www.herbalistatabay.com/kanser.html

 

 
     
 

Kanserden çok kanser ilaçlarından korkunuz...

 
 
KEMOTERAPİ ZEHİRLERİNİN BAZI KORKUNÇ YAN ETKİLERİ AŞAĞIDADIR...

Kanser hücrelerinin normal hücrelere göre hızlı büyümesi ve çoğalması nedeniyle bunları öldürmek için kimyasal ve bitkisel kökenli zehirleme özelliği taşıyan bazı maddeler geliştirilmiştir. Kanser hastalarına uygulanan bu zehirler bir kaç aylık bir süre kanserin ilerlemesini durdursa bile öldürücü korkunç yan etkileri de doğurmaktadır. Ancak, şifa umudu ile bunca yan etkilere katlanan hastalar yine de ölümden kurtulamamaktadırlar...

Yan etkilerin en çok bilinen bir örneği saçlardır, Tüm vücut kılları, tüyleri ve saçlar kanser tedavisi sürecinde kıl dipleri zehirlendiği için kuruyarak dökülmektedirler.

Önemli bir başka örnek de kemik iliği içinde gelişim gösteren kan hücreleridir.Lökosit, hemoglobin gibi insan yaşamı için en gerekli kan hücreleri o derece tahrip olmakta ve azalmaktadır ki, hastaların büyük çoğunluğu kansızlıktan ve bunun getirdiği fırsatçı enfeksiyonlardan ölmektedirler.

Büyük zararı sindirim sistemindedir: Ağız-yemek borusu-mide-bağırsak hattındaki hücreler kanser tedavisi sürecinden olumsuz yönde etkilenmektedir.Karaciğer en büyük zararı görmektedir.

Kemoterapiler kalp, böbrekler, mesane, akciğerler ve sinir sistemi organları gibi hayati organlar üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Halsizlik-bitkinlik. En sık karşılaşılan yan etkilerdir. Gündelik yaşamda karşılaşılandan daha farklı niteliktedir. Genellikle ani başlangıçlıdır. Bazı hastalar tarafından tükenmişlik-bitmişlik duygusu ile tarif edilmektedir.

Bulantı-kusma. Kemoterapi alacak hastaların en çok endişe ettiği yan etkiler arasında olan bulantı-kusmadır.Hasta o derece olumsuz etkilenir ki, kemoterapi gördüğü hastaneyi gördüğünde bile kusar.

Ağrı. Sinir liflerini etkileyen kemoterapi ilaçlarının bazen ağrıya yol açtıkları bilinmektedir. Bazı durumlarda da kemoterapi sırasında ortaya çıkan ağız yaraları, kas ağrıları benzer yakınmaları yaratmaktadır.

Saç kaybı (alopesi). Sık karşılaşılan bir yan etkidir.

Kansızlık (anemi). Kemik iliğini baskılayan ilaçlar kansızlığa yol açmaktadır. Kansızlık belirtileri şunlardır:
Yorgunluk-bitkinlik hissi
Nefes darlığı
Çarpıntı hissetmek

Merkezi sinir sistemi (MSS) sorunları. Kemoterapi MSS’ni etkileyip  bilinç bulanıklıkları ve depresyon gibi sorunlara yol açmaktadır.

Enfeksiyon. Kemoterapi süresince beden enfeksiyonlara daha açık hale gelebilmektedir. Bunun önemli bir nedeni de kemik iliğinin baskılanması sonucunda, enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların (Lökositin) sayısındaki azalmadır.

Pıhtılaşma sorunları. Kanser ilaçlarının kemik iliği üzerindeki baskılayıcı özellik, kanın pıhtılaşmasında önemli bir işlevi olan trombosit hücrelerinin sayısının azalmasına, sonuç olarak da kanın pıhtılaşmaması sorununun ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda, çok şiddetli durumlarda, herhangi bir yaralanma olmaksızın kendiliğinden kanamalar ortaya çıkabilmektedir. Aşağıdaki yakınmalar bu durumla ilgili olarak ortaya çıkabilir:
Umulmadık kanamalar, cilt altında küçük kırmızı noktacıklar oluşması
İdrar renginde pembeleşme, kırmızılaşma, dışkı renginin siyahlaşması ya da dışkı renginde kan görülmesi, diş eti ya da burun kanamaları , bir adet döneminden uzun süren vajinal kanamalar, baş ağrıları ve görmedeki değişiklikler, kol ve bacaklarda sıcaklık ve ağrı hissi ve kabızlık.

Kas ve sinir etkilenmeleri. Bazı durumlarda kanser ilaçları sinir lifleri üzerinde etki gösterebilmekte, periferik nöropati denen merkezi sinir sistemi dışındaki sinir yapılarından kaynaklanan sorunlara yol açabilmektedir. Bu durumdaki kişinin bedenin belli bölgelerinde, özellikle el ve/veya ayaklarında karıncalanma, titreme, uyuşukluk, güç kaybı, yanma, ağrı gibi yakınmalar, ayrıca çenede ağrı, mide ağrısı, kabızlık gibi sıkıntılar gözlenebilmektedir.

Cilt ve tırnak sorunları. Kemoterapinin cildi etkilemesi sonucunda kızarıklık, döküntüler, soyulma, kuruluk, sivilcelenme, güneşe karşı hassasiyet artışı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bazı ilaçlar ciltte koyulaşmalara yol açabilmektedir. İlaçlar tırnaklar üzerinde de kırılma ve renk değişiklikleri gibi sonuçlara yol açabilmektedir.

Böbrekler ve mesane ile ilişkili sorunlar. Kemoterapiler, mesanede irritasyon ve böbreklerde geçici ya da kalıcı hasar yaratabilmektedir. Bazı ilaçlar idrar renginin ve kokusunun değişmesine yol açmaktadır.

Nezle benzeri belirtiler. Bazı hastalarda kemopterapiyi takip eden günlerde nezle benzeri, zaman zaman ateşin de bulunduğu bir tablo sergilenir. Bu tablo gerçekten bir enfeksiyondan kaynaklanmış olabileceği gibi, kanserin kendisinin yarattığı bir durum da olabilir.

Bedende sıvı hacminin artması. Kemoterapi süresince bedende su tutulumu artabilmektedir. Hasta, özellikle el ve ayaklarda öne çıkan bir şişlik hissedebilir.

Cinsel organlar üzerindeki etkiler. Kemoterapi bazen (her zaman değil) cinsel organları etkileyebilir.
Erkeklerde: Sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma olabilir. Bu sorun geçici ya da kalıcı olabilir. Sertleşme ve bunu sürdürebilmede sorunlar yaşanır. Olası bir sorun da, kanser tedavisi döneminde spermin içinde, genetik bilgi saklayan kromozomlarda bir bozulma olmasıdır.
Kadınlarda: Overlerin etkilenmesi durumunda, üretilen hormon miktarında değişiklikler olabilir. Bu da adet dönemlerini etkiler: Düzensizlikler olabildiği gibi, kemoterapi döneminde kesilebilir de. Bu değişiklikler kalıcı olabilmektedir. İnfertilite (doğurganlık kaybı) ve menapoz görülür.
 
