|
www.herbalistatabay.com/kanser.html
|
||||||||||||||||||
|
Kanserden çok kanser ilaçlarından korkunuz... |
||||||||||||||||||
KEMOTERAPİ ZEHİRİNİN KORKUNÇ YAN ETKİLERİNİ İYİ BİLMENİZ İÇİN HAZIRLARIK Kanser hücrelerinin normal hücrelere göre hızlı büyümesi ve çoğalması nedeniyle bunları öldürmek için kimyasal ve bitkisel kökenli zehirleme özelliği taşıyan bazı maddeler geliştirilmiştir. Kanser hastalarına uygulanan bu zehirler bir kaç aylık bir süre kanserin ilerlemesini durdursa bile öldürücü korkunç yan etkileri de doğurmaktadır. Ancak, şifa umudu ile bunca yan etkilere katlanan hastalar yine de ölümden kurtulamamaktadırlar... Yan etkilerin en çok bilinen bir örneği saçlardır, Tüm vücut kılları, tüyleri ve saçlar kanser tedavisi sürecinde kıl dipleri zehirlendiği için kuruyarak dökülmektedirler. Önemli bir başka örnek de kemik iliği içinde gelişim gösteren kan hücreleridir.Lökosit, hemoglobin gibi insan yaşamı için en gerekli kan hücreleri o derece tahrip olmakta ve azalmaktadır ki, hastaların büyük çoğunluğu kansızlıktan ve bunun getirdiği fırsatçı enfeksiyonlardan ölmektedirler. Büyük zararı sindirim sistemindedir: Ağız-yemek borusu-mide-bağırsak hattındaki hücreler kanser tedavisi sürecinden olumsuz yönde etkilenmektedir.Karaciğer en büyük zararı görmektedir. Kemoterapiler kalp, böbrekler, mesane, akciğerler ve sinir sistemi organları gibi hayati organlar üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Halsizlik-bitkinlik. En sık karşılaşılan yan etkilerdir. Gündelik yaşamda karşılaşılandan daha farklı niteliktedir. Genellikle ani başlangıçlıdır. Bazı hastalar tarafından tükenmişlik-bitmişlik duygusu ile tarif edilmektedir. Bulantı-kusma. Kemoterapi alacak hastaların en çok endişe ettiği yan etkiler arasında olan bulantı-kusmadır.Hasta o derece olumsuz etkilenir ki, kemoterapi gördüğü hastaneyi gördüğünde bile kusar. Ağrı. Sinir liflerini etkileyen kemoterapi ilaçlarının bazen ağrıya yol açtıkları bilinmektedir. Bazı durumlarda da kemoterapi sırasında ortaya çıkan ağız yaraları, kas ağrıları benzer yakınmaları yaratmaktadır. Saç kaybı (alopesi). Sık karşılaşılan bir yan etkidir. Kansızlık (anemi). Kemik iliğini baskılayan ilaçlar kansızlığa yol açmaktadır. Kansızlık belirtileri şunlardır: Yorgunluk-bitkinlik hissi Nefes darlığı Çarpıntı hissetmek Merkezi sinir sistemi (MSS) sorunları. Kemoterapi MSS’ni etkileyip bilinç bulanıklıkları ve depresyon gibi sorunlara yol açmaktadır. Enfeksiyon. Kemoterapi süresince beden enfeksiyonlara daha açık hale gelebilmektedir. Bunun önemli bir nedeni de kemik iliğinin baskılanması sonucunda, enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların (Lökositin) sayısındaki azalmadır. Pıhtılaşma sorunları. Kanser ilaçlarının kemik iliği üzerindeki baskılayıcı özellik, kanın pıhtılaşmasında önemli bir işlevi olan trombosit hücrelerinin sayısının azalmasına, sonuç olarak da kanın pıhtılaşmaması sorununun ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda, çok şiddetli durumlarda, herhangi bir yaralanma olmaksızın kendiliğinden kanamalar ortaya çıkabilmektedir. Aşağıdaki yakınmalar bu durumla ilgili olarak ortaya çıkabilir: Umulmadık kanamalar, cilt altında küçük kırmızı noktacıklar oluşması İdrar renginde pembeleşme, kırmızılaşma, dışkı renginin siyahlaşması ya da dışkı renginde kan görülmesi, diş eti ya da burun kanamaları , bir adet döneminden uzun süren vajinal kanamalar, baş ağrıları ve görmedeki değişiklikler, kol ve bacaklarda sıcaklık ve ağrı hissi ve kabızlık. Kas ve sinir etkilenmeleri. Bazı durumlarda kanser ilaçları sinir lifleri üzerinde etki gösterebilmekte, periferik nöropati denen merkezi sinir sistemi dışındaki sinir yapılarından kaynaklanan sorunlara yol açabilmektedir. Bu durumdaki kişinin bedenin belli bölgelerinde, özellikle el ve/veya ayaklarında karıncalanma, titreme, uyuşukluk, güç kaybı, yanma, ağrı gibi yakınmalar, ayrıca çenede ağrı, mide ağrısı, kabızlık gibi sıkıntılar gözlenebilmektedir. Cilt ve tırnak sorunları. Kemoterapinin cildi etkilemesi sonucunda kızarıklık, döküntüler, soyulma, kuruluk, sivilcelenme, güneşe karşı hassasiyet artışı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bazı ilaçlar ciltte koyulaşmalara yol açabilmektedir. İlaçlar tırnaklar üzerinde de kırılma ve renk değişiklikleri gibi sonuçlara yol açabilmektedir. Böbrekler ve mesane ile ilişkili sorunlar. Kemoterapiler, mesanede irritasyon ve böbreklerde geçici ya da kalıcı hasar yaratabilmektedir. Bazı ilaçlar idrar renginin ve kokusunun değişmesine yol açmaktadır. Nezle benzeri belirtiler. Bazı hastalarda kemopterapiyi takip eden günlerde nezle benzeri, zaman zaman ateşin de bulunduğu bir tablo sergilenir. Bu tablo gerçekten bir enfeksiyondan kaynaklanmış olabileceği gibi, kanserin kendisinin yarattığı bir durum da olabilir. Bedende sıvı hacminin artması. Kemoterapi süresince bedende su tutulumu artabilmektedir. Hasta, özellikle el ve ayaklarda öne çıkan bir şişlik hissedebilir. Cinsel organlar üzerindeki etkiler. Kemoterapi bazen (her zaman değil) cinsel organları etkileyebilir. Erkeklerde: Sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma olabilir. Bu sorun geçici ya da kalıcı olabilir. Sertleşme ve bunu sürdürebilmede sorunlar yaşanır. Olası bir sorun da, kanser tedavisi döneminde spermin içinde, genetik bilgi saklayan kromozomlarda bir bozulma olmasıdır. Kadınlarda: Overlerin etkilenmesi durumunda, üretilen hormon miktarında değişiklikler olabilir. Bu da adet dönemlerini etkiler: Düzensizlikler olabildiği gibi, kemoterapi döneminde kesilebilir de. Bu değişiklikler kalıcı olabilmektedir. İnfertilite (doğurganlık kaybı) ve menapoz görülür.
