Dünyada insan ölümlerine en fazla neden olan hastalık kalp damar daralmaları..

Merhum
Herbalist Atabay Güveloğlu

1947 - 2010



Dünyada insan ölümlerine en fazla neden olan hastalık kalp damar daralmaları şimdi Herbalist Atabay Güveloğlu'nun buluşu olan bitkisel reçeteler ile 6 veya 9 ayda açılıyor...



(Bu sitenin "İyileşen Hastalardan Örnekler" bölümünde görebilirsiniz.)

 

 


 

KALP-DAMAR DARALMALARI!



GÜVELOĞLU'NUN BİTKİ ÖZLERİ İLE KALPTEN İYİLEŞENLERDEN BİR ÖRNEK:

KALP DAMAR HASTASI İDİ


Hastalık ve iyileşme öyküsü:

Adı: İbrahim Cavit - Emekli öğretmen.Osmaniye içinde Cavitler Emlak bürosunun sahibi.

Hastalık ve iyileşme öyküsü:


Sayın İbrahim Cavit bey 1994 de Osmaniye'de Okul müdürü iken hastalanmış, kalp spazmı geçirmiş. Hastanede yapılan tetkikler ve anjio sonucunda, kroner arter damarlarından üçünde ileri derecede daralmalar olduğu anlaşılmış. Ameliyat önerilmiş. Bu günlerde İbrahim bey, ünlü Herbalist Atabay Güveloğlu'nun bu konudaki başarısını duyarak telefon açıp Adana'dan ilaç istemiş. Güveloğlu iki aylık ilk bitkisel terkibini göndermiş ve kullandırmış. İki ay sonra İbrahim Cavit bey çok iyi olduğu halde son iki aylık bitki özlerini daha kullanmış ve hiç bir kalp-damar sorunu kalmamış. O günden bu yana hiç bir ilaç kullanmadan ve sağlık sorunu olmadan yaşıyor. Sorunu olan arkadaşlara Güveloğlu'nun bitkisel ilaçlarını öneriyor.
Güveloğlu'nun bitki özleri reçeteleri, ikişer aylık iki dönem uygulandığında %90 lara kadar olan daralmaları temizleyerek hastayı By-Pass ameliyatından kurtarmaktadır.Bitkisel
İlaçların üçer aylık dönemleri 800 $ tutmaktadır.
 
----- Original Message -----
From: Ahmet Çelik
To: info@herbalistatabay.com  
Sent: Monday, August 18, 2008 10:37 PM
Subject: tedavi
 

İyi günler ben Ahmet çelik sizin ürünlerinizden kalp damar rahatsızlığım için olan bitki özlerini kullanıyorum faydasını görüyorum çok teşekkür ederim.
Eşimde de (.....) sorunu var.Siz bu konuda da bize yardımcı olabilir misiniz.

Selamlar, saygılar. Ahmet Çelik

BİTKİSEL İLAÇLARI KULLANARAK KALBİNDEKİ 13 TIKALI DAMARI AÇTI

Çanakkale'nin Lapseki ilçesinde, kalbindeki 13 damarı tıkalı olan Raşit Duran, bitkilerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu.

23 Nisan 2002 Salı 10:47

YENİ RAPORLARI TERTEMİZ...

 
ORHAN AKTUĞ

ÇANAKKALE - Çanakkale'nin Lapseki ilçesinde, kalbindeki 13 damarı tıkalı olan hasta, bitkilerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu.

Yıllardır kalbindeki rahatsızlık sebebiyle zor günler yaşadığını belirten emekli gemici Raşit Duran, bitkilerle tedavi sonucu sağlığına kavuştuğunu belirterek, "1991 yılına kadar sürekli kalbimde rahatsızlığım vardı. Düz yolda dahi tıkanıyor ve yürüyemiyordum. Sonunda İstanbul'da çekilen anjiyoda kalbimde 13 damarın tıkalı olduğu söylendi. İlaçla tedavinin mümkün olmadığı ve ameliyat olmam gerektiği ifade edildi. Ancak 13 damar tıkalı olduğu için iyileşmem mümkün değildi. Bu sırada bir gazetede gördüğüm haber üzerine Adana'da bitkilerle ilaç yapan bir kişinin olduğunu öğrendim. Herbalist Atabay Güveloğlu'na başvurarak kalp için gerekli olan bu bitkisel ilacı istedim. Yaklaşık 4 ay bu ilacı kullandıktan sonra yeniden çekilen anjiyomda bütün damarların açıldığı görüldü. Bu durum karşısında doktorlar bile şaşırdı. Bitkilerle ve özlerle sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum" dedi.

Emekli gemici Raşit Duran, Adanalı Herbalist Atabay Güveloğlu' nun kendisine gönderdiği ilaçların içinde damla olarak bitkilerden özler bulunduğunu belirterek, "Bunun dışında bana bir de harmanlanmış bitkilerden oluşan ilaç verdi. Bu ilacın içinde oğul otu, yabani kekik, karabaş otu, deve çökerten, altın otu, civan perçemi gibi bitkiler bulunuyordu. Bu ilaçları 4 ay aralıksız olarak kullandım ve bunun sonunda kalbimde tıkalı olan 13 damarımın tamamı açıldı. Bu durum karşısında doktorlar bile şaşırdı. Benim gibi Çanakkale'de birçok hasta da bu bitkilerle sağlığına kavuştu. Bitkilerle yapılan tedavilerinde Güveloğlu, kalp dışında akciğer kanseri, beyin tümörü, lösemi, tiroit kanseri, siroz gibi hastalıkları da tedavi edebiliyor" dedi.

 



BİR TEŞEKKÜR MAİLİ:

----- Original Message -----
From: Abdullah Gemici
To:
info@herbalistatabay.com  
Sent: Monday, March 06, 2006 5:25 PM
Subject: Teşekkür...

Sayın Atabay Bey
Yaklaşık olarak bundan 13 sene kadar önceydi. Annemin kalp damarlarında tıkanıklık vardı. Anjiyo falan olması gerektiği söylendi. Ameliyat olacağı söylendi. Fakat size başvurduk ve annem sizin verdiğiniz bitkisel ilaçları kullanarak Allah’a şükür sağlığına kavuştu, hem de hiç ameliyat olmadan. Allah sizden razı olsun efendim.

----- Original Message -----
From: leventsolakari@superposta.com
To:
info@herbalistatabay.com  
Sent: Thursday, March 16, 2006 3:27 PM
Subject: Kalp Damar Hastalığı

Sayın Atabay Güveloğlu, 1998 yılında kalp krizi geçirdim. Biri sağ koroner diğeri de sol koroner damarlarda olmak üzere 2 adet stent takıldı. Yaşım 47. 2000 yılında Kadıköyde bulunan büronuzdan 2 aylık bitki özleri aldım. Çok faydasını gördüm. Daha sonra 2002 de bu kez 4 aylık kullanım için aldım. Esasında 1998'den beri hiçbir şikayetim olmadı ama son aylarda biraz kilo aldım ve birtürlü veremiyorum. Kolesterolüm de yüksek. İlaç kullanmak ta istemiyorum. Beni çok halsizleştiriyor. Sorum şu, bitki özlerini tekrar kullanmamım daha önce iki kez kullandığım için herhangibir zararı olur mu? Bilgi verirseniz çok sevinirim. Teşekkürler.
Levent Solakarı

Bu konudaki başarımız ile ilgili gazete haberlerini görmek için tıklayınız

KALP-DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME İLİŞKİSİ NEDİR?