 
 

MODERN TIPTA KANSERİN KALICI TEDAVİSİ ASLA YOKTUR.HASTALARIN HEPSİ KAYBEDİLİYOR...
İşte aşağıda son kötü örneklerden bir kaçını anlatan hasta yakını mailleri :

----- Original Message -----
From: miray mermi
To: tedavi@herbalistatabay.com
Sent: Sunday, August 17, 2008 2:11 PM
Subject: ÇOK ACİL YARDIM!!!

Merhabalar Sayın Atabay Güveloğlu..
Halam 2 seneden beri kolon kanseri, kendisi 46 yaşında kemoterapi tedavisi gördü, ameliyata gerek olmadığını söylediler. geçen zaman içinde hep iyiye gittiğini söylediler ama günden güne eridi.
alternatif tıpa yönelmedik doktorlara güvendik,her kemoterapi alışı ona eziyet çektirmekten başka bi işe yaramadı.bundan 2 hafta önce rahmine sıçradığı ortaya çıktı, her doktor birbirinden farklı şeyler söyledi, en son gittiğimiz doktor bize ameliyatla temizlenebileceğini söyledi.Bunun üzerine hemen ameliyata alındı, ama rahim ve yumurtalıkları alınmadan sadece bağırsağı dışarı verilerek yara kapatıldı, güçlü bir moralle tekrar kemoterapiye başlanacağı söyleniyor ama biz buna da inanmıyoruz, Doktorlara olan güvenimiz sarsıldı. Şu an tek umudumuz doğanın şifalı eli ve sizsiniz.Bütün yorumları okudum, eğer bize de yardım ederseniz çok büyük dua alırsınız, sizden acele haber bekliyoruz.Ne gerekiyorsa yaparız . Numaramızı gönderiyorum Ümran -Tel  053..............

KARACİĞER KANSERİNDE BİLE ONKOLOG DOKTORLAR KEMOTERAPİ UYGULUYORLAR(!)...

----- Original Message -----
From: ismail aydoğan
To: tedavi@herbalistatabay.com
Sent: Monday, November 10, 2008 6:33 PM
Subject: annem karaciğer kanseri

Annem karaciğer kanseri ve başka organlara da sıçradığını öğrendik kemoterapi denen tedaviyi uyguladıktan sonra yataktan kalkamaz hale geldi sürekli ağrılarından şikayetçi ve geçen gün vücudunun ve güzlerinin sarı renk i aldığını gördüm sarılık olmasından şüphelendik ve uzun araştırmalarımdan sonra bir kaç Herbalist kişi ile görüştüm ama hiç birisi sizin gibi bana inandırıcı gelmedi bu yüzden sizden acil olarak yardım beklemekteyim bana yardımcı olabilir misiniz? Annemin bir an önce ayağa kalkması için lütfen bana yardımcı olun..
Annem daha 46 yasında ve hayattan ümidini kesmek üzere onun için neler yapabilirsiniz.
Umudumuz önce Allah sonra sizsiniz.

İvedi haberlerinizi bekliyorum saygılarımla..

İSMAİL AYDOĞAN

 

MEME KANSERİNDE HİÇ FAYDA SAĞLAMIYOR, AKSİNE ZARAR VERİYOR..

----- Original Message -----
From: ÖZDEM KUŞAT
To: bilgi@herbalistatabay.com
Sent: Sunday, January 04, 2009 10:21 AM
Subject: meme kanseri

Hocam merhabalar,
Ben anneme şifa arıyorum. Anneme 2008 nisan ayında meme kanseri teşhisi kondu. Sol meme üst kadranda ceviz büyüklüğünde bir kitleyi fark ederek hastaneye başvurduk. İstanbul da gittiğimiz özel bir hastane ameliyatla tüm memeyi ve lenf bezlerini almayı önerdi kabul etmeyerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesine başvurduk. Orada da ameliyat yerine sekiz seans kemoterapiye karar verildi ve 21 günde bir 8 seans kemoterapi uygulandı. Annem 57 yaşında. Kemik, karaciğer ya da beyin .... metastaz durumu yok. sadece sol memede kitle ve 1 lenf nodu tutulumu var. Fakat tümör çok büyüdü. Ceviz büyüklüğünde iken kemoterapiden sonra yumruk büyüklüğüne ulaştı.
 
En son onkoloğumuz"Kemoterapi cevap vermemiş" dedi. Şu an radyoterapi düşünülüyor ama bu seferde boyunda bir beze ortaya çıktı. henüz ona biyopsi yaptırmadık. Büyük ihtimal yine ameliyat denmeyecek. radyoterapi de boyundaki bezeden dolayı sakıncalı olabilirmiş. Hormon tedavisine geçebiliriz dedi.
 
Hocam zaman kaybetmek istemiyorum. geçen her dakika annemi benden ayıracak. Vakit kaybetmeden doğru yolu bulup ilerlemek istiyorum.
 
Alternatif tıbba sonuna kadar inanan birisiyim. Hocam geçmiş tecrübelerinizi bilginizi şefkatinizi de katarak bana bir çözüm önerin.  
 
Hayırlı cevaplarınızı bekliyorum. saygılarımla. Kolay gelsin.
 
Özdem ATAŞ
Polis Memuru
 

----- Original Message -----
From: fatih802
Sent: Thursday, December 25, 2008 11:24 PM
Subject: karaciğer kanseri
 
iyi günler syn. Güveloğlu ben 50 yasında bayanım... 9 ay önce karaciğer kanseri olduğumu öğrendim, şuan kemoterapi görüyorum 11. kürü aldım amam yine de kolona metastaz yaptığı için nisan 2008'de kolon ameliyatı oldum karaciğerimdeki kitle 15x10x12cm olduğundan  ameliyat olamıyorum. Kemoterapilerle  hiçbir küçülme olmadı Ca:487 kemoterapinin faydası olmadığını düşünüyorum. ne yapmam gerekiyor bana yardımcı olursanız sevinirim...
----- Original Message -----
From: ibrahimcalpan
To: bilgi@herbalistatabay.com
Sent: Wednesday, December 10, 2008 4:39 AM
Subject: kolon kanseri
 
iyi günler Atakay bey.Ben İbrahim Çalpan. Ankara'da oturuyoruz.annem 48 yaşında ve kolon kanseri teşhisiyle bir hafta önce ameliyat edildi ve kolostomi takıldı,doktoruyla görüştüğümüzde ameliyatın başarılı geçtiğini ve rahime de sıçradığı için rahminin de alınarak tümörün temizlendiğini söyledi ve patoloji sonucuna bakarak yüzde altmış sekizlik bir kurtulma şansı olduğunu ve kemoterapiyle bunun üzerine yüzde on üç ekleyebileceğimizi söyledi.açıkcası bu yanıt beni pek tatmin etmedi ve sitenizden de okuduğum üzere kemoterapinin hastalara neler yaptığını öğrendim.sizden istirhamım bu hastalıktan annemi kemoterapisiz bir şekilde sizin yöntemlerinizle kurtarabilir miyiz?ocak ayına kemoterapi randevusu verildi AMA BEN ANNEMİ ONLARIN ELİNE BIRAKMAK İSTEMİYORUM.Maiimi cevaplarsanız çok memnun olurum.patoloji sonucunu da gönderebilirim.Slm.