|
||||||||||||||||||
|
MODERN TIPTA KANSERİN KALICI TEDAVİSİ
ASLA YOKTUR.HASTALARIN HEPSİ KAYBEDİLİYOR...
----- Original Message -----
From:
ßatikaN PAYZA
Sent: Friday, September 18, 2009 12:06 PM
Subject: Sacide PAYZA
İyi çalışmalar dilerim.
Hastam 74 yaşında kadın. Annesi, yüz yaşın üzerinde iken
kalça kırığından vefat etti.
Meme CA nedeniyle Eylül 2008 de ameliyat olduk. Sol meme
ve 1 nodül nedeniyle koltukaltı lenf bezi alındı. 2 Seans kemoterapi ve Kemik
metazması nedeniyle 31 seans radyoterapi yapıldı. Nisan mayıs gibi işlemler
bitti, ayda bir zometa tedavisi auygulanıyor, günde 1 hap alıyorduk(Aromasin)
Hastamızda yayılma var denilerek 31 Ağustos da yeniden 1
kür kemoterapi aldık. Bu ilaç verilirken odanın aşırı soğuk olması nedeniyle
hastamız solunumu 2-3 gün sonra giderek kötüleşti. Daha önce yaşanmayan saç
dökülmesi bu kürden 3-5 gün sonra başladı. Boğaz ve ciğerlerde oluşan
infeksiyon nedeniyle hastane hastane dolaştırdım, 06 Eylül 2009 da Aydın'da
bulunan 4 sağlık kuruluşu da yatak veya uzman eksikliği nedeniyle almadı, en
sonunda 07 Eylül'de yatırabildik acilden. 08 Eylülde ise solunum sıkıntısı
teşhisi ile yoğun bakıma girdik, halen hortum yardımı ile hava alabiliyoruz,
ağızda hortum var bu nedenle yiyip içemiyoruz.
17.09.2009 da yoğun bakıma sabah ziyaretimizde
"Saatlerle" ömür biçmeye başlamışken akşam ziyaretimizde ise Doktorlarımızın
beyanı "Anneniz çok güçlü. Başkası olsaydı çoktan kaybetmiştik." şeklinde.
Hayata tutunuyoruz.
Prof DR'un deyişi Solunum sıkıntısını aşarsak bu kez
yayılma nedeniyle hastamızı kaybetmek üzereyiz."
yaygın kemik metazması, böbrek yetmezliği, karın
boşluğundaki zara yapışma (göbeğin altı kırışık) kalpte büyüme ve solunum
güçlüğü var.
Hastamıza Allahın İzni ile yardımcı olabilir misiniz?
Önerilerinizi bekliyoruz.
Saygılarımla
Haluk PAYZA
Akbank TAŞ. Aydın Şubesi
Opr.Yet.09100-AYDIN
NOT: Herbalist Atabay Güveloğlu, yukarıdaki hastaya elbette bitkisel ilaç verememiştir.İşte kemoterapinin sonucu... AŞAĞIDA, 9 KÜR KEMOTERAPİNİN SONUNDA GELİNEN KÖTÜ DURUMA BAKINIZ...
----- Original Message -----
From:
murat
Sent: Wednesday, August 26, 2009 5:51 PM
Subject: BABAM COLON CA HASTASI
Sayın hocam geçen eylül ayında babamın colon ca (Barsak
kanseri) olduğunu öğrendik 60 yaşında karaciğerde en büyüğü 10cm olan 5
adet metastaz var colonda 2,5cm akciğer metastazı sağ ve sol lobda 1cmde küçük
2 adet 9 kür kemoterapi aldı fakat hiçbir etki olmadı baş dönmesi sebebiyle
mr çekildi beyinde serebrllerde 18*17mm kitle çıktı ameliyat çok riskli
dediler radyoterapiye gönderdiler fakat daha almadı çok üzgün çaresiz
durumdayız sizden çare bekliyoruz ne olur yardım edin yeter ki kurtulsun ne
geerkiyorsa yaparız.
ACİL YARDIM EDİN ŞİFAMIZ OLUN TEK UMUDUMUZ SİZSİNİZ İZMİR' DEN SÜLEYMAN KARGALI AŞAĞIDA
BAŞKA BİR REZALET TEDAVİ Sayın hocam, ben mersin de polis olarak görev yapmaktayım. Eşim bazı kişilerin ve kuruluşların üzerinden acımasızca rant sağladığı Kanser hastalığının pençesine düşmüş durumdadır. Leiomyo sarkom teşhisi konarak iki kez ameliyat oldu. ameliyat sonunda bazı organları alınmıştır, profesör ikinci ameliyatta her şey iyi içini iyice temizledim hiç bir şey bırakmadım dedi ve 8 ay sonra yapılan tetkik sonucunda karın boşluğunda bir kitlenin nüksettiği söylendi ve yine kemoterapi almaya başladı.Şuan halen kür şeklinde devam etmektedir. Son yapılan tetkiklerin değerlendirmesinde bazı doktorların akciğer ve karaciğerde metastaz olduğu şeklinde raporlar çıkmaktadır. Ciğerlerindeki bu rahatsızlığından dolayı tüm vücuda kemoterapi (Zehirli Kimyasal İlaç) verilmektedir.Bir ümit diye çaresiz bu ilacı uygulatmaktayız. Hocam,
kemoterapi ilacını üretenlerde, satanlarda, hastaya bu ilacı uygulayanlarda
ALLAH korkusu olmadığını, her şeyin PARA için yapıldığını gözlerimle gördüm.
