İkinci safha kılın dinlenme safhasıdır. Bu safhada popilladaki aktivite durur, dolayısıyla kılda son uzunluğunu alır.

Bu safhadan sonra yeniden büyüme aşaması başlar ve eski kıl yeni oluşan kıl tarafından itelenerek dışarı atılır.

Saç hastalıkları çeşitlidir...

Hastalar genellikle saçlı deride kaşıntı, kepeklenme, yara, saç dökülmesi ve seyrekleşmeden şikayet ederler.

En çok kaşıntıya sebep olan hastalıklar; saçlarda bitlenme, saç ekzemaları ve diabetes mellitus yani şeker hastalığıdır.

Kepeklenmeye sebep olan hastalıklar ise; saç egzaması, sedef hastalıkları, sinirsel egzama ve mantar hastalığıdır.

Saç kıran, mantar hastalığı ve dönüşümü olmayan dökülmeler...

Saç kıran, birkaç mm ile 1-2 cm. çapında yuvarlak bir alanda ani saç dökülmesi şeklinde karşımıza çıkar.

Bu tür saç dökülmesi bir bölgede olabildiği gibi birkaç değişik yerde, örneğin sakal, saç, kaş ve kirpiklerde de olabilir. Saçkıranların asıl sebebi strestir. Fakat bazı otoimmun ve cilt hastalarında da görülebilir. Mantar hastalığı ise özellikle buluğ çağından evvelki çocuklarda ortaya çıkar. Burada kırık saçlar içeren kepekli alanlar, kıl diplerinde kepek ve mantar birikimi üzerine iltihap bulunan ve kılların kolay çekildiği inflamatuar nodüler biçimde karşımıza çıkar. Bu hastaların dışında, bir de saçlı deride kıl, folliküllerinde tahribat yaparak dönüşümü olmayan saç dökülmesi oluştururlar. Bunlar en çok doğumsal olurlar fakat enfeksiyon, fiziksel, tümöral ve diğer nedenlere de bağlı olabilirler.

Saç dökülmesinin ardında yatan gerçekler...

Saç dökülmesi ve seyrekleşmesi yaygın ve bölgesel olarak karşımıza çıkar. Yaygın saç dökülmesine neden olan hastalıklar arasında özellikle; ateşli hastalıklar, demir-protein-çinko eksikliği, tiroid hastalıkları (tiroid bezinin az veya çok çalışması durumlarında), gebelik, şeker hastalıkları, karaciğer ve böbrek hastalıkları, anemi, zayıflama için aşırı diyet yapma, kanser hastalıklarının seyrinde bazı ilaçlar ve kimyasal madde kullanımı, merkezi sinir sistem hastalıkları ve stres yer alır. Bunların dışında bir de kadınlarda görülen, erkeklerdeki olağan kelliğe benzer (androgenetik alopesi) mevcuttur. Bu duruma en çok over kistleri, hormonal bozukluklar ve andrenal tümörler sebep olabilirler. Bu nedenlerden dolayı androgenetik tip alopesi çok iyi araştırılmalı ve tetkikleri yapılmalıdır. Yaygın saç seyrekleşmesi ve dökülmesinin yanı sıra bazen bölgesel saç dökülmesi de olabilir. En sık rastlanan bölgesel saç dökülmesine örnek olarak mantar hastalıkları, saç kıran, bazı kozmetiklerin fazla kullanılması ve sürekli bir bölgeden saç koparılması sayılabilir.

Saçlarınızın döküldüğünü fark ettiğinizde...

Saç dökülmesi şikayeti ile gelen hastaların öncelikle saçlarının ne kadar döküldüğü öğrenilmelidir.