 

----- Original Message -----
From: beyhan mutlu
To: tedavi@herbalistatabay.com
Sent: Monday, October 06, 2008 1:38 PM
Subject: 6 yaşındaki yeğenime acil yardım

Ben Beyhan Mutlu. Size İstanbul'dan yazıyorum.Benim yeğenime 10 ay öne sol bacağında 9 cm büyüklüğünde kemik tümörü tanısı kondu.4 hür kemoterapi oldu ve 7.kür sonunda ameliyat yapıldı.Ameliyat sırasında kalça kemiğinde hala çok sayıda canlı hücre görüldüğünü söyledi doktorumuz.Yaklaşık 1 ay kadar sonrada radyo terapi kemoterapi ilacı değişmeden birlikte verilmeye başlandı.Tabi ki radyo terapinin yan etkileri kalçayı yaktı iyileşinceye kadar çok uğraştık.biz her şey yolunda gidiyor tedavimiz aralıkta bitecek diye beklerken 9.9.2008 de akciğerde omurilikte ve sağ kalçada (Yayılım) metastaz olduğunu söylediler.ilaçları değişti.2 kür bu ilaçtan verilecek sonuca göre tamam yada devam denilecek.1. kür ilaç verildi ağrıları devam ediyor.dün akşam ateşi 39.5 oldu kanında mikrop olduğunu mikrop varken de kemoterapi ilacının verilemeyeceğini söylediler.alınan kültürlerde mikrobu bulamıyorlar.crps yüksek diyorlar.bugün şu saatlerde tomografi çekiliyor.Çok çaresiziz ne olur bize yardım edin.Sizde tedavimiz mümkün mü.acil cevap bekliyorum.saygılar.
 

----- Original Message -----
From: ufuk artan
Sent: Sunday, October 05, 2008 12:17 PM
Subject: TEDAVİ

MERHABA, ben diyarbakırdan ufuk. konu annemin rahatsızlığı yaşı:52
TEŞHİS:MEME CA, AKCİĞER,BEYİN, KEMİK METASTAZI
  
düşünceler:  Annem 7 nisan  2005 tarihinde sağ meme ameliyatı  olup alınmıştır
Ameliyattan sonra 8 kür  kemoterapi  alıp  30 gün radyoterapi almıştır.
Daha sonra tamoksifen adlı tableti kullanmaya başlamıştır 1 yıl iyiydi. Daha sonra akciğerde su toplandı. ve oraya da yayıldı. 12kür kemoterapi almıştır. daha sonra arowasin tablet kullanmaya başlanmıştır.ve 3 ay sonra kontrole gittiğimizde tekrar akciğerde  sıvı toplandığı söylendi.ve göğüs cerrahi kliniğine yatırılıp  (doktorun karneye yazdığı teşhiste  malingn masif plevral effüzyon tanısı yazmıştır.)akciğerindeki sıvı alınmıştır. 1ay tekrar arowasin isimli ilaca tekrar başladı. sonra 1 aydan sonra tekrar sıvı oluştu evde 5 kür kemoterapi görüldü.(xelode 500 mg)daha sonra beyin emarı ve kemik  sintigrafisi istenildi sonuç olarak  beyin  ve kemik tede metastazı oluştuğunu söyledi. daha sonra beyin ve akciğerinden  10 gün ışın(radyoterapi) gördü. şu anda ki belirtileri ,
Halsizlik, el ve ayaklarda uyuşukluk, ayağa kalkamama sadece wc ihtiyacını bizim aracılığımızla görmekte,canının ağrılarının fazla olduğu, nefesinin kesilmesi sanki uzun maraton koşmuş ve yorulmuş gibi,bulantı, iştahında azalma, karnında şişkinlik
belirtileri vardır.
 
    Şu anda doktorumuz pazartesi günü gidip akciğer tomografisi ve kan tahlilleri istedi yarın gidip yapılacak.bunların sonuçlarına göre bize tekrar kemoterapi ve kemik güçlendirici ilaçları başlayabiliriz dedi. bizde internetten sizin reklamınızı gördük ve sizinle temasa geçtik . Yardımcı olursanız çok seviniriz.Allah yardımcınız olsun iyi çalışmalar
 
YUKARIDAKİ MAİLDE DE GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ MEME KANSERİNDE KEMOTERAPİ TAM BİR FİYASKODUR VE ASLA ÇÖZÜM DEĞİLDİR

 

----- Original Message -----

From: Ali Akdağ

To: tedavi@herbalistatabay.com

Sent: Monday, December 22, 2008 3:09 PM

Subject: FW:

Sayın Hocam,

48 yaşında olan eşimde; aşağıdaki tanı ibaresi ile karaciğer kanseri tanısı konmuş olup, 52 kür düşük dozlarda kemoterapi uygulanmıştır. Hastamız sürekli kötüye gitmiştir.Şu an itibari ile Kemoterapi kesilmiş olup, hasta kaderine terk edilmiştir. Ağrı kesicilerle ağrısı dindirilmektedir. 

Konu ile ilgili değerlendirmenizi rica ediyoruz.

Saygılarımızla.

 

 
  BİLİM ADAMLARI KEMOTERAPİ TEDAVİSİ KONUSUNDA NE DEDİLER?  
     
  2 kez Nobel ödülü kazanan Dr.Linus PAULING "Herkes şunu bilmelidir ki; konvensiyonel (Kemoterapiler vs.) kanserle savaş büyük bir aldatmacadır." diyor.

Milli Kanser İstişare Komisyonu'nda uzun süre çalışan ve DNA'nın çift helix yapısını keşfedenlerden biri olan, yine Nobel ödüllü Dr.James WATSON daha sert konuşuyor;

"Bu kanser savaşı hikayesi bir öbek pislikten başka birşey değildir."
diyor.

Californiya Tıp Okulu Üniversitesinde Dr.Alan LEWIN
"Bu ülkede kanserlilerin çoğu kemoterapi yüzünden ölüyor. 10 seneye yakın bir süreden beri istatistiklerin kanıtladığına göre, göğüs, kolon ve akciğer kanserinde kemoterapi tamamen etkisizdir." diyor.

Amerikan senatosuna bağlı Office of Technology Assesment yani Teknolojiyi Değerlendirme İdaresi'nin raporu da tüm bu iddiaları kesin olarak doğruluyor:
"Yapılan incelemelerde
görülmüştür ki konvensiyonONKmleri kanser vakalarının ancak %10-20 si    üzerinde etkilidir."
diyor.

Bir Türk doktor da kitabında şöyle diyor;
"Bu gün ülkemizde uygulanmakta olan konvensiyonel kanser tedavisi sadece ilaç satıcılarına yaramaktadır. Onların sömürü düzenine ve bilgisizliğe ters düşen, daha doğrusu ilaç kartelini tedirgin eden buluşların sahipleri gestapovari (Hitlerin zalim polisleri gibi)  baskılarla ülkelerinden sürülmekte ve başka ülkelerde yaşamak ve yaşatmak zorunda bırakılmaktadırlar."

Büyük araştırmacı Dr.Robert ATKINS
"Hiçbir işe yaramadığını bile bile hastasına kemoterapi uygulayan bir doktor hoşgörülü bir tabirle budala, fakat gerçek anlamda bir canidir." diyor. (Robert C. ATKINS, Healt Revolution: How Complementary Medicine Can Extand Your Life.New York: Bantam Books 1990 sahife:95)
 

BİR TÜRK ONKOLOG DR.MURAT BAŞ 'IN KEMOTERAPİ HAKKINDAKİ YORUMU İSE AŞAĞIDADIR:

----- Original Message -----
From: Murat-OZONPARKS
To: tedavi@herbalistatabay.com
Sent: Thursday, September 25, 2008 12:40 AM                           

**********************

KEMO-I

         ************************

NAPALM BOMBASI

 Eğer hastalığınızı alt etmeye niyetliyseniz, pişmanlık duymamalı, geçmişe özlem hissetmelisiniz.