Size yalvarıyorum, ALLAH rızası için eşime
yardım elinizi uzatmanızı bekliyorum. gerçekten bir ümit olacaksanız ne olur
hemen yardım edin. Öbür tarafa hiç bir şey götürmeyeceğimize göre bu insanları
duası size cennetin kapılarını aralayacaktır, günahlarınız azalıp sevaplarınız
çoğalacaktır . Gitmediğim doktor kalmadı Ankara ya da gittim hepsi aynı
tetkiki koyup bu ilaç verilecek diyor. Bir memur olarak maddi ve manevi yönden
daha fazla gücüm kalmadı .LÜTFEN EŞİME ACİL OLARAK NE YAPILMASI GEREKİYOR İSE
YARDIM EDİNİZ BEKLİYORUZ.
KEMOTERAPİ FİYASKOSUNA BİR ÖRNEK VAKA DAHA.. ----- Original Message ----- From: şirin giyik Sent: Sunday, February 08, 2009 7:27 PM Merhaba Atabay Bey. Benim
anneme 1,5 yıl önce kolon ca teşhisi kondu ama erken evre olduğundan çok fazla
korkmadık.Ameliyatla kanserli bölge(7cm) alındı.Ve kemoterapiye başlandı.Fakat
kısa bir süre sonra akciğerde (sıçrama) metastatik bir durum saptandı ve
bu defa akciğere yönelik kemoterapi verildi.Ancak uzun süredir kemoterapi
almasına rağmen akciğerdeki kitlenin küçülmediği ve aksine büyüdüğü
görüldü.Tıptan umut yok.Size nasıl ulaşabilirim.Yardımcı olursanız
çok sevinirim.
----- Original Message -----
From:
deniz akantan
Sent: Tuesday, February
10, 2009 11:19 PM
Subject:
karaciğer-akciğer
Merhaba Sayın Hocam,
MEME KANSERİNİN DE TIPTA
TEDAVİSİ YOKTUR.
----- Original Message -----
From:
malpturk@mynet.com
Sent: Monday, September 07, 2009 6:57 PM
Subject: bilgi almak
Merhaba Atabay Bey,
Annem kolon kanserinden ameliyat oldu ve 6 ay
kemoterapi aldı. Ameliyattan sonra CEA değeri 400 lere kadar düşmüştü. İlk
teşhiste 900 lerde idi. Kemoterapi bittikten sonra tomografide her şey temiz
çıktı. Ancak CEA değeri 1000 lere yükselmişti. Doktor 2 ay sonra kontrole
çağırdı ve pet çekimi sonucunda karaciğerde yeni kitle gördüğünü ve hastalığın
tekrar canlandığını söyledi. Pet çekimi geçen hafta yapıldı ve tablet şeklinde
sabah-akşam olmak 3 er adet olmak üzere ilaç tedavisi verdi. 16 ekimde USG de
bakılacak. Acaba tedavi uygulanabilir mi? Ben İskenderun'dayım. Annem Ordu da.
Tedaviyi Adana Başkent Hastanesi uyguluyor. 14 ekimde gelecekler İskenderun'a.
Yardımcı olabilirmisiniz. Annem 57 yaşında ve tedavi sırasında 11 kg verdi. Şu
anda 49 kilo.
---- Original Message -----
From: deniz şenyurt
Sent: Wednesday, August 26, 2009 7:35 PM
Subject: ÇOK ACİLL
LÜTFENN CEVAP YAZIN LÜTFENNN
Meraba
ben Deniz 23 yaşındayım. Babama 2008 ekim ayında siroza bağlı karaciğer kanseri
teşhisi kondu. Tümör 2,3 cm den 8 cm ye ulaşıncaya kadar 2 defa kemoterapi
uygulandı başka ilerlemesi durduysa da sonra devam etti. 8 cm e ulaşınca artık
başka çaremiz kalmayınca 14 nisan 2009da abimden organ nakli oldu çok iyi bir
hastanede (memorial hastanesi Münci Kalayoğlu ve ekibi yaptı ameliyatı). 23
Haziran 2009 a kadar kan değerleri çok iyi gözükürken 23 Haziran 2009da
akciğerlerinden iltihap kapmış olması olasılığıyla hastaneye yatırıldı ve 13
Temmuzda çıkan pet-ct'ye göre vücudunda başta akciğer ve kemikler olmak
üzere metastazın olduğu söylendi ve artık bünyesi çok zayıf olduğu ve organ
reddi olmaması için kullandığı bağışıklık bastırıcı ilaçlar (prograf, repamune) sebebiyle
kemoterapi vb. müdahalelerinin olamayacağı ve anca bir kaç ay yaşayabileceği
söylendi. Babam ameliyattan önce 95 kiloydu fakat şuanda 60 kilo ya var ya yok.
Kendisi öleceğinden haberdar değil kanserin tekrar çıktığını hala bilmiyor ve
iyileşeceğini sanıyor. Şu durumda sizin ilaçlarınızı kullansa iyileşme olasılığı
nedir? Babamın son durumu:
KANSERDE SÖZDE TIBBİ TEDAVİ REZALETLERİNDEN
BİR ÖRNEK DAHA (Her hastada sonuç böyle oluyor...)