Dünyadaki sağlık istatistiklerine bakıldığı zaman, Türkiye de dahil bugün bir çok ülkede ölüme neden olan hastalıkların ilk sırasında kalp ve damar hastalıklarının, ikinci sırada ise kanserin yer aldığı görülmektedir. Örneğin, Türkiye'de kalp-damar hastalıklarından ölümler tüm ölümlerin %34'ünü oluşturmaktadır.

Kalp ve damar hastalıklarının başlıcaları; koroner kalp hastalığı (kalp krizi ve anjina denilen göğüsteki ağrı), hipertansiyon (yüksek kan basıncı), kan pıhtılaşması(kanın aşırı yapışkan olması), felç (beyindeki bir kan damarının tıkanması ya da kanaması), periferik vasküler hastalığı (özellikle bacaklarda kan damarlarının daralması) ve kan yağlarının yükselmesidir.

Kalp hastalıklarının başlıca nedeni Atheroskleroz da denilen damar sertliğidir. Kan damarlarının sertleşip tıkanması uzun vadede oluşur; başlangıçta pürüzsüz, esnek yapıdaki damarlar zamanla yüksek kolesterol, sigara, tansiyon gibi, kişinin beslenme alışkanlıkları, genetik veya çevreden kaynaklanan pek çok faktörün etkisiyle hasar görmeye başlar. Bu süreç içinde kolesterol ve başka maddeler atardamarın özellikle zarar gören bölgelerinde birikmeye ve plak oluşturmaya başlar. Damarların daralmasıyla kalp, beyin veya vücudun diğer organları kanla yeterli beslenememeye başlar. Atardamar plak yüzünden tamamen tıkandığında, ya da bir kan pıhtısı tıkamayı gerçekleştirdiğinde, damarın bulunduğu yere bağlı olarak, kalp krizi, felç veya başka hastalıklar meydana gelir.

Atherosklerozun (damar sertliğinin) en korkutucu yönlerinden biri sessiz bir hastalık olmasıdır. Damarların % 80'i bazen hiç belirti vermeden daralabilir. Erkekleri daha genç yaşta yakalayan damar sertliği, kadınlarda genellikle menopoza kadar gecikebilmekte, daha sonra erkeklerinkine yaklaşan hıza ulaşmaktadır. Bunun nedeni büyük ölçüde kadınlık hormonu östrojenin koruyucu etkisine bağlanmaktadır.

Atherosklerozun oluşumunda tüm uzmanların ortaklaşa kabul ettiği risk faktörleri kalıtsal yakınlık, fazla yağlı ve kolesterollü diyet, sigara kullanımı, aşırı stres ve hareketsizliktir. Şunu unutmamalı ki, kalp hastalıklarında birinci etmen beslenme değil, sigaradır.

Koroner hastalıklarının yarısı klasik risk faktörleriyle açıklanır: Sigara, yüksek kolesterol ve Yüksek Tansiyon


KORONER HASTALIĞINDAKİ RİSK FAKTÖRLERİ
TABLO: Kolesterolle Nasıl yaşanır?, İnkılap Kitabevi, Prof . M. Apfelbaum, s:43


Şimdi bu risk faktörlerini inceleyelim ve beslenmeyle ilgili neler yapılabileceğine bakalım:

1- Yüksek Kan Kolesterolü:

Kolesterol, kalp-damar hastalıklarına yol açan en büyük nedenlerden biridir. 1984 yılına gelene dek kolesterolün zararları bilinmekteydi, ama 150 milyon dolara malolan bir araştırma, önemli bir gerçeği gözler önüne serdi: Kolesterolün %1 azaltılmasıyla kalp krizi riskinin %2 azaldığı ortaya kondu. On yıl süren araştırmalarda, aynı yaş, kilo, sigara alışkanlığı ve tansiyona sahip erkeklerden kolesterolü %10 daha düşük olan hastaların kalp krizine yakalanma şansları %20 düşüyordu. Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından yapılan bu araştırmadan sonra başka geniş kapsamlı araştırmalar da benzer sonuçlar vermiştir: Kolesterolü azaltmak atheroskleroz ve kalp krizi riskini azaltmaktadır.

Kolesterol nedir? Kolesterol vücudumuzun ihtiyaç duyduğu, yağ benzeri maddelerdir. Bu maddeler hem vücut tarafından üretilir; hem de dışardan besin yoluyla alınır. Kandaki kolesterolün yaklaşık % 85'ini vücut kendi üretir, % 15'ini besinlerden alırız. Vücudumuzda karaciğer tarafından üretilen kolesterol; et, tavuk, süt, yumurta gibi hayvansal ürünlerde bulunur. Aynen insanlarda olduğu gibi hayvanların da her hücre zarında kolesterol vardır. Bu yüzden yediğimiz et veya tavuk tamamen yağsız gözükse dahi, kolesterol etin her yerinde bulunduğundan, yediğimiz etin kolesterolünü de kendi bünyemize geçirmiş oluruz. Ne yazık ki, hayvani gıdalardan aldığımız kolesterolün bir çoğu fazlalıktır, ve kullanılamayan kolesterol vücutta birikir; bu da kalp hastalıkları başta, bir çok hastalığın nedeni olabilir.

Kolesterol yağa benzer bir yapıda olduğundan, yüksek oranda sudan oluşan kanın içinde tek başına dolaşamaz. Karaciğerden hücrelere gidip gelebilmek için taşıyıcılara ihtiyacı vardır. Bu taşıyıcılara lipoprotein diyoruz. Kolesterolü taşıyan iki tip taşıyıcı bulunuyor kanımızda : Kötü huylu kolesterol denilen, düşük yoğunluktaki lipoproteinler (LDL) ve iyi huylu olanı: yüksek yoğunluktaki lipoproteinler (HDL).

LDL'ye kötü huylu denmesinin nedeni, karaciğerden aldığı kolesterolü hücrelere taşırken, bazen damar çeperlerinde düşürerek, kanda erime özelliği olmayan bu maddeciklerin birikmesine, plak oluşturmasına neden olmalarıdır. Oysa HDL, hücrelerdeki fazla kolesterolü alıp, safraya dönüştürülmek üzere karaciğere geri taşıma görevini üstlenmiştir. Ayrıca damarlara yapışmış olan kolesterolü de elektrikli süpürge gibi çekip alarak temizlemek yine HDL'ye düşer. Dolayısıyla HDL'mizin yüksek olması kolesterolün damarlarımıza yaptığı zararı azaltabilir. Ne yazık ki Türkler üzerinde yapılan araştırmalarda, bizim HDL düzeylerimizin genetik olarak düşük olduğu ortaya çıkmıştır. (İdeal rakamlar kadınlarda <45, erkeklerde <35 mg/dl.dir.) Hafif bir spor yapmanın, bir kadeh kırmızı şarabın ve zeytinyağının iyi kolesterolü yükselttiği ispatlanmıştır. Total kolesterolü yükselten ve düşüren faktörler ve gıdaları aşağıda inceleyeceğiz.

Total kolesterol ve LDL ve HDL düzeyleri için rakamlar şöyledir: (mg/dl)
  TOTAL KOLESTEROL LDL HDL
İDEAL 200'den az 130'dan az 35'ten fazla (erkek)
SINIRDA RİSK 200-239 130-159 45'ten fazla (kadın)
YÜKSEK RİSK 240'tan fazla 160'tan fazla  


Kandaki kolesterol düzeyimizi ölçtürdükten sonra, genellikle aklımızda total kolesterol değeri kalır. Bu yanlış sayılmaz, ne de olsa total kolesterolümüzün % 70-90'ı kötü kolesterol yani LDL'dir. Ama iyi ve kötü kolesterol düzeylerimizi bilmemiz yararlıdır. LDL'nin 160'ı aşması, tehlike sinyalleri verir. Koroner kalp hastalığı olanların LDL'yi 100 mg/dl altında tutması gerekir.