Her şeyden önemlisi, başarsanız bile asla geri dönebileceğiniz, tam sağlıklı olabileceğiniz umuduna kapılmamalısınız.

Kanserden ve tedavisinden bahsediyorum.

Kanserin günümüzde en yaygın kullanılan tedavi şekli KEMOTERAPİ’dir.

Kemoterapi, son derece yalın bir kavramdır.

“Kimyasallarla Tedavi” anlamına gelir. Kimyasal Silah gibi.

Kanser hücrelerinin çoğalmak ve üremek gibi “kötü niyetli” özellikleri vardır.

Kanserin ideolojisi “büyümek için büyümektir”.

Kemoterapi, doktor tarafından alaylı bir dille “kokteyl” adı verilen, çok güçlü birkaç kimyasal ilacın bir arada verildiği bir karışımdır.

Kana karışarak bedeni dolaşır ve neredeyse vücudun bütün hücrelerini etkiler, özellikle de anormalleşen kanser hücrelerini öldürür.

Ne var ki, sadece kanser hücrelerini etkileme.

Saçlar, damak, dil, bağırsak mukozası en çabuk ve kolay etkilenen hücrelerdir.

Sonra kemik iliği, kemoterapi ile iyice azalır.

Yani kemoterapi sağlıklı hücreler ile hasta hücreler arasında net ayrım yapamaz.

Kemoterapiye “bir palmiye ağacına tünemiş maymunu öldürebilmek için ormana NAPALM BOMBASI atmak ve milyarlarca ağaç, bitki ve çiçekleri yok etmek gibi bir şey” denilebilir.

Ya da,

Savaş sırasında gizlenmeye çalışan gerillaları engellemek ya da öldürmek için, uçsuz bucaksız bitki örtüsüne sahip, ancak yüzyıllar süren bir zamanda yetişebilmiş çamların çınarların oluşturduğu orman ya da dağları bombalamaya, yakmaya benzer bu durum.

Maalesef, gerillalara uygulanan aynı “askeri mantık”, kemoterapinin felsefesidir.

Saydam ve renkli bir şişeden damla damla inen sıvı, bedeni alt üst eder.

Savaş alanındaki yanık kokuları gibi, ağzınıza güçlü demir kokuları yayılır.

Vücudunuzun her tarafında uyuşma, karıncalanma başlar.

Başınız dumanlanır, mideniz bulanmaya başlar.

İçinizi saran alev, bedeninizin her tarafına tırnaklarınızın ucuna kadar yayılır.

Kemoterapi ile yüzleşmek kolay değildir.

Hastalarımdan birisi “Allah düşmanıma ve hatta Yılan’a bile kemoterapi’yi nasip etmesin” dediğinde haksız sayılmazdı.

Kemoterapi alınacağı düşüncesi bile insanı rahatsız etmeye ve gerçekçi kabus görmeye yeterde artar.

Kimisi önceden dua eder, namaz kılar, kimisi yoga-meditasyon yaparak ruhen hazırlanır.

Kimisi kemoterapi öncesinde en sevdiği şarkıları söyler, kimisi de sonrasında yemek yiyemeyeceği için en sevdiği yemekleri tıka basa yer.

Ama, hastaların azımsanmayacak çoğunluğu bundan bir şifa ve hayır gelmeyeceğini düşündüğü için bir “işkence” olarak algılayıp, kemoterapiyi reddeder.

Kemoterapiyi reddedenleri suçlamak onları anlamamaktır.

“Başka seçeneğimiz yok” diyerek kemoterapiye razı etmeden önce doktor ve hasta yakınları bunu iyice düşünmelidirler.

Bu nedenle hasta detaylıca bilgilendirilmelidir.

Ne kadar çok bilgi, o kadar az korku prensibi unutulmamalıdır.

“Ya kemoterapi ya ölüm” yerine, “kemoterapi ile ne kadar şifa?” sorusuna cevap verilmelidir.

Kemoterapi, tepenizde saldıran bir kaplan ve altınızda uçurum varken, size uzatılan bir ip gibidir. İpi tutsanız bile tehlikelerden kurtulacaksınız demek değildir bu.

Kemoterapi bombardımanı, en az iki haftalık dinlenme ile etkisini kaybederken, üçüncü haftada yeni bir bombardımanın zamanı gelmiştir bile.

Yani değneği yiyebilecek hale yeniden gelmektedir.

İnsanoğlunun sağlıklıyken, bir bedeni olduğunun farkına varamaması ne kadar ilginç.

 Beden, beden, beden,…

Onun işlevini sağlıklıyken ne kadar da sıradan görürüz. Bedenin bütün dikkatinin odak noktası olabilmesi için galiba hastalanmamız gerekiyor.

Çok kolay olan soluk almak, idrar yapmak, yürümek bile, hastalandığımızda insanda acı yaratan, rahatlama ya da kaygıya yol açan işlevler haline gelebilir.

Hastalandığımızda günden güne ne kadar ona (bedenimize) bağımlı olduğumuzu, onun keyfinin nasıl sizin keyfinizi belirlediğini ve hastalandığımızda sizi nasıl tutsak ederek köle haline getirdiğini anlayabilirsiniz.

Kemoterapi gibi ciddi bir tedavi almadan önce bedeninizin farkına varmalısınız.

Hangi noktaya kadar siz bedeninizsiniz.

İkinizin arasında ne gibi bir ilişki var?

Gerçekte sadece ikiniz mi varsınız?

Hastalık veya ölüm giderek kendini hissettiren bir gerçeklik olarak üzerinize ağırlık yapmaya başladığında, ağrılarınız, halsizliğiniz, yüzleşmeniz gereken şeyler olduğunu düşündürmeye başlayacaktır.

Bedeniniz, doğduğunuzda ödünç aldığınız bir kostüm, yani emanettir.

Çıplak kalmaktan korkmaksızın, onu bir gün geri vereceğini düşünerek, ona ne kadar bir “emanet” gibi davrandığınızı sorgulamalısınız.

“Beden” ile ilgili düşüncelerimizi sonraki yazılara bırakırsak, kemoterapi alacağınız zaman yalnız olmadığınızı, ikinci bir “emanet” ile birlikte olduğunuzu aklınıza getirin.

İşte o zaman en doğru kararı vereceksiniz.                                                         

KEMO-II

         ************************

Kanserli hastaların “kemoterapi” yani “KEMO” almaya karar vermeleri hiçte kolay değildir.

Çoğalan ve saldırganlaşan kanser hücrelerini değiştirmek amaçlanırken, kemoterapi alanların bizzat kendileri değişmeye başlarlar.

Bedenleri o güne kadar tanımış oldukları beden olmaktan çıkar, her geçen gün bir şeylerin değiştiği hissedilir.

Kemoterapi alan kişi, kendini uyduruk bir bilim-kurgu filmindeki üzerinde deneyler yapılan ve garip bir yaratığa dönüşen kahraman gibi hisseder.