Original Message -----
From: birgül söyleriz
Sent: Wednesday, August
05, 2009 10:31 PM
merhaba atabey.ben İstanbul'dan Birgül.Benim
de annem hasta ve acilen yardımlarınızı bekliyoruz.annem 61 yaşında kolon ca.
Geçen sene yani 2008 in nisan ayında ameliyat oldu ve ameliyatta karaciğerde de
varmış temizlemiş doktor ne temizlikse...Annem Cerrahpaşa hastanesinde ameliyat
oldu.8 kür kemoterapi verdiler.K.terapi bittikten sonra bu sene 2009 un mart
ayında tekrar ameliyat oldu bağırsak kapatıldı.neyse 3 ay sonra annemin kontrolü
vardı bizden pet çektirmemizi istediler.Çektirdik karaciğerde tekrar çıktığı
yetmiyormuş gibi akciğerde de varmış.Yine kemoterapi verdiler başkada bir şey
bilmiyorlar.Anca kemoterapi...
----- Original Message -----
From: YOK YOK
Sent: Saturday, February 14, 2009 5:21 AM
Subject: bir hemşirenin feryadı
Merhabalar hocam..
----- Original Message -----
From: sedat bayer
Sent: Monday, July 06, 2009 10:14 PM
Subject: hastalığımın tedavisi konusunda
Sayın Atabay Bey, Ben Sedat Bayer, İzmit-Kocaeli doğumlu ve 63 yaşındayım. 09.Mart 2008 yılında kolon ca teşhisi konuldu. Kalın bağırsaktan karaciğere metastaz yapmış. 4. evrede, en büyüğü 9x12,5 cm olan kitlelerin tedavisi için 09.Nisan 2008 tarihinde başlayan kemoterapi ile kitleler 2008 yılı sonuna doğru % 70 oranında küçüldü. sonra tekrar büyüyerek 2009 haziran sonunda baştaki büyüklüklerine erişti. Bazı kitleler de birleşti. Toplam 20 kemoterapi aldım. Sıfır elde var sıfır.
Benim rahatsızlığım için sizin ilaçlarınız ile
sil baştan yeni tedaviye başlamak istiyorum.
Saygılar 06 Temmuz 2009 Pazartesi
----- Original Message
-----
From: miray mermi
Sent: Sunday, August 17,
2008 2:11 PM
Subject: ÇOK ACİL YARDIM!!!
Merhabalar Sayın Atabay Güveloğlu..
-----
Original Message -----
From:
ismail aydoğan
Sent: Monday, November 10, 2008
6:33 PM
Subject: annem karaciğer
kanseri
Annem
karaciğer kanseri ve başka organlara da sıçradığını öğrendik kemoterapi denen
tedaviyi uyguladıktan sonra yataktan kalkamaz hale geldi sürekli ağrılarından
şikayetçi ve geçen gün vücudunun ve güzlerinin sarı renk i aldığını gördüm
sarılık olmasından şüphelendik ve uzun araştırmalarımdan sonra bir kaç Herbalist
kişi ile görüştüm ama hiç birisi sizin gibi bana inandırıcı gelmedi bu yüzden
sizden acil olarak yardım beklemekteyim bana yardımcı olabilir misiniz? Annemin
bir an önce ayağa kalkması için lütfen bana yardımcı olun..
----- Original Message -----
From: Özgür KANDEMİR
Sent: Sunday, May 03, 2009 6:47 AM
Subject: KOLON KANSERİ METASTAZLARI
VAR
Atabay bey merhaba,
Benim babam 59 yasında.Bağırsak kanseri
nedeniyle ameliyat oldu ve ardından kemoterapi aldı.Hastalığı yendi
dediler.Rahatladık derken akciğere metastaz yaptığını öğrendik.Hemen
kemoterapiye yeniden başladılar.O gün bu gündür de devam ediyor. Yurtdışından
bir ilaç getirip onunla devam edeceğiz dendi.Haftada bir yapılan bu ılaç kemo
gibi yine.Fakat babam inanılmaz kötülendi sürekli halsiz hasta nefes darlığı
çekiyor.
uzakta olduğum için tam detaylı doneler
veremiyorum size ama içimde kötü bir his var.2008 yılbaşında teşhis
kondu.Tümörde ilerleme yok demişlerdi simdi tekrar bakalım diyorlar.kafam
karışık çok.Çaresiz hissediyorum kendimi ve elimden bir şey gelmiyor.
Ne yapabilirim, ne gibi bilgiler gerekli
size.
çok teşekkürler şimdiden.
Melike Kandemir
----- Original Message -----
From:
gözde karatas
Sent: Thursday, January 08, 2009 12:14 AM
Subject: ACIL!!!! BEYIN TUMORU 4. DERECE
SAYIN ATABAY GÜVELOĞLU, NOT:Atabay Güveloğlu bu hasta ağır olduğu için bitkisel ilaçlarından vermemiştir. MEME KANSERİNDE DE HİÇ FAYDA SAĞLAMIYOR, AKSİNE ZARAR VERİYOR..
----- Original Message -----
From: ÖZDEM
KUŞAT
Sent: Sunday,
January 04, 2009 10:21 AM
Subject: meme
kanseri
Hocam merhabalar, From:
nefise@hotmail.com
----- Original Message -----
From:
ibrahimcalpan
Sent: Wednesday,
December 10, 2008 4:39 AM
Subject: kolon
kanseri
iyi günler Atakay bey.Ben İbrahim
Çalpan. Ankara'da oturuyoruz.annem 48 yaşında ve kolon kanseri teşhisiyle
bir hafta önce ameliyat edildi ve kolostomi takıldı,doktoruyla
görüştüğümüzde ameliyatın başarılı geçtiğini ve rahime de sıçradığı için
rahminin de alınarak tümörün temizlendiğini söyledi ve patoloji sonucuna
bakarak yüzde altmış sekizlik bir kurtulma şansı olduğunu ve kemoterapiyle
bunun üzerine yüzde on üç ekleyebileceğimizi söyledi.açıkcası bu yanıt beni
pek tatmin etmedi ve sitenizden de okuduğum üzere kemoterapinin hastalara
neler yaptığını öğrendim.sizden istirhamım bu hastalıktan annemi
kemoterapisiz bir şekilde sizin yöntemlerinizle kurtarabilir miyiz?ocak
ayına kemoterapi randevusu verildi AMA BEN ANNEMİ ONLARIN ELİNE BIRAKMAK
İSTEMİYORUM.Maiimi cevaplarsanız çok memnun olurum.patoloji sonucunu da
gönderebilirim.Slm.