Kolesterolü düşük tutmak için neler yapmalı? Kalıtımsal faktörlerin dışında, hiç bir etkenin kandaki kolesterol düzeyini diyet ve fiziksel hareketlilik kadar etkilemediği defalarca doğrulanmıştır.

BESLENME:

Genel kural; Besinlerden alınan hayvansal yağ ve kolesterol miktarını mümkün olduğunca azaltmaktır. (Balıkyağı hariç)

KAÇINILMASI GEREKENLER:

Sakatat, katı yağlar, etin yağlı kısımları, kıyma, hamburger, salam, sosis, sucuk, tavuğun derisi, kızarmış balık, karides, kalamar, havyar, ahtapot, midye tava, çedar,kaşar ve krem peynir tipi yağlı peynirler, yağlı sütle yapılmış tatlılar, poğaça, açma, kurabiye, çikolata, yağlı kek ve benzerleri, pasta, krema, kızartmalar, cips, kaymak, yağlı yoğurt ve mayonez, hazır soslar, hindistan cevizi, fazla şekerli, tuzlu ve rafine edilmiş gıdalar.

YENİLEBİLENLER:

Tüm sebze ve meyveler, baklagiller (fasulye, mercimek,nohut, bezelye...), soğan, sarımsak, esmer ekmek, makarna, çavdar ekmeği, yulaf, mısır gevreği, bulgur, pirinç, patates, yarım veya yağsız süt, peynir ve yoğurt; haftada 3-4 yumurta*, yağsız tarafından dana eti, tavuk, hindi, sıvı yağlar(tercihen zeytinyağı), ceviz, fındık, badem, kestane, istiridye, yağsız sütle yapılan muhallebi, sütlaç gibi tatlılar, ızgara veya buğulama balık (özellikle kuzeyin yağlı balıkları, somon, ton, lagos, orfoz...vs.)

*Uzun süre yumurta, çok kolesterol içerdiği için kısıtlanmaktaydı. Sonradan yapılan araştırmalarda, kendi kolesterol içeren gıdalardan çok, trans yağ asitleri taşıyan (yani margarin gibi hidrojene edilmiş), doymuş yağ içerenlerin daha zararlı olduğu görüşü önem kazandı.

ÖNEMLİ NOT: Yağlı balıkları hazırlarken, dışardan yağ eklenmemeli. Balık yağında iyi kolesterolü artıran, dolayısıyla total kolesterolü düşüren omega 3 asitleri vardır, dolayısıyla çok faydalıdır. Ayrıca zeytinyağında da aynı asitler mevcuttur. Bu yüzden Akdeniz tipi beslenenlerle, yağlı balık yiyen Eskimolarda hemen hemen hiç damar rahatsızlıkları görülmemektedir.

Tüm yemekleri, makarna, pilav dahil, mümkün olduğunca zeytinyağıyla yapmalı. Ayrıca eczaneden alınan balıkyağı haplarından kullanılabilir. Doymamış yağlar kolesterolü düşürse de, yağın her türü kilo aldırdığından çok fazla tüketilmemeli. Ayrıca yulaf, kepek ve taze sebze meyvenin, soya ürünleri ve baklagiller gibi lifli gıdaların da kolesterol düşürmede etkisi büyüktür. Ana mönüyü bunlar oluşturmalı.

Amerika'da yaşayan ünlü kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz, "Şifayı Yüreğinde Ara" adlı kitabında, atherosklerozlu hastalara eti, kaymağı alınmış süt ve yağı alınmış yoğurt dışında süt ürünlerini yasaklıyor. Yasak olmayan yağları, saf zeytinyağı ve günde 2 çorba kaşığı keten tohumu yağı olarak tanımlıyor. Sebzeler, tahıllar, baklagiller, fasulye ve tamamen karbonhidratlara dayalı bir beslenme rejimi öneriyor. Dr. Öz, günümüzde yemekte olduğumuz sanayi ürünleri gerekli vitamin düzeylerinden yoksun oldukları için, çok zaman takviye vitaminlere gerek olacağını ekliyor. (Takviye konusunda kendisi bazı tavsiyelerde bulunmakla beraber, en uygun seçim ve dozajlar için uzmanlara danışmanın faydalı olacağını belirtiyor.) Bu arada, koroner atardamar hastalığı bulunanların mutlaka homocysteine düzeylerini kontrol etmeleri gerektiğini ve yüksek bulunduğu taktirde, folik asit, B6 ve dilaltı B12 takviyesiyle tedavi edilmelerinin önemini belirtmektedir.

Şayet diyet, kolesterolü düşürmekte yeterli olmazsa, mutlaka doktor önerisiyle diyetin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurmalı; ama kesinlikle kolesterolün yüksek seyretmesine müsaade edilmemeli.

2-Yüksek Tansiyon: Çok sık rastlanan ve çok önemli bir hastalıktır. Çünkü felç olasılığını artırır; böbrek hastalıklarına ve daha az olmak kaydıyla kalp krizlerine yol açabilir. Tansiyon, kanın atardamar üzerindeki kuvvetidir. İki sayı ile kaydedilir. Kalp çarptığı andaki basınç yüksek tansiyonu oluşturur, küçük tansiyon ise, kalbin dinlendiği andaki kuvvettir. İki kere veya daha fazla yapılan ölçümlerde, 140/90 mmHg'nin üstünde çıkan rakamlar yüksek tansiyona işaret eder. Yüksek tansiyonun zamanla damar sertliğini hızlandırması söz konusudur.

Yüksek tansiyonda genetik faktörlerin rolü olduğu sanılıyor. Yaş ve kilo da nedenler arasındadır. Şişmanlıkla yüksek tansiyon arasında bağlantı olduğu iyi bilinir. Genelde hasta zayıflayınca, tansiyonu da düşer ve başka tedaviye gerek kalmaz. Çok tuzlu ve potasyumdan zayıf gıdalar yemenin tansiyonun çıkmasına etki ettiği ileri sürülmektedir. Potasyum kaybını önlemek için, sebzeleri buharda ya da az suda ve içine tuz koymadan pişirmek gerekmektedir.

Vejetaryenlerin tansiyonu genelde düşüktür. Bunun nedeni bol sebze tüketmeleri ve bu sayede bol potasyum almaları olabilir. Tuzun azaltılmasıyla beraber, yukarda bahsedilen doğru yöntemle yemek pişirmek, hafif yüksek tansiyonu ilaçsız da tedavi etmeye yetebilir.

3-Sigara ve Alkol Kullanımı: Dünyada her yıl 3 milyonun üstünde kişinin sigaranın yol açtığı hastalıklardan öldüğü bilinmektedir. Bu ölümlerin dörtte biri kalp hastalıklarından, üçte biri ise kanserden kaynaklanmaktadır. Sigaranın kalp hastalığı riskini 20 kat arttırdığı bilinmektedir.

