
Kırmızı kan
hücreleri arasında bir lenfosit
(beyaz küre-akyuvar)

Bir kan yaymasında izlenen, bağışıklık
sisteminin
ana hücreleri olan akyuvarlar (soldaki lenfosit,
sağdakiler nötrofil lökositler)
(Bristol Biomedical
Image Archive)

Bir sitotoksik T lenfosit

İnsan T
lenfositinin elektron mikroskobik
görüntüsü

Hedef hücreleri imha eden 3
sitotoksik T lenfosit
(mavi hücreler)( Lytic
versus stimulatory
synapse
in cytotoxic T
lymphocyte/target
cell interaction:
Manifestation of a dual
activation
threshold" by
Mustapha Faroudi,
Clemens Utzny,
Mariolina Salio,
Vincenzo Cerundolo, Martine
Guiraud, Sabina
Muller,
and Salvatore
Valitutti )

Bağ doku kökenli bir kanser hücresine
tutunmakta
olan bir insan T-lenfositinin elektron
mikroskopta
4,000 kez büyütülmüş hali (Dennis
Kunkel Microscopy,
inc.)

Bir kanser hücresine saldıran
sitotoksik
T lenfositlerinin Elektron Mikroskobik görüntüleri
Lenfositlerin ‘
tümör infiltre edici’ veya ‘tümör istila
edici’
yani tümörün tüm iç tabakalarına, hücreler arası mesafelerine
kadar girme, istila etme özellikleri vardır.

Tümör dokusunu istila etmiş
sitotoksik T lenfositlerin
ihk boyalı mikroskobik görüntüsü (açık mavi boyalı
olanlar tümör adaları, koyu kırmızı boyalılar ise tümörü
istila etmiş sitotoksik T hücreleridir)

Yukarıdaki resimde bir
sitotoksik T hücresini
(yukarıdaki küçük hücre), anormal tümör
hücresine yapışıp öldürmeye çalışırken görüyoruz.

Yukarıda sitotoksik
T hücresi ve
aşağıda öldürülmüş tümör hücresi
artıklarını izliyoruz.
Tümörle bu
lenfositler sürekli mücadele halindedir,
eğer galibiyet lenfositlerin olursa bizim haberimiz bile
olmadan birçok kanser tipini yeneriz ama eğer tümör
hücreleri baskın çıkarlarsa hızla üremeye devam ederler
ve tümör kitlesi olarak karşımıza çıkarlar.
Sitotksik T hücrelerinin daha
güçlü anti-tümör
etkiye sahip olabilmeleri için sayıca artırılabilmeleri
ve aktive olabilmeleri yani duyarlanmaları
mümkündür.
Duyarlanmak (sensitizasyon) ,
tümörün saldığı birtakım
yabancı maddeleri bu T lenfositlerin algılayabilmeleri
demektir.
Tümör veya virüs gibi sitotoksik
T hücreleri için hedef hücreler,
yüzeylerinde insan vücuduna yabancı olan birtakım antijenler
sergilerler. Sitotoksik T hücreler, bu
antijenleri tanır ve yüzeyinde
bu antijenleri içeren hedef hücreyi öldürürler.

Bir sitotoksik
T lenfositin(yukarıdaki hücre)
tümör hücresini (alttaki) tanıyıp ona yapışmasının
elektron mikroskobik görüntüsü(Dr. Denis
M.
Callewaert, Ph.D.,
Wayne State
University)

Tümör hücresine tutunmuş, onu tahrip
eden bir sitotoksik T lenfosit

Tümör hücresine tutunan T lenfositler
(John Ding-E Young,
Chau-Ching
Lin, and
Gilla Kaplanauthors.
Licensed for
use)
Bu sensitize,
duyarlanmış
sitotoksik T hücrelerinin deneysel olarak oluşturulmuş tümöre
karşı etkileri kanıtlanmıştır.
İnsanda, özellikle
virüs-ilişkili-tümörlere ( ortaya çıkmalarına birtakım virüslerin
sebep olduğu tümörler) karşı etkilidirler. Bu tümörler arasında
Hepatit B ve C’ye bağlı karaciğer
kanserleri, HPV’ye(
genital siğil) bağlı genital
bölge kanserleri, EBV’ye (bir virüs
cinsi) bağlı lenfoma türleri mevcuttur.