Duyular keskinliklerini yitirerek küntleşme meydana gelir. Duygular donuklaşıp, koku ve tat alma yetenekleri son derece körelmiş olur. Parmaklar bir cam gibi kırılganlaşır.

Sağlıklıyken bir portakalı rahatlıkla soyabilen tırnaklar, eski zaman fotoğrafları gibi soluk kahverengiye bürünürler. Dişler sararır, diş etleri öyle hassaslaşır ki, en yumuşak diş fırçası bile “rende” hissi vermeye başlar. El ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma başlar, giderek his kaybı oluşur. Yüz ve karın ise sürekli şiştir zaten.

En kötüsü başında hissedilir, zihin durur, hiçbir şey düşünemez hale gelir. Zihin, en sıradan ve basit mantık gerektiren konuları düşünmekten acizdir. Kapıyı anahtarla açmak, tencerenin altındaki ateşi söndürmek, çay içmeyi unutmak gibi.

Kemo alan hasta, kimi zaman istemeden transa geçer. Elinde sıkıca tuttuğu bir şey kayıp gider sanki. Pek çok tabak ve bardak kırılır. Mutfağa gitmek üç adımlık mesafe iken, en az 3 dakikayı alır. Bütün beden ve metabolizma yavaşlar. Denge çoğunlukla sağlanamaz. Genellikle ayaklar yere basmıyor, su üzerinde yürüyormuş hissine kapılır hasta. Yüz metrekarelik bir alanda yaşamanıza rağmen kalem, gözlük gibi eşyalarınızı sık sık kaybedersiniz.

Neden bilinmez ama, daha önce tanışmış olduğunuz ama hayatınız için önemsiz birisi sık sık aklınıza gelir. Okuduklarımızı anlamak ve önemsemek imkansız gibidir.

Güneş. Hep altında kalmaktan hoşlandığımız güneşi, birden sevmeyiverirsiniz. Farkına varmadan gölgeye sığınırsınız. Çünkü, kemo ciltteki pigmentasyon sistemini onarılamayacak biçimde harap eder. Kemo alan birisi neredeyse hayatı boyunca hiç güneşlenemez. İsterseniz güneşin altında oturup, beyninizin kızarmasını hissedebilirsiniz.

En tuhafı ve önemli olanı “karakter değişikliği” dir. Kemo alan kişi, asabi, huysuz, tahammülsüz, alıngan ve depresif olur. Karar vermekte son derece zorlanır. Kemo sıvısı nasıl rengarenk ise kemo alan kişinin karakteri de renkten renge girerek değişir. O anda aklınıza gelebilecek olumsuz, ama önemsiz veya küçük bir sorun, ansızın bir fırtına-kasırgaya dönüşebilir. Evvelden zevk aldığınız filmleri seyretmeye tahammül edemezsiniz. Bayıldığınız ve sizi kendinizden geçiren müziği bile bir iki dakikadan fazla dinleyemezsiniz.

Bazen zihin giderek bulanık, ama daha sakin ve keyifli bir hal alır. Bazen de herhangi bir sıradan söz ya da hadise zihni alt üst etmeye yeter. Kemo alan kişinin bu değişken hali yarı yarıya dolu bir varili andırır. Bir kez dokunulduğunda çalkalandıkça çalkalanır.

Kemo alan kişinin öğrenmesi gereken zihni sakinleştirmek veya bu çalkantılara direnmek değil, onların farkına vararak onları kabul etmektir. Onları kovmaktansa kendi kendilerine çekip gitmelerini beklemek daha kolaydır.

Kemo alan kişinin rüyaları başlangıçta korkunç kabuslarla dolu iken, sonraları hafif, sıkıntısız ve rahat bir hal alırlar. Önceleri sık sık ve ani uyanmalarla kesilen ve sabahları depresyonun pusu kurduğu uykunun bu hali çabucak dağılan bir dumanı andırır.

Dünyayı oldukça önemsiz hissettiren bir uzaklık duygusu kaplar insanın içini. Dünya içinde yaşamaya değecek ilginçlikte bir yer olmaktan çıkar. Böyle olunca da kanser artık “dram” gibi görünmez.

Ölüme karşı duyguları da değişir kemo alanın;

Şu cümledeki gibi; “öleceğimi biliyordum, bilmediğim bunun ne zaman olacağı ve işte insanı öldüren de bu”

Ölüm geldiğinde Woody Allen’in dediği gibi “Ölmek mi? Beni hiç ilgilendirmiyor. Sadece geldiğinde ben burada olmak istemem” diyebilir mi insan?

Kemo alanın yeni ruh halinin ilginç bir yüzü de “zaman” ile kurduğu farklı ilişkidir. Geçmişin kesinlik içeren yükünü bayılarak taşıyan, geleceğin pek çok olasılık dolu belirsizliği karşısında kafası hep karışmış bir olarak şimdiden geçmesini bekler. Böyle olunca da anı yaşamayıp elinden kaçırır genellikle insan. Oysa Kemo alan kişi de zaman artık böyle değildi. Saat saat, gün be gün, fazla beklenti ve fazla plan olmaksızın şimdinin tadı çıkarılır artık.

Kemo alan kişi, minyatüre dönüşerek hafifleyen varlığının tadına varır. Her sabah gazeteyi bir karıncanın umursamazlığıyla okur, TV’yi bir arının gözüyle seyreder. Herkesin telaş içinde koşuşturduğu, kavga ettiği, kan döktüğü dünya kemo alandan çok çok uzaktadır.

Kemo alanları bekleyen en ciddi tehlike, kemo aldıktan sonra “normalden” uzaklaşmaları yani “anormalleşme” leridir. Hayatın normalinden (gerçekliğinden) uzaklaşmak gerçekten büyük bir tehlikedir. Bu durumdaki kişi kendini salar, dişlerini fırçalamaktan saçlarını taramaktan vazgeçer. Sanki artık hiçbirşeyin önemi yokmuş ya da bütün kötülüklerin nedeni olan bu beden artık sevilemez ve sadece nefret edilen bir nesne olarak görülmekteymiş gibi davranır. Bence kemo alan biri bunlardan olmamaya gayret etmelidir.

Sanki hayat “normal” seyrinde devam ediyormuş gibi sabah uyandığında yüzümüzü yıkamalı, kahvaltımızı yaparak koşmaya gitmeli, gazetemizi okumalı, düşük şiddette de olsa işimize devam etmeli, akşam TV’mizi seyretmeli, haberleri dinlemeli ve yorumda bulunmalı, azalsa da cinselliğimizden vazgeçmemeli ve yatmadan önce dişlerimizi fırçalamalıyız.

Kimi zaman kendinizi inandırmakta güçlük çekseniz de eninde sonunda sahip olduğunuz tek beden budur ve onu “normal” ve dinç tutmak yapabileceğimiz en iyi şeydir. Elbette normal ve sevdiklerinizi önemseyerek bu dönemi tek başımıza geçirme kararı son derece doğru olabilir. Böylece başkalarının kaygılarıyla kaygılanmamıza gerek kalmaz. Böylece bütün enerjinizi ve dikkatinizi sadece kendinize yönlendirebilirsiniz. Bir fırtınanın ortasında çaresiz kalmamak için bütün ağırlıklarını denize döken, denizci misali kemo alan kişide normal insani ilişkilerini az ve öze ingirgemeli, alışkanlık ve nezaket yönünden korunan gereksiz bağlar koparılıp atılabilir.