Sigara kalbe çeşitli zararlar vermektedir. Bunlardan biri damarların içinde plakların birikmesine yardımcı olmasıdır. Nikotin kalpte ritim bozukluğuna ve kalbe giden damarlarda büzüşmeye yol açar. Sigaranın HDL (iyi kolesterol) düzeyini düşürdüğü de bilinmektedir. Sigara içenler diyetlerindeki yağ miktarını azaltsalar bile HDL yükselmemekte, ancak sigara kesilince yükselmeye başlamaktadır. Sigara içilen evlerde büyüyen çocuklarda da HDL düşüklüğü gözlenmiştir. Bu çocukların damarları, ne yazıktır ki diğer akranlarına oranla daha yüksek bir hızla tıkanmaktadır. (Atheroskleroz bazen çok erken yaşlarda başlayabilmektedir. Örneğin, Kore Savaşı sırasında ölen Amerikan askerleri üzerinde yapılan otopsiler sonucunda, ortalama 20 yaşlarındaki bu askerlerin dörtte üçünde önemli oranda atheroskleroz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu hastalığın başlangıcının çocuklukta bile olabildiği, kalp krizi geçiren hastaların yarısının 65 yaşın altında olduğu belirtilmektedir.)

Sigara içme, kişilerin beslenme ve metabolizmasını da etkilemektedir. A ve C vitaminleri ve beta-karoten düzeyleri düşük çıkan tiryakiler, kanser ve kalp hastalıklarından korunmada etkili olan bu vitaminlerden yeterli derecede yararlanamamaktadırlar.

Sigara genellikle alkolle beraber tüketilir ve alkolün de bazı hastalıklar açısından risk faktörü olduğu bilinmektedir. Aşırı alkol tüketiminin kalp ve damarlar üzerinde kötü etkileri vardır. Bunlar kalp ritminin bozulması, tansiyonun yükselmesi, kalp kasının genişlemesi ve zayıflamasıdır. Ayrıca şişmanlamaya da etkisi vardır.

Kalp dışındaki organlara da zararlı etkileri olan alkolü azaltmakta büyük faydalar vardır. Az miktarda alınan alkol, özellikle kırmızı şarap (günde 1-2 kadeh) HDL'yi yükseltmekte, damarda pıhtı oluşumunu azaltmaktadır.

4-Hareketsizlik: Çağımızda teknolojik ilerlemelerle, artık her yere arabayla gidilir olması, binalarda asansör kullanımı, yaşam kolaylaştıran otomatik makinaların yaygınlaşması, boş zamanlarımızı daha çok tv veya bilgisayar başında geçiriyor olmamız gibi nedenlerle fiziksel aktivitelerimiz bir hayli azaldı. Hele ki aktivite azlığımız, aşırı yeme ya da yağlı ve şekerli gıdaları fazla tüketme alışkanlığıyla birleşince; kalp, şeker ve kanser gibi hastalıkların artması da kaçınılmaz oldu. Özellikle büyük kentlerde hareketsizliğin neden olduğu hastalıklara yakalananların sayısı artmaktadır.

Çağdaş yaşam pek çok kolaylığı beraberinde getirerek bizi tembelliğe sürüklediği için, bununla baş etmenin yolu spor yapmaktan geçiyor. Sporun en önemli etkisi kalp ve damarlar üzerindedir. Spor, kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını kolaylaştırır, kilo vermeyi sağlar, iyi kolesterolü yükseltir, stresle savaşmaya yardım eder. Kalp sağlığı için mutlaka futbol, basket, koşu gibi sporlar yapmak gerekmez. Yürüyüş veya bisiklete binme belki de en idealidir. Her gün bir saat yürümek vücudu dinç tutmaya yeter. Bunu yapamayanların için, en azından haftada 3 gün, tempolu bir yarım saatlik yürüyüş çok büyük fayda sağlayacaktır.

Önemli Bir Not: Diyabetli hastalarda koroner rahatsızlıklara yakalanma riski yüksek düzeylerdedir. Dr. Mehmet Öz, kendi çalıştığı merkezdeki koroner hastalığı bulunanların %30'unda diyabet de bulunduğunu belirtiyor. Bu hastalara bol lifli, düşük proteinli ve kompleks (rafine edilmemiş) karbonhidratlı bir rejime ek olarak, günde 200 mg. krom önerdiklerini söylüyor. Krom, glikozun hücrelere aktarılmasında ensüline işbirliği eder ve diyabetlilerde yüksek glikoz düzeylerinin tedavi edilmesine yardımcı olabilir.

Bu yazıda kullanılan kaynaklar:

1- Hastalanmadan Yaşamak Bizim Elimizde (Dr. Davies, Dr. Stewart, Remzi Kitabevi)
2- İyi Kolesterol Kötü Kolesterol (Dr. Eli M. Roch, HYB yayıncılık)
3-Sağlıklı ve Uzun Yaşama Kılavuzu (Sibel Sezer, Remzi Kitabevi)
4-Sağlıklı Yaşam için Doğru Beslenme (Prof. Dr. Aysel Kavas, Literatür Yayınları)
5- Kolesterolle Nasıl Yaşanır? (Prof. Marian Apfelbaum, İnkılap Yayınevi)
6-Kolesterol Riskini Azaltmanın Yolları (David Symes,Doruk Yayımcılık)
7-Kalp Krizinin Risk Faktörlerini Nasıl Kontrol Edebilirsiniz? (Amerikan Kalp Vakfı, Kalp Sağlığı Elkitapları)
8-Şifayı Yüreğinde Ara (Dr. Mehmet Öz, Altın Kitaplar)

KALP DAMARLARINIZ DARALMIŞ İSE ÜZÜLMEYİNİZ.BU UYGULAMA 1984 YILINDAN BU YANA BİNLERCE İNSANIN HAYATINI KURTARDI...


Herbalist Atabay Güveloğlu'nun bitki özleri reçeteleri daralmış kalp damarlarını nasıl açıyor?

Herbalist Atabay Güveloğlu, çalışmaları içerisinde bazı bitki özlerinin kan ve karaciğer yağlarını incelterek idrarla atılımını sağladığını biliyordu. Bunları kolestrol yüksekliği, burger ve karaciğer sirozunun tedavisinde kullanıyor idi. Ancak, 1984 yılında böbrek taşları olan bir hastaya verdiği reçetede bulunan bitki özlerinin 4 ayda aynı kişide bulunan kalp damar daralmalarını da tamamen açtığını tesadüfen öğrendi. Kullanıcı hasta inşaat müteahhiti Sami Şen, Güveloğlu'na gelerek bu sürede hem böbrek taşlarının eriyip gittiğini, hem de tedavisini gördüğü daralmış 3 kalp damarlarının tamamen temizlenmiş olduğunu sevinçle söyledi. Muayene eden ve Profösörün "Bu olağan dışı bir durum ve başarı" dediğini belirtti.

Bu vakadan sonra Güveloğlu bu reçetedeki bitki özlerine,kendi fabrikasında, çam reçinesinden ve limon dış kabuklarından elde ettiği saf bitki özlerini de ekleyip diğer bitki özleri ile birlikte belli oranlarda karıştırdı. Tamamı 13 ayrı bitki özünden oluşan kokteyl halinde bir damar temizleyici ilaç haline getirdi. Bu tarihten itibaren abartısız olarak binlerce kalp damar daralmaları olan insan Güveloğlu'nun üçer aylık dönemler halinde uygulattığı bitkisel reçetelerini 4 ay kullanarak tam sağlık kazandılar. İyileşen insanların başkalarına söylemesi ile halen en fazla reçete yazdığı hastalık kalp-damar daralmaları oldu.

%100 tıkalı olan kalp damarları, kan ve dolayısıyla ilaç da bu bölgeden geçmediği için elbette açılamamaktadır. Ancak kapalı bölümün yan dallarındaki kılcal damarlar genişleyip açıldığı için diğer daralmış damarlar da zaten ilk aydan itibaren açıldığı için sorun kalmamaktadır. 4 ayın sonunda anjio yapıldığında bu olumlu durum görülmektedir.