Çünkü günde 25-100 saç telinin dökülmesi normaldir. Her saçın yaşı farklıdır. Ve her saç farklı zamanlarda dökülecek demektir. Gelişim döneminde saç en fazla 2 ile 6 yıl arasında kalır. 4-5 yıl sonra bu dökülecek yerine yenisi gelecektir. Bunun dışında kişinin her gün 150-200 saç teli döküyorsa problemi var demektir. Hastanın rejim yapıp yapmadığı, aşırı stresli olup olmadığı, yaşadığı ortamın fiziksel şartları öğrenilmelidir. Çünkü bu faktörler kişinin saç sağlığı ile doğrudan ilgilidir. Eğer bunlardan sonuç alınamazsa kişinin hastalık problemi olup olmadığı öğrenilmeye çalışılmalıdır. Vücutta enfeksiyon var mı, troid bezlerinde sorun mu var, kanser tedavisi mi gördü? Kan tahlilleri yapılmalı ve böylece bütün hormonların dengesi öğrenilmelidir.

Ve testler sonucunda saç dökülmesinin nedeni iyice öğrenilip ona göre bir tedavi uygulanmalıdır.

Bilinen klasik tedavi şekilleri...

Saçlı deride kepeklenme, kaşıntı ve dökülmesi olan hastalar iyi sorgulanmalıdır, hastalığın durumuna göre çeşitli tetkikler yapılmalı, patolif durum ortadan kaldırılmalıdır. Bunun dışında tedavide genelde lokal iritonlar, lokal korti kosteroidler, intralezyonel ve diğer tedavi yöntemleri ile iyi sonuçlar elde etmek mümkündür. Tedavinin geç kaldığı taktirde dönüşümü olmayan kellikler ve sakarlar oluşabilir.

Saç dökülmesi, insanoğlunun en eski ve en önemli güzellik sorunlarından biridir ve deri hastalıkları uzmanlarına başvuru nedenleri arasında önemli yer tutar. Tıbbi olarak saç dökülmesi, saç köklerini tam olarak yıkıma uğratarak; iz bırakan, yani saçın yeniden çıkma şansı olmayan dökülmeler ve iz bırakmayan dökülmeler olarak ikiye ayrılabilir. Halk arasında tanınan, iz bırakmayan dökülmelerdir. İz bırakanlar; yanıklar, kellik hastalığı ve daha az tanınan, çok sık görülmeyen bir grup deri hastalığıdır ve çoğu kez saçlı deri içerisinde bölgesel dökülme alanları şeklinde görülür. İz bırakmayan dökülmelerde ise; dökülme nedeni ortadan kaldırılabilirse saçların tekrar çıkma şansı yüksektir. Bunların arasında en iyi tanınanı, erkekler için neredeyse kader olarak kabul edilen doğal dökülmedir (fizyolojik veya androjenik dökülme). Bu dökülme tipinde kalıtımın önemli payı olmakla birlikte etkileyen diğer faktörler pek bilinmemektedir. En çok üzerinde durulan ve tartışılan konu, erkeklik hormonlarının (androjen) etkileridir. Bir şekilde bilinmeyen bir mekanizmayla etkileri olabilecek gibi görünmekle birlikte, doğrudan bu hormonun fazlalığına bağlı değildir. Erkeklik hormonlarının kel erkeklerde fazla olduğu varsayımı uzun süre gündemde kalmış ve en güçlü savunucuları da kel kafalı erkekler olmuşlardır. Bu kişilerde erkeklik hormonlarında fazlalık saptanamamış olmakla birlikte, kadınlık hormonları (östrojen) verildiğinde veya erkeklik hormonlarının etkisini azaltılıp, ilşevlerini engelleyen ilaçlar verildiğinde gerçekten saçlarda yeniden çıkmalar olabilmektedir; fakat bununla birlikte göğüs ve kalça büyümesi gibi bazı kadınsı özelliklerin oluşması da müessesenin hediyesi olarak gelen kaçınılmaz bir sonuçtur. Günümüzde ilaç araştırıcılarının en önemli araştırma konularından biri, promosyonlarından arındırılmış bir saç ilacıdır. Saçların yağlı ve kepekli olmasının da saç dökülmesi üzerinde etkili olduğu düşüncesi çok uzun zamandan beri vardır ve neredeyse her on yılda bir, etkiliyor - etiklemiyor şeklinde gündeme gelmektedir.