----- Original Message -----
From: beyhan mutlu
Sent: Monday, October 06, 2008 1:38 PM
Subject: 6 yaşındaki yeğenime acil yardım
Ben Beyhan Mutlu. Size İstanbul'dan yazıyorum.Benim
yeğenime 10 ay öne sol bacağında 9 cm büyüklüğünde kemik tümörü tanısı
kondu.4 hür kemoterapi oldu ve 7.kür sonunda ameliyat yapıldı.Ameliyat
sırasında kalça kemiğinde hala çok sayıda canlı hücre görüldüğünü söyledi
doktorumuz.Yaklaşık 1 ay kadar sonrada radyo terapi kemoterapi ilacı
değişmeden birlikte verilmeye başlandı.Tabi ki radyo terapinin yan etkileri
kalçayı yaktı iyileşinceye kadar çok uğraştık.biz her şey yolunda gidiyor
tedavimiz aralıkta bitecek diye beklerken 9.9.2008 de akciğerde omurilikte ve
sağ kalçada (Yayılım) metastaz olduğunu söylediler.ilaçları değişti.2 kür bu
ilaçtan verilecek sonuca göre tamam yada devam denilecek.1. kür ilaç verildi
ağrıları devam ediyor.dün akşam ateşi 39.5 oldu kanında mikrop olduğunu mikrop
varken de kemoterapi ilacının verilemeyeceğini söylediler.alınan kültürlerde
mikrobu bulamıyorlar.crps yüksek diyorlar.bugün şu saatlerde tomografi
çekiliyor.Çok çaresiziz ne olur bize yardım edin.Sizde tedavimiz mümkün mü.acil
cevap bekliyorum.saygılar. MERHABA, ben diyarbakırdan ufuk. konu
annemin rahatsızlığı yaşı:52 ----- Original Message ----- From: Ali Akdağ Sent: Monday, December 22, 2008 3:09 PM Subject: FW: Sayın Hocam, 48 yaşında olan eşimde; aşağıdaki tanı ibaresi ile karaciğer kanseri tanısı konmuş olup, 52 kür düşük dozlarda kemoterapi uygulanmıştır. Hastamız sürekli kötüye gitmiştir.Şu an itibari ile Kemoterapi kesilmiş olup, hasta kaderine terk edilmiştir. Ağrı kesicilerle ağrısı dindirilmektedir. Konu ile ilgili değerlendirmenizi rica ediyoruz. Saygılarımızla.
----- Original Message -----
From: melisa kaya
Sent: Sunday, January 18, 2009
12:09 AM
SAYIN ATABAY GÜVELOĞLU, From: İsim ve maili bizde saklıdır. To: 'Atabay Güveloğlu' Sent: Monday, November 24, 2008 7:24 AM Subject: oncelikle selam eder ellerinden öperim. Selam Atabay bey
sizin bu güzel hizmetlerinizi internetten öğrendim. su an Americada
bulunmaktayım burada 7 yıldır çalışmaktaydım 40 yasındayım 3 ay önce kan
kanserine yakalandım. burada büyük bir hastanede yani new jersey de bir
hastanede tedavi görüyorum . yani kemoterapi almaktayım.(kan kanseri AML)
diyorlar bütün ailem Türkiye'de kimseye bir şey söylemedim üzülmesinler
diye size telefonda ulaşmaya çalıştım fakat düşüremedim.içimde bir his var,
beni siz kurtaracaksınız inşallah. Benim vücudumu kemoterapilerle
kullanıyorlar, değişen bir şey yok. simdi bana, yanıt vermedi, ilik nakli
olacaksın diyorlar benim için donar arıyorlar. BEN doğanın derinliklerinde
saklı olan şifalara oldum olası inanmaktayım.Sizin bu gücü aklı ile
yakalamış bir insan olduğunuzu öğrendim ve önce Allah'a, sonra size
güveniyorum. Kemoterapilerle organlarımı ve hayatımı kaybetmek istemiyorum
ne olursun BEY EFENDİ senin ayaklarını öpeyim çoluk çocuğumun
hatırına ALLAHIN ASKINA BENİM AKAN GÖZYAŞLARIMIN ASKINA, SENİN KAPINDA KÖLE
OLAYIM ALLAH SANA UZUN OMUR VERSİN BENİ KURTAR. 4 ay öncesine kadar gayet
sağlıklı bir insandım, birden hasta oldum bunlar ALLAHTAN. Bana yardımcı
olur musun lütfen, eğer bana yol gösterirseniz çok sevinirim ben bunları
ağlayarak yazıyorum size. Ne yapacağımı şaşırdım çalışamıyorum da hastaneye
iki günde bir gidip kan alıyorlar (BEN ARTIK HASTANE DEĞİL DE MAFYA DİYORUM
BUNLARA) NE OLURSUNUZ BANA BİR CEVAP YAZAR MISINIZ.Eğer bana bir cevap
yazarsanız çok umutlanır ve sevinirim.