Bu uygulama esnasında, yani 4 ay süre ile sigara, katı ve hayvani yağlar, kahve, demli çay ve kola türleri alınmamaktadır.

Bu tedavilerde Güveloğlu genellikle ithal saf ve yoğunlaştırılmış bitki özleri kullanmaktadır. İlaçların iüçer aylık dönemleri 800$ tutmaktadır.

>>>Bu olağan dışı bitkisel ilaç tedavisinden faydalanmak için tıklayınız.<<<

Güveloğlu 1984 den bu yana, tıbbi bitkiler ve bitki özlerinden oluşan bitkisel reçetesi ile binlerce damar daralması olan hasta insanların tamamen düzelmelerini sağlamıştır. Halen de kendisine en çok başvurulan hastalıklar kalp-damar daralmaları sorunlarıdır.

Bu reçeteleri, ikişer aylık iki dönem kullanılmaktadır. %95 e kadar olan daralmalar bu bitki özlerinin etkisi ile açılarak hastaların hayatları kurtulmaktadır. Bu başarısı sık sık basına da yansımıştır. Bu gazete haberlerini okumak isterseniz tıklayınız.

Ünlü kalp cerrahı ve uzmanı
Dr. Mehmet Öz 'den Öğütler


Türkiye artık onu çok yakından tanıyor. Yüzlerce basarili kalp ameliyatının yanı sıra son olarak "yapay kalp mucizesi"ne de imza attı. Geçen gün Dr. Öz'ün de içinde bulunduğu ekip, Amerika'da 59 yaşında bir hastaya yapay kalp nakletti. İşte Doktor Öz'ün hastalarına tavsiye ettiği ilkeler:

1. Sigara içeni ameliyat etmem. Sigarayı bırakmayan hastayı kesinlikle tedavi etmem. Sigaranın belki de en büyük düşmanlarından biriyim. Çünkü insani öldüren bir şey. Hasta kendini öldürmeye karar verdiyse ben ne diye onun için uğraşayım ki, şifa bekleyen onca hasta var, enerjimi onlara harcarım.

2. Sevgisiz insanin kalp riski yüksek. İnsanlara severek kızarım. Herkesin de böyle yapmasını tavsiye ederim. Çünkü sevgisiz, kötülük düşünen,beddua ve küfür eden insanin kalp krizi riski ve olum oranı çok daha yüksek.

3. Dua etmek insani iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence duanın, meditasyon, şifa gibi, iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var.

4. Doğu tıbbı çok gerekli. Ben de " klasik " tip adamıyım ama alternatif yani tamamlayıcı tip yöntemlerini reddetmiyorum. Akupunktura yüzde 100 inanıyorum. Çinliler bu minnacık iğnelerin sırrını çözmüş. Ama bu tur tamamlayıcı tedavilerde insanin istemesi çok önemli. Doğu tıbbında özgür irade on planda.

5. Hipnoz etmeden ameliyat etmem. Ben ve ekibim ameliyatlarım öncesinde hipnoz kullanıyoruz. Çünkü hasta heyecanlanıp kalp krizi geçirebiliyor. Sakinleştirici verdiğimde de sorunu geçici olarak çözmüş gibi oluyorum ama kökenine inmediğim için problem devam ediyor. O nedenle hipnoz yapıp sorunun kaynağına iniyorum. Hasta daha çabuk sağlığına kavuşuyor.

6. Her gün aspirin içmeli. Hayatımda ilaç kullanmadım. Zorda kalmadıkça kimseye de tavsiye etmem. Ama herkese her gün mutlaka bir aspirin içmesini salık veriyorum. Ben de içiyorum. Aspirinin kani sulandırdığını biliyorduk ama simdi yeni faydalarını da öğreniyoruz. Örneğin,vücuttaki birçok doku tahrişini önlediğini yeni öğrendik. Aspirin ömrü uzatıyor.

Sağlıklı Beslenme Dikkat Edilecek Önemli Konular

Çay yerine ıhlamur içilmeli. Günde en fazla iki çay ya da kahve içebilirsiniz. Fazlası zararlı. Ancak ıhlamur kesinlikle zararlı değil, dilediğiniz kadar için.

Sarımsak müthiş bir bitki... Vücudu koruyan hücreleri destekliyor,tansiyonu düşürüyor. Sarımsaktan çıkan maddeyi yüksek tansiyonlu kişiye kullandığımızda, tansiyonu hemen düşüyor. Her gün birkaç diş sarımsak yenmeli.

Başka bir mucize sebze de ayşekadın fasulye. Türkiye'de bol üretilen bu sebze bence her öğün, özellikle de çiğ olarak mutlaka sofrada bulunmalı. Vücuda müthiş yararlı bir bitki.

Semizotu da içindeki Omega 3 nedeniyle son derece faydalı. Çiğ yenirse, daha da yararlı. Biz her gün ailecek öbek öbek çiğ semizotu yiyoruz.

Et yiyecekseniz, yanında mutlaka çiğ domates de olmalı. Çünkü domatesin içindeki Lcyopin adli antioksidan, etteki zararlı Omega 6'lari yararlı hale dönüştürüyor.

Kayısı çok yararlı ancak 1 günde 1 avuçtan fazla yenmemesi gerekiyor. Karpuz ve kavunda ise ince bir dilim tercih edilmeli.

Üzüm ve muz, çok yüksek dozda şeker içerdiği için daha az tüketilmeli.

Her sabah aç karnına içilen bir bardak ılık suyun ardından bir avuç ceviz çok iyi gelir. Ben her sabah alıyorum.

Artık sütün de 'Sağlıklı olanı" çok zor bulunuyor. Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler süte karışıyor ve saflığını yok ediyor.

Çocuklara soya sütü içirilmeli. 35 yasin üzerindekilere sütün içindeki laktoz pek iyi gelmiyor. Laktozu alınmış süt yerine ise de bol bol su içilmeli.

Balık hariç, kırmızı etle beyaz et ayni. Çünkü hem danaya, hemde tavuğa yüksek dozda hormon ve antibiyotik veriliyor. Et yenecekse, hepsi yenebilir. Fark etmez!

Beyaz pirinç ve beyaz un son derece zararlı. Çünkü her ikisi de yanınca şekere dönüşüyor. Yani ha avuç avuç toz şeker yemişsiniz ya da pilav ya da beyaz undan yapılan ekmek... Arada fark yok. Pilav ve ekmek için esmer un ya da esmer pirinci tercih edin.

Lahana zayıflamak için çok ideal. Hazmı zor olduğu için tıkar ve kalorisi çok düşük.

Şişmanlık en az sigara kadar tehlikeli. Hatta sigaradan da çok. İdeal kilodan daha düşük kilolu olan insanlar uzun omurlu oluyor. İdeal rejimler 1 haftada 1 kilo verdiren rejimlerdir. Diğerlerine aldanmamak lazım. Eğer haftada 1 kilodan fazla kaybediliyorsa, vücuttan sadece su kaybediliyordur dikkat!.

Kalp sağlığı için önerileri

Sağlıklı yaşam eğitimindeki yetersizlik, sigara, hareketsizlik ve yanlış beslenme her yıl on binlerce kişinin kalp ve damar hastalıkları sebebiyle ölümüne yol açıyor.

10 Temmuz 2004 — Memorial Hastanesi KVC Bölüm Başkanı Prof.Dr.Bingür Sönmez, kalp hastası olmamak için ve kalp hastası olanlara ve ailelerine şu tavsiyelerde bulundu.