Son zamanlarda güneş ışınlarının da saç dökücü etkisinden söz edilir olmuştur. Psikolojik faktörlerin etkisi ise çok açık değildir. Erkek tipi dökülmede, seyrelme alnın iki yanı ve tepenin arka kısmından başlar ve yavaş yavaş ilerleyerek aradaki saçlar dökülmezler. Bu tip dökülmelerde kesin bir çözüm bulma olanağı yoktur. Dökülme ağız yoluyla alınan bazı ilaçlar ve dıştan uygulanan bazı ilaç veya kozmetiklerle yavaşlatılabilir.

Kadınlarda saç dökülmeleri...

Kadınların saç dökülmelerinde ise çok farklı bir durum vardır. Kadınlarda, cinsiyet özellikleri nedeniyle erkeklerdeki gibi doğal kabul edilen ve kaçınılmaz dökülmeler yoktur. Erkeklerdekine benzer bir dökülme söz konusu ise, muhakkak altında bir neden aramak gerekir. Kadınlarda sık karşılaştığımız sorunlardan birisi ''yalancı dökülmelerdir''. Bu hastalar, genellikle bize avuç avuç, topak topak, ''lavabo lavabo ve küvet küvet'' saç dökülmesinden yakınarak gelirler. Bunlar arasında gerçek saç dökülmesi olanlar çok fazla değildir. Çünkü tanımlanan dökülmeler saç yıkama ve fırçalama sırasında olan dökülmelerdir, yani dökülme aşamasında olan saçların doğal dökülmesidir; yerlerine yenileri gelecektir. Daha önceki derslerimizde (özür dilerim! sohbetlerimizde) bu konudan söz etmiştik. Bir tutam saç alınarak bunların incelenmesiyle (trikogram) gerçek saç dökülmesi olup olmadığına karar verilebilir. Bazen saçların aniden son faza geçmeleri görülebilir ki,bunlar çok özel hastalık durumları veya ilaç yan etkilerine bağlı olarak seyrek görülen olaylardır.

Gerçek dökülmenin bir başka belirtisi de saçlarda seyrelme görülmesidir. Seyrelmenin genel veya belirli bir bölgede olması da yol göstericidir. Özellikle tepede, erkek tipi dökülmeye benzer seyrelme varsa, bu hormonal bir bozukluğun işareti olabilir ve bulgular bu yönde araştırılmalıdır. Beraberinde adet görme (menstrüasyon) bozuklukları, kıllanma artışı görülüyorsa bu hormonal bozukluk olasılığını arttıran bir durumdur.

Bir başka önemli neden kansızlığın bazı şekilleri, özellikle demir eksikliği anemisidir. Doğum yaptıktan 3 - 4 ay kadar sonra başlayan ve tam nedeni anlaşılamamış bir özel dökülme şekli daha vardır ve 6 ay kadar sonra düzelir. Uzun süren çok sıkı zayıflama rejimleri de saç dökülmelerine neden olabilir. Bu neden erkekler için de geçerlidir, fakat gerek erkeklerde doğal dökülme nedeniyle gözden kaçması, gerekse kadınların fazla diyet sever olmaları nedeniyle, kadınlardaki saç dökülme nedenleri arasında yer almaktadır. Kadınlarda saç dökülmesine neden olan üçüncü önemli etken ise psikolojik nedenlerdir.

Özellikle dertli olmanın meziyet sayıldığı ülkemizde, dert ve sıkıntı bolluğu bu nedeni biraz daha ön plana çıkartmakta ve olayı daha romantik bir hale getirmektedir. Üstelik bu dökülen saçlar, eşlerin ve çocukların yoluna süpürge edilmiş saçlar olduğu için durum daha da vahimleşmektedir. Psikolojik neden aslında erkekler için de geçerli olması gereken bir nedendir; fakat erkeklik gururu böyle şeylere izin vermez. Erkekler güçlüdür, sağlamdır, ağlamaz, açık vermez, bağırlarına taş basarak sıkıntılara erkekçe göğüs gerer.