|
||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||
BİR TÜRK ONKOLOGUN KEMOTERAPİ VE UYGULAMASI HAKKINDAKİ YORUMU İSE AŞAĞIDADIR: ----- Original Message -----
From: Murat-OZONPARKS
Sent: Thursday, September 25, 2008 12:40 AM
KEMO-I NAPALM BOMBASI Eğer hastalığınızı alt etmeye niyetliyseniz, pişmanlık duymamalı, geçmişe özlem hissetmelisiniz. Her şeyden önemlisi, başarsanız bile asla geri dönebileceğiniz, tam sağlıklı olabileceğiniz umuduna kapılmamalısınız. Kanserden ve tedavisinden bahsediyorum. Kanserin günümüzde en yaygın kullanılan tedavi şekli KEMOTERAPİ’dir. Kemoterapi, son derece yalın bir kavramdır. “Kimyasallarla Tedavi” anlamına gelir. Kimyasal Silah gibi. Kanser hücrelerinin çoğalmak ve üremek gibi “kötü niyetli” özellikleri vardır. Kanserin ideolojisi “büyümek için büyümektir”. Kemoterapi, doktor tarafından alaylı bir dille “kokteyl” adı verilen, çok güçlü birkaç kimyasal ilacın bir arada verildiği bir karışımdır. Kana karışarak bedeni dolaşır ve neredeyse vücudun bütün hücrelerini etkiler, özellikle de anormalleşen kanser hücrelerini öldürür. Ne var ki, sadece kanser hücrelerini etkileme. Saçlar, damak, dil, bağırsak mukozası en çabuk ve kolay etkilenen hücrelerdir. Sonra kemik iliği, kemoterapi ile iyice azalır. Yani kemoterapi sağlıklı hücreler ile hasta hücreler arasında net ayrım yapamaz. Kemoterapiye “bir palmiye ağacına tünemiş maymunu öldürebilmek için ormana NAPALM BOMBASI atmak ve milyarlarca ağaç, bitki ve çiçekleri yok etmek gibi bir şey” denilebilir. Ya da, Savaş sırasında gizlenmeye çalışan gerillaları engellemek ya da öldürmek için, uçsuz bucaksız bitki örtüsüne sahip, ancak yüzyıllar süren bir zamanda yetişebilmiş çamların çınarların oluşturduğu orman ya da dağları bombalamaya, yakmaya benzer bu durum. Maalesef, gerillalara uygulanan aynı “askeri mantık”, kemoterapinin felsefesidir. Saydam ve renkli bir şişeden damla damla inen sıvı, bedeni alt üst eder. Savaş alanındaki yanık kokuları gibi, ağzınıza güçlü demir kokuları yayılır. Vücudunuzun her tarafında uyuşma, karıncalanma başlar. Başınız dumanlanır, mideniz bulanmaya başlar. İçinizi saran alev, bedeninizin her tarafına tırnaklarınızın ucuna kadar yayılır. Kemoterapi ile yüzleşmek kolay değildir. Hastalarımdan birisi “Allah düşmanıma ve hatta Yılan’a bile kemoterapi’yi nasip etmesin” dediğinde haksız sayılmazdı. Kemoterapi alınacağı düşüncesi bile insanı rahatsız etmeye ve gerçekçi kabus görmeye yeterde artar. Kimisi önceden dua eder, namaz kılar, kimisi yoga-meditasyon yaparak ruhen hazırlanır. Kimisi kemoterapi öncesinde en sevdiği şarkıları söyler, kimisi de sonrasında yemek yiyemeyeceği için en sevdiği yemekleri tıka basa yer. Ama, hastaların azımsanmayacak çoğunluğu bundan bir şifa ve hayır gelmeyeceğini düşündüğü için bir “işkence” olarak algılayıp, kemoterapiyi reddeder. Kemoterapiyi reddedenleri suçlamak onları anlamamaktır. “Başka seçeneğimiz yok” diyerek kemoterapiye razı etmeden önce doktor ve hasta yakınları bunu iyice düşünmelidirler. Bu nedenle hasta detaylıca bilgilendirilmelidir. Ne kadar çok bilgi, o kadar az korku prensibi unutulmamalıdır. “Ya kemoterapi ya ölüm” yerine, “kemoterapi ile ne kadar şifa?” sorusuna cevap verilmelidir. Kemoterapi, tepenizde saldıran bir kaplan ve altınızda uçurum varken, size uzatılan bir ip gibidir. İpi tutsanız bile tehlikelerden kurtulacaksınız demek değildir bu. Kemoterapi bombardımanı, en az iki haftalık dinlenme ile etkisini kaybederken, üçüncü haftada yeni bir bombardımanın zamanı gelmiştir bile. Yani değneği yiyebilecek hale yeniden gelmektedir. İnsanoğlunun sağlıklıyken, bir bedeni olduğunun farkına varamaması ne kadar ilginç. Beden, beden, beden,… Onun işlevini sağlıklıyken ne kadar da sıradan görürüz. Bedenin bütün dikkatinin odak noktası olabilmesi için galiba hastalanmamız gerekiyor. Çok kolay olan soluk almak, idrar yapmak, yürümek bile, hastalandığımızda insanda acı yaratan, rahatlama ya da kaygıya yol açan işlevler haline gelebilir. Hastalandığımızda günden güne ne kadar ona (bedenimize) bağımlı olduğumuzu, onun keyfinin nasıl sizin keyfinizi belirlediğini ve hastalandığımızda sizi nasıl tutsak ederek köle haline getirdiğini anlayabilirsiniz. Kemoterapi gibi ciddi bir tedavi almadan önce bedeninizin farkına varmalısınız. Hangi noktaya kadar siz bedeninizsiniz. İkinizin arasında ne gibi bir ilişki var? Gerçekte sadece ikiniz mi varsınız? Hastalık veya ölüm giderek kendini hissettiren bir gerçeklik olarak üzerinize ağırlık yapmaya başladığında, ağrılarınız, halsizliğiniz, yüzleşmeniz gereken şeyler olduğunu düşündürmeye başlayacaktır. Bedeniniz, doğduğunuzda ödünç aldığınız bir kostüm, yani emanettir. Çıplak kalmaktan korkmaksızın, onu bir gün geri vereceğini düşünerek, ona ne kadar bir “emanet” gibi davrandığınızı sorgulamalısınız. “Beden” ile ilgili düşüncelerimizi sonraki yazılara bırakırsak, kemoterapi alacağınız zaman yalnız olmadığınızı, ikinci bir “emanet” ile birlikte olduğunuzu aklınıza getirin. İşte o zaman en doğru kararı vereceksiniz.