Kemo alan kişiyi, sessizlikten, boş saatlerden, küçük ve lüzumsuz eylemlerden, yararsız ve sıkıcı ilişkilerden uzakta, huzurdan oluşan bir dünya yaratmasında sakınca yoktur. Tek bir söz etmeden ya da duymadan geçirdiği günler olabilir. Bazen kapıcıyla karşılaştığında “günaydın” veya “iyi akşamlar” demekte zorlanabilir.

Kemo alan kişi, normalde sapmadan boş bir aklın, giderek daha az çatışmalı bir yüreğin ve her zamankinden daha hızlı akan zamanınkinden daha hızlı akan zamanın tadını çıkarmalıdır. Geçmişteki gibi, kendi kendini sorunların çokluğu ve yararsızlık ya da sorumluluk duygularıyla bitirmemelidir.

Yapacak, hayal edecek ya da ümitlenecek hiçbir şeyi yoktur.

Sadece olduğu yerde ve sessizce kalmalıdır.

Ömrü boyunca sadece “çene çalma” denilebilecek çok sayıda konuşmalarından, biriyle öğle yada akşam yemeğe gitmekten, oraya buraya koşuşturmaktan, randevuya yetişmekten vazgeçebilir. Sonuçta bunların hepsi bitmiştir. Eski “o” artık “o” değildir. Kemonun fosforlu ve rengarenk sıvıları “o”nu yakıp, kül etmiştir.

Artık bir yere telefon açmak, bir iş yemeğine gitmek, çok sayıda insanı tanımak, bir ürünü ya da hizmeti tamamlamak, yemeği pişirmek ve bazı alışkanlık ya da gelenekleri yerine getirmek zorunda değildir. İşte bütün bu “zorunluluk”lardan kurtulmak için kanser bir fırsattır. Snki bunlardan kurtulmak için kanserin peşine düşmüş ve onu arayıp bulmuş gibidir.

Kemo olan kişi, kendisine merhamet göstermek ve anlamsız avutma sözcüklerini sıralayanlara bu fırsatı vermemek için harika görünmelidir.

Kemo alan kişi, hastalığını sıçramayı öğrenmek için yoluna konulmuş bir engel olarak görmelidir. Sorun olan, atlayarak üzerinden mi, kenarından mı, yoksa daha kötüsü, altından geçerek mi aşacağınızdır. Her hastalığın gizli bir mesajı olduğunu, bir şeyleri anlamak için başına geldiğini bilmelidir. Sonuçta hastalığı kişinin bedeni üzerinde yaptığı saygısızca tasarruf ve tahribat çağırır. Yıllardan beri rutinden kurtulmak, günün-hayatın ritmini yavaşlatmak, olaylara farklı bir bakış açısını yakalamak için bir fırsat.

Yani her şeyin yerli yerine oturduğu bambaşka bir hayatı. Ruhunuz, bedeniniz, her şeyinizin değiştiği bambaşka bir kişilik.

Belki de fıtrata(tabiata), öze bir dönüş.

Mükemmel bir sağlığın olmasını dileme

Bu açgözlülük olurdu

Istırabını şifa yap

Ve engelsiz bir yol bekleme

O ateş olmasaydı ışığın sönerdi

Özgürlüğe kavuşmak için fırtınayı kullan

Koreli bir Zen rahibinin sözleri


Türkiye'deki sözde kanser uzmanı doktorlara ilaçla tedavi konusunda asla inanmayınız..İlaç firmalarının büyük paralar vererek televizyonlara ve büyük gazetelere köşe yazarı olarak çıkardığı sözde kanser uzmanı profesörler bitkilerden, doğal beslenmeden bahsederek dürüst görünmeye çalışırlar ama işleri, ilaç firmalarının çıkarı karşılığı temsilcileri oldukları için hastalara kemoterapi zehirini uygulatarak kısa sürede ölmelerine neden olurlar.Kim aksini iddia ediyorsa biz buradayız!!
Bunların adları bu nedenle ÖLDÜREN DOKTOR a çıkmıştır.Kanser tedavilerinden ancak kaçanlar kurtuluyorlar.Tıpta kanserin tanısı vardır ama asla kalıcı tedavisi yoktur.Dönüşsüz bir yola, kemoterapiler uygulatarak girmeyiniz.Siz kaybedersiniz ama yabancı ilaç firmaları ve kemoterapileri uygulayarak onlardan prim alan onkolog doktorlar kazanırlar...
 

Kanser tedavisi beyni vuruyor  

Bir çok kanser türünün tedavisinde kullanılan 5-fluorouracil'in beyne hayati yönde zarar verdiği belirlendi.

Kanser tedavisinde kullanılan 5FU olarak adlandırılan antikanser ilacı 5-fluorouracil'in, beyne, kanser tedavisi bitişinden uzun yıllar sonra bile
etkisini gösteren zararlar verdiği tespit edildi.

Over, göğüs, mide,pankreas ve prostat kanseri tedavisinde kemoterapi ilacı olarak kullanılan 5FU'nun beyindeki hayati hücrelere zarar verdiği bir çok araştırmanın ortak sonucu olarak karşımızda. 

Rochester Üniversitesi'nde yapılan araştırmada sonuçları, kemoterapi tedavisinde görülen nörolojik rahatsızlıkları da açıklıyor.

Yaşanabilmesi muhtemel rahatsızlıkların başında hafıza kaybı, konsantrasyon kaybı, bunama ve felç gelebiliyor.

Aynı üniversitenin bir önceki araştırmasında da göğüs kanseri tedavisi gören hastalar üzerinde yapılan incelemede, yüzde 80'inin hafıza problemleri yaşadığı belirlenmişti.

 
BİR KAÇ HASTA MAİLİ VE GÜVELOĞLU'NUN YANITI AŞAĞIDADIR
----- Original Message -----
Sent: Thursday, July 31, 2008 12:34 PM
Subject: ca

Sn:Atabay Güveloğlu ,benim kız kardeşim şu an 32 yaşında.1,5 yıl önce kız kardeşime sol akciğer adenokarsinomu teşhisi konuldu.
Teşhis konulduğunda 3.cü evredeydi,yalnız teşhisten önce 1 sene hastanelerde dolaştık bir şeyin yok denildi ,teşhis konulduğunda çok geç kalınmış dendi.İzmir Dr.Suat Seren göğüs hastanesinde tedavisine başlanıldı.Çok nadir sigara içen birisiydi fakat hastane raporlarına günde 4 paket sigara içiyor diye yazılmış, hangi amaçla bilmiyoruz ama.Sonuçta 15 kez kemoterapi ve 33 kez ışın aldı.Fakat her geçen gün kötüye gitti.Tedaviler hiç bir işe yaramadı.Şu anda lombar kemiğinde metastazı var,yani 4.cü evrede kilo kaybı var,ve doğal olarak nefes problemi yaşıyor.Bu arada bitkisel mantar türleri haplarından kullandık.bağışıklık sistemini güçlü tutabilmek için .şu aşamada kız kardeşim için yapabileceğiniz bir şey var mı acaba ? Biran önce bize cevap yazarsanız çok seviniriz.