Hem kadınlarda hem erkeklerde geçerli olan bazı saç dökülme nedenleri de vardır, fakat bunlar daha seyrek görülürler ve neden ortadan kalkınca durum düzelir. Bu tip dökülmelerde, genellikle saçlı derinin her tarafında eşit oranda seyrelmeler görülür. Başta kanser ilaçları olmak üzere bazı ilaçlar ve kimyasal maddeler, tifo gibi yüksek ateşli, ağır seyreden ve uzun süren hastalıklar, tiroid bezinin guatr gibi hastalıkları böyle dökülmelere neden olabilir. İz bırakmayan, parçalı dökülmelerin en önemlisi elade-alopecia areata'' adı verilen ve kesin nedeni belli olmayan hastalıktır.
Çeşitli uygulamalarla Tedavi edilemeyen durumda iken iki fotoğrafı...
Herbalist Atabay Güveloğlu tarafından tedavi edildikten sonraki iki fotoğrafı...

Ve Hasan Safa isimli bu çocuğun annesinin Güveloğlu'na gönderdiği teşekkür maili aşağıdadır.

----- Original Message -----
From: "Betül "
To:
Sent: Thursday, December 15, 2005 2:07 PM
Subject: teşekkür maili

Sayın güveloğlu...
3.5yıldır alopesia (hastalığın adını sitenizden öğrendin.Hiç bir doktor böyle bir bilgi vermedi) hastalığına götürdüğümüz doktorlardan(prof.Agop Katoğyan,prof.Oya Oğuz vs.) netice alamadığım 7 yaşındaki oğlun Hasan Safa'nın çok önemli hastalığı,Allah'ın da izniyle sizin ilaçlarınız sayesinde tamamen iyeleşme gösterdi.
Bunun için size sonsuz teşekkürlerimizi sunar, başarılarınızın devamını dilerim.
Selametle kalın.


TIPTA ALOPESİ'NİN TEDAVİSİ YOKTUR.AŞAĞIDA BİR HASTA MAİLİNİ VERİYORUZ:
 
----- Original Message -----
Sent: Sunday, September 28, 2008 4:42 PM
Subject: Slm ( alopesi )

 

SLM BEN DÜZCEDEN UĞUR BAKLACIOĞLU. BENDE YAKLAŞIK BİR BUÇUK SENEDİR SAÇ DÖKÜLMESİ VAR.BU HASTALIĞIN ADININ ALOPESİ AREATA OLDUĞUNU DOKTORUM SÖYLEDİ.BİR SENEDİR TEDAVİ OLUYORUM AMA BİR SONUÇ ALAMADIM.ASLINDA DÖKÜLME SADECE SAÇIMDA DEĞİL.VÜCÜDUMUN TAMAMINDA DÖKÜLME OLDU.KAŞLARIM DA DÖKÜLDÜ.SADECE KİRPİKLERİM DÖKÜLMEDİ.İSTANBUL DÜZCE  GİBİ ŞEHİRLERDE TEDAVİ OLDUM AMA KAYDA DEĞER BİR SONUÇ ALAMADIM. ŞUANDA DÜZCE ARAŞTIRMA HASTANESİNDE BİR İLAÇ TAVSİYE ETTİLER DOKTOR KONTROLÜNDE BU İLACI KULLANIYORUM.ŞU ANDA HİÇ SAÇIM YOK.SİZİN NAMINIZI DUYDUM VE BU HASTALIĞIMI SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.İNTERNET SİTENİZDE BENİM GİBİ HASTALARINIZIN OLDUĞUNU VE BU HASTALARIN İYİLEŞTİĞİNİ ÖĞRENDİM.BANA NE ÖNERİRSİNİZ VEYA NE YAPMAM GEREK.ÇOK ZOR DURUMDAYIM.YARDIM EDERSENİZ SEVİNİRİM.ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.İYİ GÜNLER DİLERİM...










GÜVELOĞLU'NUN SAÇ VE DİĞER İLAÇLARINA BAŞLAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...