KEMO-II Çoğalan ve saldırganlaşan kanser hücrelerini değiştirmek amaçlanırken, kemoterapi alanların bizzat kendileri değişmeye başlarlar. Bedenleri o güne kadar tanımış oldukları beden olmaktan çıkar, her geçen gün bir şeylerin değiştiği hissedilir. Kemoterapi alan kişi, kendini uyduruk bir bilim-kurgu filmindeki üzerinde deneyler yapılan ve garip bir yaratığa dönüşen kahraman gibi hisseder. Duyular keskinliklerini yitirerek küntleşme meydana gelir. Duygular donuklaşıp, koku ve tat alma yetenekleri son derece körelmiş olur. Parmaklar bir cam gibi kırılganlaşır. Sağlıklıyken bir portakalı rahatlıkla soyabilen tırnaklar, eski zaman fotoğrafları gibi soluk kahverengiye bürünürler. Dişler sararır, diş etleri öyle hassaslaşır ki, en yumuşak diş fırçası bile “rende” hissi vermeye başlar. El ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma başlar, giderek his kaybı oluşur. Yüz ve karın ise sürekli şiştir zaten. En kötüsü başında hissedilir, zihin durur, hiçbir şey düşünemez hale gelir. Zihin, en sıradan ve basit mantık gerektiren konuları düşünmekten acizdir. Kapıyı anahtarla açmak, tencerenin altındaki ateşi söndürmek, çay içmeyi unutmak gibi. Kemo alan hasta, kimi zaman istemeden transa geçer. Elinde sıkıca tuttuğu bir şey kayıp gider sanki. Pek çok tabak ve bardak kırılır. Mutfağa gitmek üç adımlık mesafe iken, en az 3 dakikayı alır. Bütün beden ve metabolizma yavaşlar. Denge çoğunlukla sağlanamaz. Genellikle ayaklar yere basmıyor, su üzerinde yürüyormuş hissine kapılır hasta. Yüz metrekarelik bir alanda yaşamanıza rağmen kalem, gözlük gibi eşyalarınızı sık sık kaybedersiniz. Neden bilinmez ama, daha önce tanışmış olduğunuz ama hayatınız için önemsiz birisi sık sık aklınıza gelir. Okuduklarımızı anlamak ve önemsemek imkansız gibidir. Güneş. Hep altında kalmaktan hoşlandığımız güneşi, birden sevmeyiverirsiniz. Farkına varmadan gölgeye sığınırsınız. Çünkü, kemo ciltteki pigmentasyon sistemini onarılamayacak biçimde harap eder. Kemo alan birisi neredeyse hayatı boyunca hiç güneşlenemez. İsterseniz güneşin altında oturup, beyninizin kızarmasını hissedebilirsiniz. En tuhafı ve önemli olanı “karakter değişikliği” dir. Kemo alan kişi, asabi, huysuz, tahammülsüz, alıngan ve depresif olur. Karar vermekte son derece zorlanır. Kemo sıvısı nasıl rengarenk ise kemo alan kişinin karakteri de renkten renge girerek değişir. O anda aklınıza gelebilecek olumsuz, ama önemsiz veya küçük bir sorun, ansızın bir fırtına-kasırgaya dönüşebilir. Evvelden zevk aldığınız filmleri seyretmeye tahammül edemezsiniz. Bayıldığınız ve sizi kendinizden geçiren müziği bile bir iki dakikadan fazla dinleyemezsiniz. Bazen zihin giderek bulanık, ama daha sakin ve keyifli bir hal alır. Bazen de herhangi bir sıradan söz ya da hadise zihni alt üst etmeye yeter. Kemo alan kişinin bu değişken hali yarı yarıya dolu bir varili andırır. Bir kez dokunulduğunda çalkalandıkça çalkalanır. Kemo alan kişinin öğrenmesi gereken zihni sakinleştirmek veya bu çalkantılara direnmek değil, onların farkına vararak onları kabul etmektir. Onları kovmaktansa kendi kendilerine çekip gitmelerini beklemek daha kolaydır. Kemo alan kişinin rüyaları başlangıçta korkunç kabuslarla dolu iken, sonraları hafif, sıkıntısız ve rahat bir hal alırlar. Önceleri sık sık ve ani uyanmalarla kesilen ve sabahları depresyonun pusu kurduğu uykunun bu hali çabucak dağılan bir dumanı andırır. Dünyayı oldukça önemsiz hissettiren bir uzaklık duygusu kaplar insanın içini. Dünya içinde yaşamaya değecek ilginçlikte bir yer olmaktan çıkar. Böyle olunca da kanser artık “dram” gibi görünmez. Ölüme karşı duyguları da değişir kemo alanın; Şu cümledeki gibi; “öleceğimi biliyordum, bilmediğim bunun ne zaman olacağı ve işte insanı öldüren de bu” Ölüm geldiğinde Woody Allen’in dediği gibi “Ölmek mi? Beni hiç ilgilendirmiyor. Sadece geldiğinde ben burada olmak istemem” diyebilir mi insan? Kemo alanın yeni ruh halinin ilginç bir yüzü de “zaman” ile kurduğu farklı ilişkidir. Geçmişin kesinlik içeren yükünü bayılarak taşıyan, geleceğin pek çok olasılık dolu belirsizliği karşısında kafası hep karışmış bir olarak şimdiden geçmesini bekler. Böyle olunca da anı yaşamayıp elinden kaçırır genellikle insan. Oysa Kemo alan kişi de zaman artık böyle değildi. Saat saat, gün be gün, fazla beklenti ve fazla plan olmaksızın şimdinin tadı çıkarılır artık. Kemo alan kişi, minyatüre dönüşerek hafifleyen varlığının tadına varır. Her sabah gazeteyi