Büyük bir
tümör hücresini tahrip eden bir T-hücresinin elektron
mikroskobi görüntüsü
Bir tedavi
yaklaşımına göre de hastanın ‘tümör infiltre
edici’ lenfositleri hastadan alınıp labaratuar
ortamında üretilip çoğaltılıp, hastanın kendisine yeniden
infüzyonla ‘damar yolundan’ verilir (otolog
transfer). Bu bir çeşit immünoterapidir
ve deney aşamasındadır. Daha ileri araştırmalarda ise bu ‘tümör
istila edici’ lenfositlerin anti-tümör etkilerinin artırılması
yolunda gen çalışmaları yapılmaktadır.
Sonuç olarak,
anti-tümör etkide anahtar nokta, tüm bu yapılan
otolog transfer veya genetik çalışmalar,
immünoterapi ve benzerleri,zaten vücudumuzda var olan bir
sistemi aktive etmek temeline dayanır, bu da birtakım doğal
yöntemlerle mümkündür. Bazı bitki, bitki özleri ve besin
takviyeleri, sitotoksik T hücrelerini
hem sayıca artırarak hem de onları aktive ederek tümör tedavisine
yardımcı olurlar.
2-DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ
-NK-(NATÜREL KİLLER) HÜCRELER
Doğal öldürücü
hücreler adı verilen NK hücreleri, savunma sistemimizin, tümör
hücrelerini önceden duyarlanmaya gerek
duymadan direkt öldürebilen tek bireyleridir. T hücrelerinin
immünolojik olarak algılayamadığı birçok insan tümör hücresini, IL-2
adı verilen bir aracı molekül ile uyarıldığında, algılar ve
öldürürler. NK (doğal öldürücü) hücreler,
IL-2 ile aktive edilirler ve doğada vücudumuzdaki IL-2 seviyesini
artırdığı saptanan pek çok madde vardır. Kekik, lavanta, limon
kabuğu, meyan kökü, jujube meyvesi,
bunlardan yalnızca birkaçı… Dikkat edilmesi gereken unsur, tümör
destek tedavisinde bu maddelerin direkt çay şeklinde alımının doz
açısından yetersiz geleceğidir, konsantre
formlarının dozlarının hastanın yaşına ve o andaki muayene
bulgularına göre dikkatle bir uzman tarafından ayarlanması gerekir.
Doğal öldürücü
hücreler olan NK hücreleri vücudun kanserle mücadelesinde ilk
basamaktır, çünkü önceden duyarlanmaya
gerek duymaz.


NK (doğal öldürücü) hücrelerini boyayan özel bir boya ile tümörü
istila etmiş NK hücrelerini izliyorsunuz (
açık mavi bölgeler tümör, kırmızı boyalılar, NK hücreleri.

NK hücreleri

Kanser hücresine yapışmakta olan bir NK
hücresi

Kanser hücre
zarını parçalamaya başlamış 2 NK hücresi
( Laser- Tweezer
yöntemi ile çekilmiş resim)

Bir kanser hücresinin birkaç immün
sistem hücresi tarafından atake
edilişinin elektron mikroskobik resmi ( gri renkli olan kanser
hücresi, yeşil olanlar akyuvarlar, kırmızı olan ise bir alyuvar)

NK hücresi
tümör hücresini tahrip ederken ( elektron mikroskobik resim)
Fulton
A., Heppener
G.’nin yürüttükleri ve
Breast Cancer
Res. Treat.
dergisinde yayınlanan bir çalışmada, meme kanserli hastaların NK
hücre aktivitesiyle tümör çapı arasında negatif
korelasyon saptanmış, yani NK hücre aktiviteleri daha iyi
olan hastaların tümör çapları daha küçük bulunmuş.
Gamer WL.,
Hoffmann C.’nin
yürüttükleri ve J. Surg.
Oncology dergisinde yayınlanan bir başka
çalışmada ise hastaların NK hücre sayısı ile hastalığın yaygınlık
derecesi ters orantılıymış yani NK hücre
sayıları daha fazla olan hastalarda tümörün daha az yaygın olduğu
saptanmış.
3-MAKROFAJLAR
Makrofajlar,
bağışıklık sisteminin ‘çöpçü hücreleri’ olarak bilinirler,
‘fagositoz’ diye adlandırılan içine alıp
yoketme yöntemi ile yabancı maddeleri vücuttan
uzaklaştırırlar. Deneysel olarak, aktive olmuş
makrofajlar, tümör hücrelerine karşı
sitotoksik etki gösterirler. Üstelik
sitotoksik T hücreler ve NK hücreleri ile de işbirliği
halinde çalışırlar. Bu T hücreler ve NK hücreleri aktive olunca
birtakım maddeler salarlar ( interferon gama gibi) ve bu
maddeler de makrofajları aktive eder.

Bir
makrofaj

Aktive olmuş
bir makrofaj

Makrofaj
(elektron mikroskobik resim)

Yine bir makrofajın elektron mikroskobik
görüntüsü

İçerisine ‘listeria’ isimli mikrop
hücrelerini almış
birkaç makrofaj, daha sonra onları
öğütüp yok edecek.

Etraftaki bakterileri yok eden bir çöpçü
makrofaj

Kanser hücresini içine alıp yok etmeye
çalışan bir
makrofaj ( mor hücre kanser hücresi, turuncu olan
makrofaj)

Yukarıda bir kanser hücresine saldırıp onu yutan bir
çöpçü makrofaj izliyoruz. ( elektron
mikroskobik resim)
|