Saygılarımla
 
GÜVELOĞLU'NUN YANITI AŞAĞIDA:

Merhaba Sayın Yağmur,
Geçmiş olsun.Çok üzüldüm.Bu tam bir tıp rezaletidir.Kanser doktorları tamamen yalan söylüyorlar.Her hastada aynı kötü sonuç alıyorlar ama yine de başarılı tedavilerimize saldırmaktan geri kalmıyorlar.
Bu aşamalarda maalesef hastanız için yapacak şey yoktur.Yardımcı olamadığım için üzgünüm.
Saygılar.
Atabay Güveloğlu

LÖSEMİ TEDAVİSİNDE DE İŞE YARAMIYOR

----- Original Message -----

From: Cagatay Cetinkaya

To: tedavi@herbalistatabay.com

Sent: Wednesday, August 13, 2008 1:26 AM

Subject: Lösemi AML-M4 

öncelikle çalışmalarınızın ve başarılarınızın devamını diliyorum.
Babama yaklaşık bir ay önce aml-m4 teşhisi kondu. Hastaneye yatırılırken hiç birşeyi yoktu. Hastane de önce düşük dozda kemoterapi verdiler. Hastalık buna cevap vermeyince 5 gün boyunca yoğun bir kemoterapi uyguladılar. Kemoterapi biteli 1 hafta oldu ve babam hala yoğun bakımda. Lökosit sayısının 0-100 arasında olduğunu söylüyorlar. (Yani kanı, en düşük ve en ölümcül sayıdaki hale getirilmiş kemoterapilerle)
Lütfen bize yardımcı olun. Doktorlardan nefret ediyorum artık. Bizim ne yapmamız gerekir. En kısa zamanda cevabınızı bekliyorum. Çok teşekkür ederim.

----- Original Message -----
From: "MAHMUT TOPCU"
Sent: Sunday, August 24, 2008 8:47 PM
Subject: BİLGİ EDİNMEK

BU SİTEYİ AÇTIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.BENİM DEDEM 6 AY ÖNCE AKCİĞER ĞER KANSERİ TEŞHİSİ KONULDU VE DOKTORLAR KEMOTRAPİYE BAŞLADILAR .HER KEMOTRAPİDEN SONRA KUSUYOR ÇOK HASTALANIYOR.BUNUN İÇİN BİZE BİLGİ VERİRSENİZ SEVİNİRİZ .KEMOTRAPİ ALMADIĞI ZAMANLAR ÇOK İYİ ALDIĞINDA İSE ÇOK HASTA OLUYOR.BUDA BİZİ ÇOK ÜZÜYOR.BUNUN İÇİN NE YAPMALIYIZ AİLEMLE .LÜTFEN BU MESAJI DİKKATE ALIRSANIZ SEVİNİRİZ ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER

----- Original Message -----
Sent: Thursday, December 18, 2008 7:30 PM
Subject: acil yardım

Sayın hocam
 
Ben konya ili beyşehir ilçesinden yazıyorum.İsmim sadık güvercin.Web sitenizi İzmirdeki bir arkadaşımdan aldım.Sizi fazla meşgul etmeden,konuya girmek istiyorum.
 
     Eşim 50 yaşında.Eylül 2007 yılında ,mide kanseri teşhisi kondu.Aynı hafta içinde başarılı bir ameliyatla midesi tamamen alındı.Bir yıldır kemoterapi almaktaydı.Bütün veriler ,raporlar,filmler her şey yolunda gidiyordu.15/12/2008 tarihinde ,ilaç almak için konya tıp fakültesine gittiğimizde(eşimin yaklaşık 5 gün içinde karın şişliği oluşmuştu).Kanserin karaciğere atladığını yapacak bir şeyin olmadığını söylediler.Kilo kaybı yok denecek kadar az oldu.Fakat son iki ilaç alma sırasında ,halsizlik ve durgunluk vardı.17/12/2008 tarihinde de ,Ankara'ya götürdüm.Ankara'daki doktorda yapacak bir şleyin olmadığını söyledi.Ve araştırırken sizi tavsiye ettiler.Hemde büyük bir güvenle.
 
     Hocam inşallah bu mail size ulaşır.Ve sizden randevu için telefon yada mail bekliyorum.Yada bir yol göstermenizi istiyorum.Şu anda tamamen çaresizim.
  
   Saygılar sunarım.

___________________________________________________________________________

DÖRT YENİ ÜZÜCÜ GAZETE HABERİ AŞAĞIDA...

AK Partili Osman Yağmurdereli hastaneye kaldırıldı

AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Yağmurdereli, ciddi sağlık problemleriyle mücadele ediyor.

Rahatsızlığı sebebiyle 6 operasyon geçiren Yağmurdereli , kan değerlerindeki problem sebebiyle Acıbadem Hastanesi `nde tedavi görüyor. Daha önce pankreasında kitle tespit edilen AK Partili vekil, uzun uğraşlar sonucunda kanseri yenmişti. Türkiye `nin gülen yüzü ve sempatik tavırlarıyla yapımcı ve oyuncu olarak tanıdığı Osman Yağmurdereli , 27 Nisan bildirisine kızıp, AK partiden siyasete soyunmuştu. 23-07- 2008 Zaman
_______________________________________________________________________

Güveloğlu'nun notu:Osman Yağmurdereli "İki yıl önce beliren pankreas kanseri" hastalığında uygulanan kemoterapileri vücudu artık kaldıramayarak vefat etmiştir.
Yalancı onkologların "Kanseri yendi" dedikleri insanların maalesef hepsi
en uzun bir-iki yıl içinde ölüyorlar. (Allah rahmet etsin hepsine) Defalarca kemoterapi yapılan merhum Yağmurdereli bu zehiri kaldıramayarak
vücudu iflas ve vefat etti sonunda...
Kemoterapiler sadece ilaç tüccarlarının ve onları pazarlayan kanser kurumlarının başındaki keçi sakallı ve profesör ünvanlı sahtekar
onkologların işine yaramaktadır.Bunların isimleri"Öldüren doktor"a çıkmıştır.Günlük gazete yazılarına ve TV deki ahkamlarına asla
inanmayınız.İyileşeceğinizin yazılı güvencesini almadan kemoterapi yaptırmayınız.Kısa sürede siz de ölürsünüz.Çağdaş tedavileri takip ediniz...

_______________________________________
GAZETE HABERİ:
YAĞMURDERELİ
'NİN ÖLÜMÜ SİYASET DÜNYASINDA ÜZÜNTÜ YARATTI 
2 Ağustos 2008

 

Haber: Yağmurdereli Siyaset Dünyasında Üzüntü Yarattı

Bir süredir kanser tedavisi gören
AKP İstanbul Milletvekili sanatçı ve
yapımcı Osman Yağmurdereli' nin vefatı,
sanat ve siyaset çevrelerinde büyük
üzüntü yarattı.

 
 


Bir süredir kanser tedavisi gören AKP İstanbul Milletvekili sanatçı ve yapımcı Osman Yağmurdereli'
nin vefatı, sanat ve siyaset çevrelerinde büyük üzüntü yarattı.

Siyasetçiler yayınladıkları mesajlarla, Yağmurdereli'nin hayatını kaybetmesinden duydukları
üzüntüyü dile getirdiler. Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Yağmurdereli'nin
güleryüzlü, sevecen ve dürüst bir kişilik olarak hatırlanacağını ifade ederek, "Merhuma yüce
 Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sanat camiasına başsağlığı diliyorum" dedi.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ise, "Değerli sanatçı ve milletvekili Osman Yağmurdereli' nin vefatından derin bir üzüntü duydum. Sanat dünyamızda saygın bir yer edinen Osman Yağmurdereli
her zaman takdirle hatırlanacaktır" dedi. (ANKA)
 

BİR BAŞKA DEĞERLİ SANATÇI AHMET SEZGİNİ DE KANSERDEN KURTARAMADILAR.