bir karıncanın umursamazlığıyla okur, TV’yi bir arının gözüyle seyreder. Herkesin telaş içinde koşuşturduğu, kavga ettiği, kan döktüğü dünya kemo alandan çok çok uzaktadır. Kemo alanları bekleyen en ciddi tehlike, kemo aldıktan sonra “normalden” uzaklaşmaları yani “anormalleşme” leridir. Hayatın normalinden (gerçekliğinden) uzaklaşmak gerçekten büyük bir tehlikedir. Bu durumdaki kişi kendini salar, dişlerini fırçalamaktan saçlarını taramaktan vazgeçer. Sanki artık hiçbirşeyin önemi yokmuş ya da bütün kötülüklerin nedeni olan bu beden artık sevilemez ve sadece nefret edilen bir nesne olarak görülmekteymiş gibi davranır. Bence kemo alan biri bunlardan olmamaya gayret etmelidir. Sanki hayat “normal” seyrinde devam ediyormuş gibi sabah uyandığında yüzümüzü yıkamalı, kahvaltımızı yaparak koşmaya gitmeli, gazetemizi okumalı, düşük şiddette de olsa işimize devam etmeli, akşam TV’mizi seyretmeli, haberleri dinlemeli ve yorumda bulunmalı, azalsa da cinselliğimizden vazgeçmemeli ve yatmadan önce dişlerimizi fırçalamalıyız. Kimi zaman kendinizi inandırmakta güçlük çekseniz de eninde sonunda sahip olduğunuz tek beden budur ve onu “normal” ve dinç tutmak yapabileceğimiz en iyi şeydir. Elbette normal ve sevdiklerinizi önemseyerek bu dönemi tek başımıza geçirme kararı son derece doğru olabilir. Böylece başkalarının kaygılarıyla kaygılanmamıza gerek kalmaz. Böylece bütün enerjinizi ve dikkatinizi sadece kendinize yönlendirebilirsiniz. Bir fırtınanın ortasında çaresiz kalmamak için bütün ağırlıklarını denize döken, denizci misali kemo alan kişide normal insani ilişkilerini az ve öze ingirgemeli, alışkanlık ve nezaket yönünden korunan gereksiz bağlar koparılıp atılabilir. Kemo alan kişiyi, sessizlikten, boş saatlerden, küçük ve lüzumsuz eylemlerden, yararsız ve sıkıcı ilişkilerden uzakta, huzurdan oluşan bir dünya yaratmasında sakınca yoktur. Tek bir söz etmeden ya da duymadan geçirdiği günler olabilir. Bazen kapıcıyla karşılaştığında “günaydın” veya “iyi akşamlar” demekte zorlanabilir. Kemo alan kişi, normalde sapmadan boş bir aklın, giderek daha az çatışmalı bir yüreğin ve her zamankinden daha hızlı akan zamanınkinden daha hızlı akan zamanın tadını çıkarmalıdır. Geçmişteki gibi, kendi kendini sorunların çokluğu ve yararsızlık ya da sorumluluk duygularıyla bitirmemelidir. Yapacak, hayal edecek ya da ümitlenecek hiçbir şeyi yoktur. Sadece olduğu yerde ve sessizce kalmalıdır. Ömrü boyunca sadece “çene çalma” denilebilecek çok sayıda konuşmalarından, biriyle öğle yada akşam yemeğe gitmekten, oraya buraya koşuşturmaktan, randevuya yetişmekten vazgeçebilir. Sonuçta bunların hepsi bitmiştir. Eski “o” artık “o” değildir. Kemonun fosforlu ve rengarenk sıvıları “o”nu yakıp, kül etmiştir. Artık bir yere telefon açmak, bir iş yemeğine gitmek, çok sayıda insanı tanımak, bir ürünü ya da hizmeti tamamlamak, yemeği pişirmek ve bazı alışkanlık ya da gelenekleri yerine getirmek zorunda değildir. İşte bütün bu “zorunluluk”lardan kurtulmak için kanser bir fırsattır. Snki bunlardan kurtulmak için kanserin peşine düşmüş ve onu arayıp bulmuş gibidir. Kemo olan kişi, kendisine merhamet göstermek ve anlamsız avutma sözcüklerini sıralayanlara bu fırsatı vermemek için harika görünmelidir. Kemo alan kişi, hastalığını sıçramayı öğrenmek için yoluna konulmuş bir engel olarak görmelidir. Sorun olan, atlayarak üzerinden mi, kenarından mı, yoksa daha kötüsü, altından geçerek mi aşacağınızdır. Her hastalığın gizli bir mesajı olduğunu, bir şeyleri anlamak için başına geldiğini bilmelidir. Sonuçta hastalığı kişinin bedeni üzerinde yaptığı saygısızca tasarruf ve tahribat çağırır. Yıllardan beri rutinden kurtulmak, günün-hayatın ritmini yavaşlatmak, olaylara farklı bir bakış açısını yakalamak için bir fırsat. Yani her şeyin yerli yerine oturduğu bambaşka bir hayatı. Ruhunuz, bedeniniz, her şeyinizin değiştiği bambaşka bir kişilik.
Belki de fıtrata(tabiata), öze bir dönüş. Bu açgözlülük olurdu Istırabını şifa yap Ve engelsiz bir yol bekleme O ateş olmasaydı ışığın sönerdi Özgürlüğe kavuşmak için fırtınayı kullan Koreli bir Zen rahibinin sözleri
---- Original Message ----- From: "Bulent TUZCU" Sent: Monday, February 16, 2009 11:02 Subject: AKCİĞER KANSERİ BEYİNE METASTAZ Merhabalar ben Trabzondan
yazıyorum.
http://haber.mynet.com/detay/saglik/Kanser-tedavisi-beyni-vuruyor/22Nisan2008/X1208865219468
22.04.2008 14:53 - Mynet Haber
Kanser tedavisi beyni vuruyor
|
||||||||||||||||||