KALP HASTASI OLMAMAK İÇİN:

1- Diyet - sağlıklı beslenmeye çocuk yaşlarda başlanacağını unutmayın.
2- Boy - kilo oranına çok dikkat edin.
3- Kadınlar, menopozunuzu mutlaka geciktirin.
4- Fizik aktivitenizi arttırın, tembellik ve aşırı stresten uzak durun.
5- İş ve meslek konusunda hiçbir zaman beceri ve olanaklarınızı zorlamayın.
6- Aile hikayenizde varsa, diyabet veya yüksek tansiyon hastası iseniz 30, değilseniz 40 yaşından itibaren kan yağlarınızı takibe alın.
7- Aile hikayenizde varsa, diyabet veya yüksek tansiyon hastası iseniz 30, değilseniz 40 yaşından itibaren her yıl efor testi yaptırın.
8- Kendinizle, yaşamla, ailenizle, eşinizle, dostlarınızla barışık olun, A tipi kişiliğiniz varsa yavaşlayın.
9- Sigara içmeyin.
10- Hastalığınızı, aileniz veya çevrenizle ilgili sorunlarınızı bir Liyezon Psikiyatri uzmanı ile görüşün.

KALP HASTASI OLANLAR İÇİN:

1- Sigara içmeyin, sigara içilen ortamda bile bulunmayın.
2- Düzenli olarak bir kardiyologun kontrolüne girin.
3- Tedaviniz ilaç, balon veya ameliyat olabilir, hepsinin olumlu, olumsuz yanlarını, uzun dönem sonuçlarını doktorunuzla tartışın.
4- Abartılmış fizik aktivitelerden kaçının, bir kardiyak rehabilitasyon programına başlayın.
5- Seks konusunda sevgilinizi değil eşinizi, otel odasını değil evinizi tercih edin.
6- Devamlı kullanmanız gereken ilaçlarınızı ihmal etmeyin, özellikle yüksek tansiyon ilaçlarınızın yedeğini bulundurun.
7- Kan yağlarınızı 3 ayda bir kontrol ettirerek tahlil raporunda yazan normal sınırının altında tutun.
8- Kan yağlarınızı kontrol için diyetin yetmediği durumlarda sürekli ilaç kullanın.
9- Aile ve sosyal yaşamınızı bir kez daha gözden geçirip hayatınızdaki olumsuzlukları en aza indirin.
10- Hastalığınız için ailenizi ve çevrenizi suçlamayın, sorunlarınız için bir Liyezon Psikiyatri uzmanından yardım alın.

KALP HASTASI OLAN AİLELERE:


1- Hiçbir zaman onu hasta olduğu için suçlamayın.
2- Tetkik ve tedavinin her aşamasında onu destekleyin, teşvik edin.
3- Hastalığın oluşmasında kendinizi de hatalı buluyorsanız, bunu abartılı şekilde telafi etme telaşına girmeyin.
4- Onun hastalığını siz hep aklınızda tutun, fakat ona unutturmaya çalışın.
5- Cinsel konularda olabilecek yetersizlik veya isteksizliklerde anlayışlı davranın.
6- Diyetinde bir aile programı olması gerektiğini aklınızda tutun.
7- Eşinizin ilaçlarını ve kontrol günlerini yakından takip etmenizin ona yaşama sarılma ve güven duygusu vereceğini unutmayınız.
8- Bu hastalığın ekip çalışmasıyla, yani eş, çocuk, kardeş, yakın arkadaşla daha kolay yenileceğine inanın.
9- Eşinize yardımcı olabilmek için sigara içmeyin.
10- Hastanızla iyi bir iletişim kuramıyorsanız bir Liyezon Psikiyatri uzmanından yardım isteyin.

Kalp krizi riskini azaltmak için öneriler:

Yaşlılık döneminin daha sağlıklı geçmesini sağlamayı amaçlayan "anti-aging" tekniğinin Türkiye'deki uygulayıcılarından Dr. İsmet Turanlı, üzüm çekirdeği içindeki bir maddenin enfarktüsü önlediğini belirterek, bu meyvenin çekirdeğiyle yenmesi gerektiğini söyledi.

Dr. İsmet Turanlı, 50 yaşını aşan kadınlarda ve 60 yaşını aşan erkeklerde bazı tıbbi muayenelerin yapılması gerektiğini söyledi. Bu kontroller sonrasında kişiye fiziki durumuna göre jimnastik programı önerildiğini ve gıda diyeti uygulandığını anlatan Dr. Turanlı, yaşlanma çağında birçok hastalığın ortaya çıkabileceğine dikkati çekti.

Bu hastalıkların erken teşhis edilmesiyle yaşlanma döneminde ortaya çıkacak şikayetlerin önüne geçilebileceğini belirten Dr. Turanlı, "Nasıl ki bir otomobil her yıl bakımdan geçiriliyor ve böylece yüzlerce kilometre arızasız kullanılabiliyorsa, insan vücudu da aynı şekilde, yaşına uygun belirli kontrollerden geçirilince yaşlanma devrini arızasız geçirebilir'' dedi.

KIRMIZI ŞARAP VE ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ

Dr. İsmet Turanlı, orta yaş ve sonrasında kalp krizi riskini azaltmak için öneride bulundu.

Fransızlar'da enfarktüs geçirme riskinin diğer Avrupa ülkelerinde yaşayanlara oranla daha az olduğuna dikkati çeken Turanlı, ''Bu durum, Fransızlar'ın içtikleri kırmızı şaraba bağlanmaktadır. Zira, üzümün çekirdeğindeki bir maddenin enfarktüsü önlediği iddia edilir. Bu bakımdan üzümü çekirdeği ile yemek gerekir. Akşamları bir-iki kadeh kırmızı şarap içmek de yararlıdır'' dedi.

Dr. İsmet Turanlı, yaşlılık devrinin sıkıntısız geçirilmesi için şu önerilerde bulundu: ''Her gün yaklaşık 2 litre sıvı alınmalı. Meme kanserini önleyici etkisi olduğu bilinen soya günde en az 40 gram tüketilmeli. Prostata karşı kabak çekirdeği yenmesi etkili olur.

Her gün 2 saat yürüyüş yapılması en ucuz ve pratik spordur. Spor salonlarındaki toplu jimnastik programlarına haftada en az 2 defa katılmak, yalnız spor olarak değil, aynı zamanda sosyal yönden de faydalar sağlar.

Menopoz döneminde kadınlık hormonlarından östrojenin takviye edilmesi, beyindeki mutluluk hormonu olan endorfinin artmasını sağlar ve hasta ruhi yönden rahatlar. Erkeklere de erkeklik hormonu olan testosteronun takviye edilmesi gerekir. Kırmızı biber, çikolata, muz gibi gıdaların alınmasının endorfini yükselteceği ve böylece mutluluğun artacağı bilinmektedir. Kırmızı etten kaçınılmalı, bol sebze yenip, zeytinyağlı Akdeniz mutfağı tercih edilmelidir.''


Sıcak Kalp Krizlerini Tetikliyor
(Popüler Bilim'den)


 Kalp Krizi Riski ile Yaşamayı Öğreneceğiz?..

Kalp Krizi Nedir? Nasıl Korunuruz?

Kalp krizinin belirtileri, tedavisi ve alınması gereken önlemlerin bilinmesi hayat kurtarır...