Ahmet Sezgin vefat etti

Bir süredir kolon kanseri tedavisi görüyordu...

10.08.2008 15:30

Türk Halk Müziği sanatçısı Ahmet Sezgin, İstanbul'da vefat etti.

Alınan bilgilere göre,
bir süredir kolon kanseri tedavisi gören ve Bakırköy'deki evinde 72 yaşında vefat eden Sezgin'in cenazesi, yarın ikindi vakti Ataköy 5. Kısım Camisi'nde kılınacak namazın ardından toprağa verilecek. (...)

Sanatçının derlemesini yaparak TRT repertuvarına kazandırdığı türküler arasında, “Hastayım ben gelemem”, “Geldi düğün kınası”, “Küp içinde ayranım”, “Yeşillim”, “Gidin yare haber verin uçan kuşlar”, “Şemsiyemin ucu kara”, “Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır”, “Turnam yükseklerden uçar”, “Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı”, “Gele gele geldim bu kara taşa”, “Avcı vurmuş ceylanı”,
“Entarine peş olam”, “Kız pınar başında testi doldurur”, “Asmanın tepesinde kuru üzüm olur mu?”, “Kara duta yaslandım”, “Gümüş telli sazım var” gibi pek çok eser yer aldı.

Bağlamadan başka yaylı ve mızraplı tambur, ud ve piyano çalan Sezgin, evli ve 4 çocuk babasıydı.

AA  - habertürk.com

 

Sinema Sanatçısının Ölümü

Orhan Günşiray hayatını kaybetti
 

Yeşilçam’dan bir yıldız daha kaydı. Türk sinemasının emektar oyuncularından Orhan Günşiray hayatını kaybetti. Günşiray, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde
bir süredir akciğer kanseri tedavisi görüyordu.

NTV

Güncelleme: 17:25 TSİ 01 Eylül 2008 Pazartesi

 

İSTANBUL - Sinema sanatçısı Orhan Günşiray’ın cenazesi 30 Ağustos’ta İstanbul’da toprağa verilecek. 79 yaşında vefat eden Orhan Günşiray için 30 Ağustos cumartesi günü ilk tören Beyoğlu’ndaki Atlas Sinemasında düzenlenecek. Günşiray’ın cenazesi, Teşvikiye Camisi’nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Yeşilçam’ın yıldız isimlerinden Orhan Günşiray, 1929’da istanbul’da doğdu.

Tophane Sanat Okulu mezunu olan Günşiray, ticaretle uğraşırken, 1950 yılında “Adalar Erkek Güzeli” seçilmesinin ardından sinemacıların ilgisini çekti. 1959 yılında “Lejyon Dönüşü” filmiyle sinemaya adım atan Günşiray, “Fosforlu Cevriye” filmiyle ünlendi.

1959-1966 arası Türk sineması serüven filmlerinin en tipik oyuncusu oldu. Özellikle James Bond tipini Türk sinemasında ilk kez canlandıran Günşiray yapımcılık alanında da yer aldı.

Oyunculuğunun yanısıra yönetmen Atıf Yılmaz ile birlikte “Yerli Film”i kuran Günşiray, “Dolandırıcılar Şahı” ile “Sırat Köprüsü” filmlerini çevirdi.

1970 sonrası bir yıl kadar ses sanatçılığı ve gazinoculuk yapan Orhan Günşiray, sinemadan kopamayarak aralıklarla da olsa 2006 yılına kadar birçok filmde rol aldı.

Tiyatro ve sinema sanatçısı Mahir Günşiray’ın babası da olan Günşiray, 8 kez evlendi.

Günşiray 2002’de bir gazeteye verdiği röportajda yıllar önce MİT için de çalıştığını itiraf etmişti.





















 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR BAŞKA KEMOTERAPİ FİYASKOSU DAHA AŞAĞIDA...

----- Original Message -----

From: özlem topal

Sent: Saturday, August 09, 2008 11:04 PM

Subject: son çarem tek çaremsiniz..

    Merhaba Atabay bey, 
 
      ben özlem Topal , nette kanserle ilgili siteleri dolaşırken sizi gördüm.Sağlığına kavuşanları görünce imrendim açıkçası..babam 56 yaşında küçük hücreli  akciğer kanseri yaklaşık 6 aydır ve beyninde metastaz var.ciğerindeki 5,5 cm beynindeki 5x2 5x2,sağda 1,5 cm lik olmak üzere 3 tane tümör var.Aynı zamanda beyninde ödemde çok fazla.radyoterapi ve kemoterapi gördü ama tedaviye hiç bir şekilde cevap vermiyor.Tıptan yapabilecek hiç birşey olmadığını söylüyorlar.Hastalık ise hızla ilerliyor.
 
    Size yalvarıyorum lütfen ne olur mesajıma cevap verin bana bir yol gösterin...Hayırlı haberlerinizi bekliyorum..
 
    Şimdiden çok teşekkürler..
 
    Her şey gönlünüzce olsun...
_____________________________________________________________________________________________

"KANSERİ YENDİM" DEMİŞTİ...

KANSER, KAZIM KANAT' I DA GÖTÜRDÜ!


Türk spor basınının önemli ismi Kazım Kanat, hayatını kaybetti. 1999 yılında kolon ve karaciğer kanserine yakalanan Kanat, 54 yaşındaydı.7 yıl sürekli gördüğü kemoterapilerle vücut direnci iyice düşen Kazım Kartal'ın akciğerlerinin fırsatçı enfeksiyona dayanamaması sonucu vefat etti.

_________________________________________________________________________________________________


DEĞERLİ BİR UZMAN DOKTORU DA KEMOTERAPİLER ÖLDÜRDÜ.(Aşağıda gazete haberi)



KANSER SAYFASI

1982 YILINDAN BU YANA, HAKLI ÜNÜMÜZLE ÇIKARLARINA DOKUNDUĞUMUZ, BAŞARIMIZI ÇEKEMEYEN KURUM VE KİŞİLERİN, SAMSUN'DAN, İSTANBUL'DAN, MERSİN'DEN İZMİR'E KADAR BİR DOLANDIRICILIK ÇETESİ HALİNE GELMİŞ SAHTE HERBALİSTLERİN VE SÖZDE BİTKİ BİLİMCİLERİN, BİLGİSİ OLMADIĞI HALDE SADECE PARA ÇARPMAK İÇİN BU KONUYA DALAN DOKTOR ÖMER'LER GİBİ ŞARLATANLARIN  BUNCA YILDIRMA ÇABALARINA VE KARALAMA KAMPANYALARINA KARŞIN, FİRMAMIZA, ŞAHSIMIZA VE HASTAYA ÖZEL HAZIRLADIĞIMIZ ÇAĞDAŞ BİTKİ ÖZLERİ FORMÜLLERİMİZE KARŞI ARTAN İLGİNİZ VE GÜVENİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUZ...HERKESE SAĞLIKLAR DİLİYORUZ...


KEMOTERAPİ FACİASINI ANLATAN  BİNLERCE HASTA MEKTUPLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ


 
 

ANA SAYFA