Her yıl ülkemizde onbinlerce insan kalp krizi geçirerek kaybediliyor. Bu ölümlerden pek çoğu hayatın en verimli çağında geliyor. Son olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Bilimsel çalışmalar belirli koşulların ve yaşam biçimlerinin kalp krizi tehlikesini arttırdiğını, bu koşullar değiştirilirse kalp krizlerinin de azaltılıp önlenebileceğini ortaya koyuyor. Belirli sağlık önlemlerine dikkat edilir ve sağlık içinde yaşamanın gerekleri alışkanlık haline getirilirse aile içinde büyük, küçük herkesin bundan yararlanacağı doğaldır. Özellikle çocuklara erken yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme ve yaşama alışkanlıklarının kazandırılması onlara uzun ve sağlıklı bir ömür hazırlayacaktır.

Hastalık, kalp kasının bölgesel kansız kalması ve bunun sonucu ortaya çıkabilen kalbin fonksiyon bozukluklarıdır. (Erkeklerde kadınlardan 3-4 kere daha sık görülür.)

Kalp Krizinin Ana Nedeni Nedir?

Ateroskleroz; koroner damarların daralması ve tıkanması.


   Kalp Krizini Hazırlayıcı Nedenler Nelerdir?

·        Kanda kolesterol ve diğer kan yağlarının artması,

·        Şeker hastalığı,

·        Yüksek Tansiyon,

·        Sigara,

·        Fazla hareketsizlik,

·        Ruhi gerginlik,

·        Fazla kilo.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?

·        Göğüste tam yeri belli olmayan sıkışma hissi veren ve dinlenme ile geçmeyen bir ağrı olur.

·        Bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır.

·        Ağrı hareket etmekle artar, dinlenirken azalır, fakat geçmez. Ağrı yarım saatten uzun sürer.

·        Ağrıyla birlikte soğuk soğuk terleme ve mide bulantısı vardır.

·        Nefes darlığı olur.

Bazı insanlarda belirtiler çok gizli olabilir. Örneğin diyabet hastaları hemen hemen hiç ağrı duymazlar ve sadece nefes darlığı ve soğuk terleme şikayetleri olur. Bazı hastalarda mide ülseri ya da pankreatit ağrısıyla kalp krizi ağrısı karıştırılabilir, ülser lehine yanlış yorumlanabilir. Hastalığın belirtileri, sinyal vermeden de olabilir...

Alınacak Tedbirler Nelerdir?

·        Tam istirahat haline geçip en yakın kimseden yardım istemek,

·        En yakın hastaneye ambulans ile fazla hareket ettirmeden nakil, (yoksa);

·        En yakın doktoru ve özellikle kardiyoloğu çağırmak,

·        Bir doktor tarafından görülünceye kadar kesin yatak istirahati.

Kalp Krizinin Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

·        Hastalık gelmeden risk faktörlerini kontrol altına almak en iyi tedavi yöntemidir.

·        Kriz sırasında ideal olan, hastane şartlarıdır.

·        İlk tedavi önlemleri oksijen, nitrogliserin, düşük doz aspirin ya da ağrı tedavisi olabilir. Kalpteki ritim bozukluklarını giderici antiaritmik ilaçlar ve kalp kasındaki hasarın ilerlemesini önlemek için beta-blokerler verilebilir.

·        Hasta krizden sonraki ilk birkaç saat içinde hastaneye yatırılırsa pıhtıları eritmek için trombolitik ilaçlar verilebilir. Ayrıca anjiyo-plasti (daralan kalp damarlarının genişletilmesi) ya da koroner arter köprüleme (baypas) ameliyatı yapılabilir.

Kalp Krizi Sırasında Ne Olur?

·        Kalp krizi, kalbi besleyen koroner atardamarların kalp kasının beslenmesini ciddi ölçüde azaltacak ya da engelleyecek kadar daralmasına ya da tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının bir bölümünün hasara uğraması ya da ölmesiyle (miyokard enfarktüsü) ortaya çıkar.

·        Kalbi besleyen koroner kan damarlarındaki tıkanma, damar çeperlerinde plak oluşmasına ('damar sertliği', ateroskleroz) ya da pıhtı oluşmasına (koroner tromboz) bağlı olabilir. Yineleyen kalp ağrısı ise kalbin oksijensiz kalmasıyla ilişkili olabilir (angina pektoris).

Kalbinizin Fazla Yorulmasını Önlemek İçin Uymanız Gerekenler...

·        Günde üç öğün ve eşit miktarlarda yemek yemelisiniz. Bir öğün de fazla yemeyin, yavaş yiyin, acele etmeyin.

·        Sizi üzen, sinirlendiren, kızdıran durumlardan, kimselerden ve konulardan kaçınmaya çalışın. Kızgınlık, sinirlenme ve korku kalbinizin fazla çalışmasına yol açar.

·        Çok soğuk ya da sıcak iklimde bulunmaktan kaçının. Yazın dışarıdaki faaliyetleriniz için günün serin zamanını seçin. Sıcak, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Çok soğuk ya da rüzgarlı bir günde dışarı çıkarsanız ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın ve soğuk havayı içinize çekmeyin.

·        Faaliyetlerinizi kalbinizin dinlenmesine zaman ayıracak şekilde düzenleyin.

Örnegin:

·        Günün ya da haftanın işini planlayın. Ağır işleri gün içinde dağıtın ve araya hafif işler koyun.

·        Faaliyetleriniz arasına zaman koyun. Bütün işlerinizi sabah yapmaya çalışmayın. Bir kısmını öğleden sonra ve akşam yapın, arada dinlenin.

·        Yorulursanız, her ne yapıyor olursanız olun, 15-20 dakika kadar dinlenin. Örneğin bahçe işlerinin tümünü birden yapmak için kendinizi zorlamayın.

·        Acele etmemeye çalışın. Günlük işlerinizi planlayın, böylece acele etmeden ve sinirlenmeden bütün işlerinizi tamamlayın. Bir işi kısa sürede tamamlamanız gerektiğini düşünmeyin.

·        Sabah ve öğleden sonra olmak üzere en az 2 kere 20-30 dakika istirahat edin. Bunun için yatmanız gerekmez, yalnız dinlenin.

·        Her gece alışık olduğunuz kadar uyuyun. En az 6-8 saat uyumaya çalışın. Bir gece geç saatlere kadar oturup, ertesi gece bunu telafi etmeye çalışmayın. Geç yatacağınız gece gündüz bir süre uyumaya çalışın.

·        Çalışırken kollarınız omuz düzeyinin üstünde olursa, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Pencere silmek, çamaşır asmak gibi işlerden kaçının.

Yaz Aylarında Dikkat Edilmesi Gerekenler!

·        Tuz ve sıvı kaybı hayatınızı tehdit eder;

·        Bol sıvı alın.

·        Sıcakta aşırı efor sarf etmekten kaçının.

·        Yağlı, ağır yemekten, sıcakta alkol almaktan kaçının.

·        Yaza uygun giyinin.

·        Tatile çıkmadan önce doktor kontrolünden geçin.

·        İlaçlarınızın dozajlarının ayarlanması gerekebileceğini unutmayın.

·        Göğüste ağrı, aşırı terleme ve bulantı gibi belirtiler yaşıyorsanız derhal bir sağlık kurumuna başvurun.

Kalp Krizi Sonrası Yaşamımızda Nasıl Değişiklikler Yapmalıyız?

·        Sigara içiyorsak bırakmalıyız.

·        Düzenli egzersiz yapmalıyız.

·        Tansiyon, kolesterol ve şeker hastalığınız varsa mutlaka doktor kontrolünde tedavinizi aksatmayın.

·        Sağlıklı, az yağlı ve kilo yapmayan gıdaları, ihtiyacımız kadar tüketmeliyiz.

·        İlaçlarımızı düzenli kullanmalıyız.

Yaz aylarında aşırı yağlı, midenin çok fazla çalışıp vücuda yük getirebileceği besinlerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle gündüz saatlerinde ağır yemeklerden uzak durulmalı ve hafif, bol sıvı içeren, taze sebze ve meyveden zengin, fazla yağ yükü olmayan yiyecekler seçilmelidir. Sıvı kaybını artıracak alkol, çay ve kahvede aşırıya kaçmamak, güneş ışınlarının direkt olarak geldiği öğle saatlerinde güneş altında kalmaktan, aşırı aktiviteden kaçınmak gereklidir. Özellikle öğle saatlerinde dışarıya çıkmak gerekecekse de açık renkler, ince, pamuklu, bol, havadar, hafif giyecekler seçilmelidir.

Kalp Krizi Sonrası Yaşam

Kalp krizi geçiren birey olaydan çok ürkmüştür. Çünkü olay şahsın hayatını tehdit etmiştir. Doktorunun tüm tavsiyelerine uygun davransa bile hala endişelidir. Kalp krizi geçirdikten sonra her geçen gün kalbimizin iyileştiğini unutmamalıyız. Geçen her gün, sizi daha güçlü ve daha hareketli yapmaktadır. Kalp krizinin tek mağdurunun siz olmadığınızı hatırlayın. Kalp krizi geçiren kişilerin çoğunun şu anda tüm dünyada yoğun bir şekilde işlerine devam ettiğini hatırlayın. Kalp krizi sonrası bireyler, genellikle çok kötü hislere sahip olur. Bu hislerin gelişmesini anlamak kolaydır. En doğrusu bu hisleri içimize atmayarak başkalarına anlatmaktır. Zamanla bu kötü hisler kaybolur gider.

Aile Fertleri Neler Hisseder?

Büyük bir olasılıkla kalp kriziniz ailenizin fertleri üzerinde büyük bir duygusal etki yaratmıştır. Siz koroner bakım birimindeyken, ailenizin fertleri mutlaka çok korkmuştur. Kötü bir zamanda kalp krizi geçirdiğinizi düşünerek şu anda da büyük endişe içinde olabilirler. Bu, normaldir. Kimi zaman başka türlü görünse de, onlar bu durumdan sizi gerçekten de sorumlu tutmaz. Aile fertlerinin kendilerini suçlu hissetmeleri de sık görülen bir durumdur. Herhangi bir şey yaparak kalp krizi geçirmenize bir şekilde neden olduklarını düşünebilirler. Özellikle de genç kızlar ve delikanlılar böyle düşünür. Onlarla duyguları üzerine konuşun ve kalp krizlerinin, aniden patlak vermelerine rağmen uzun yıllar boyunca gelişen koşullar nedeniyle meydana geldiğine onları ikna edin.

Cinsel Yaşam Konusunda Ne Yapmalıyız?

Çoğu birey kalp krizi sonrası eski hayatındaki tempoda seks yapabilir. Eğer bu konuda bir sorunuz olursa doktorunuzla görüşmelisiniz. Eğer seksüel temas sırasında göğüs ağrınız olursa doktorunuza bu konuyu bildirmeniz gerekir. Bu cinsel hayatınızın bitmesi anlamına gelmez.

İşe Dönme Konusunda Ne Yapmalıyız?

Çoğu birey bir ay içinde eski işine dönmektedir. Bu süreç kalbin gördüğü hasarın yaygınlığına bağlıdır. Bazı kişiler kalp krizi sonrası daha az yorucu işlere geçmeyi isteyebilirler. Daha az yorucu işlere geçmeye kesin gereksinim olup olmadığının belirlenmesi için kardiyak rehabilitasyon ünitelerinin değerlendirmesine ihtiyaç duyulabilir.

Hangi Türden Egzersizler Yapabiliriz?

Kalp krizinden sonraki iyileşme sürecinde olanlar, herhangi bir sorunla karşılaşmadan yürüyüş yapabilir, golf oynayabilir, balık tutabilir, yüzebilir ve benzer aktivitelerde bulunabilirler. Egzersiz yapmak gerçekten çok sağlıklı bir olaydır ve kalp hastalarının çoğunluğuna tavsiye edilir. Gene de sizin için doğru olan egzersiz miktarını doktorunuzla görüşmeden sakın egzersiz yapmayın. Çeşitli spor aletlerinde özel egzersizler yaptırarak test etmek suretiyle doktorunuz sizin için doğru olan egzersiz miktarını tayin eder.

Yağsız Rejim Nedir ve Niçin Tavsiye Edilmektedir?

Yağsız bir rejim yağdan, özellikle de et, çok yağlı süt ürünleri ve doymuş yağlardan aldığımız kalorileri azaltmanıza yardımcı olacak bir yemek planıdır. Aynı zamanda yumurta sarısı, sakatat ve öteki hayvani gıdalardan aldığınız kolesterolü de düşürecektir. Yağsız diyetin amacı kanınızdaki kolesterolü ve öteki yağlı maddeleri azaltmak ve böylece kalp krizi riskinizi düşürmektir. Yemek kaşığı başına iki gramdan daha az yağla yapılmış poli doymamış ve mono doymamış yağlar ve margarinler, tereyağı ve sertleştirilmiş margarinlerin yerine kullanılmalıdır. Bunun nedeni, doymamış yağların kandaki kolesterol düzeyini azaltmaya eğilimi olmasıdır.

Tekrar Kalp Krizi Geçirir miyiz?

Bu mutlaka olur denemez. Elbette hiç kimse bir kriz daha geçirmeyeceğinizi önceden bilemez. Ancak eğer doktorunuzun kilonuzla, diyetinizle, ilaçlarınızla, egzersizlerinizle ve dinlenmenizle ilgili tavsiyelerine uyarsanız, daha rahat yaşarsınız ve ilerideki krizlerden sakınma şansınız artar. Koroner hastalıklar üzerine yapılan araştırmalar her geçen gün kalp kriziyle ilgili yeni bulguları ortaya çıkarıyor. Koroner hastaların bugünkü durumu, yalnızca birkaç yıl öncesine oranla bile daha iyidir ve bu durum daha da iyileşecektir. Umutlu olmak için her türlü neden mevcuttur.


Kaynak:
Popüler Bilim Temmuz 2004

Hakan Kalyoncuoğlu
Popüler Bilim Dergisi
Yazı İşleri Md.
populerbilim@populerbilim.com.tr
İstanbul - 02.07.2004


GÜVELOĞLU'NUN BİTKİSEL İLAÇLARI İLE KALP-DAMAR TEDAVİSİ

>>>Bu olağan dışı bitkisel ilaç tedavisinden faydalanmak için tıklayınız.<<<

Güveloğlu 1984 den bu yana, tıbbi bitkiler ve bitki özlerinden oluşan bitkisel reçetesi ile binlerce damar daralması olan hasta insanların tamamen düzelmelerini sağlamıştır. Halen de kendisine en çok başvurulan hastalıklar kalp-damar daralmaları sorunlarıdır.

Bu reçeteleri, ikişer aylık iki dönem kullanılmaktadır. %95 e kadar olan daralmalar bu bitki özlerinin etkisi ile açılarak hastaların hayatları kurtulmaktadır. Bu başarısı sık sık basına da yansımıştır. Bu gazete haberlerini okumak isterseniz tıklayınız.


Ana Sayfa

Atabay Güveloğlu'nun bitkisel kanser reçeteleri ile hayatı kurtulan yüzlerce insandan bir kaç örnek için tıklayınız

Bize Ulaşmak İçin Tıklayın..