İlaçla Tedavide Bir Reform Yaratan Araştırmacı
![]() DİKKAT: REİSHİ KIRMIZI MANTAR ÖLDÜRÜYOR!!! |
MEME KANSERİNDEN GÜVELOĞLU'NUN BİTKİSEL
İLAÇLARI İLE TAMAMEN KURTULMAK MÜMKÜNDÜR .
Aşağıda meme kanserlerinin tanı ve konvansiyonel klasik tedavi şekillerini sunuyoruz. Herbalist Atabay Güveloğlu'nun "İnfilitratif ducdal karsinom" a karşı 1985 da ortaya çıkardığı ve halen de uygulamak isteyen insanlara sunduğu yan etkisiz, yoğunlaştırılmış bitki özlerinden ve tıbbi bitkilerin bazılarından oluşan bitkisel reçetelerini de güvenle uygulamanız mümkündür. Kanser türleri içinde klasik tedavilerin en yüksek iyileşme oranı meme kanserlerindedir. Hastaların %50 si 10 yılı aşmaktadır. Ancak operasyon ve akabinde uygulanan kemoterapilerden sonra Güveloğlu'nun bitkisel ilaçlarını ikişer aylık iki veya üç kür uygulayan hastalarda 1985 den bu yana CA.15.3 hiç yükselmedi ve hastada kanser konusunda bir sağlık sorunu belirmedi. Bu ilaçlar halen tam olarak yorumu yapılamayan bir şekilde kanser genini yerine geri koymakta ve metabolizma kanserin üzerine oturmaktadır.
Tanı kesin olarak konulmuşsa; Tedavi için operasyon yapılması gerekir. İstisna olarak küçük kitlelerde operasyonsuz olarak Güveloğlu'nun bitki özleri ile tamamen temizleyip yok ettiği vakalar da vardır ama bu risklidir, memeden vazgeçmek gerekir. Operasyondan sonra kalan serbest hücreler için kemoterapi tek ilaçtır. 5-6 kür uygulanır ve bitiminde hasta gözleme alınır. Periyodik kontrollere başlanır. bir süre sonra nüks olayı olursa tekrar kemoterapi vs. başlar ve vücut bu ağır ilaçlardan dolayı iflas edeceği için hastanın sonu iyi olmaz. Bunun için Güveloğlu'nun immünolojik ve sitotoksik etkili bitkisel ilaçlarına ameliyattan sonra 4-6 ay devam edilirse nüks olayı görülmemektedir
KANSER NEDİR?
Vücudumuzda ki tüm organlar hücrelerden yapılmışlardır. Hücreler çok küçük birimlerdir ve ancak mikroskop
altında görüntülenebilirler.Normal vücut hücreleri sistemli bir şekilde büyür, bölünür ve ölür. Hayatımızın ilk yıllarında
yetişkin oluncaya dek normal hücreler daha hızlı bölünür. Yetişkinliğe ulaşılmasının ardından, pek çok dokuda hücreler
yanlızca ölen hücreleri yenilemek ve yaralanmaları gidermek amacı ile bölünmeye devam eder. Normal şartlar altında,
eğer yeni hücreler gerekmiyorsa her hücrenin içinde bulunan bazı mekanizmalar hücreye bölünmesini durdurmasını
söyler.
Buna karşın kanser hücreleri, büyümeye ve bölünmeye devam ederler ve
vücudun diğer bölgelerine yayılırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri
(kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine
sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler.
Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler.
Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz
adı verilir. Tümör vücudun başka bölgelerine yayılmış olsa da orijinal olarak
oluştuğu organın adı ile anılır. Örneğin kemiklere sıçramış olan prostat
kanseri hala prostat kanseri, akciğerlere sıçramış olan meme kanseri hala
meme kanseridir.
Vücudumuzda ki tüm organlar hücrelerden yapılmışlardır. Hücreler çok küçük birimlerdir ve ancak mikroskop altında görüntülenebilirler.
Normal vücut hücreleri sistemli bir şekilde büyür, bölünür ve ölür. Hayatımızın ilk yıllarında yetişkin oluncaya dek normal hücreler daha hızlı bölünür. Yetişkinliğe ulaşılmasının ardından, pek çok dokuda hücreler yanlızca ölen
hücreleri yenilemek ve yaralanmaları gidermek amacı ile bölünmeye devam eder. Normal şartlar altında, eğer yeni
hücreler gerekmiyorsa her hücrenin içinde bulunan bazı mekanizmalar hücreye bölünmesini durdurmasını söyler.
Lösemi genellikle tümör oluşturmayan bir kanser türüdür. Lösemide kanser hücreleri kan ve kan oluşturan organlarda
(kemik iliği, lenf sistemi ve dalak) gelişir, ve diğer organların dokuların içinde dolaşır, birikebilir.
Akılda tutulmalıdır ki, tüm tümörler kanser değildir. Kanser olmayan tümörler metastaz yapmaz ve çok seyrek görülen
istisnalar dışında yaşamsal tehlike oluşturmazlar.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki
kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle
kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
Kanser istatistiklerinin diğer ülkelere oranla daha iyi tutulduğu Amerika'da, bu istatistikler göstermiştir ki erkeklerin
yarısı kadınların ise üçte biri hayatlarının bir evresinde kansere yakalanacaklardır. Günümüzde, milyonlarca insan
kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak yaşamaktadır. Sigaranın bırakılması yada daha sağlıklı beslenme
alışkanlıklarının adaptasyonu gibi aktivitelerle yaşam stilinin değiştirilmesi, pek çok tür kansere yakalanma riskini
önemli oranlarda azaltılabilir. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi
ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.
Meme Kanserine Nasıl Tanı Konulur?
Meme kanserinin en yaygın belirtisi ağrısız bir kitlelenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın
ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek gürülen belirtileri arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş yada bozulmalar, ve anlık akıntılar, aşınma, göğüs ucunun hassaslaşması
yada içe dönmesi de dahil olmak üzre göğüs ucu belirtileri). Tedavisi en kolay olan erken aşamadaki meme kanseri
tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol
programlarını uygulamaları çok önemlidir.
Meme kanserine erken aşamada tanı konması, tedavi seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta
kalma şansını önemli oranda arttırır. Erken tanı için temelde önerilen biri birini tamamlayıcı üç yöntem vardır;
| Aşağıda Reşadiye Ebcim, eşi ve kız kardeşi ile Atabay beye teşekküre geldiklerinde görülüyorlar. |
![]() |
|
KANSERDEN
KURTULAN BAYAN YAZIYOR: ----- Original Message ----- From: reşadiye ebcim To: atabay güveloğlu Sent: Friday, December 11, 2009 11:33 AM Subject: slm Herkese selamlar,
|
BAYANIN İLK MEKTUBU AŞAĞIDA
Selamlar herkese,
Ben İstanbul'dan Reşadiye Ebcim. Atabay beye nasıl teşekkür edeceğimi
bilemiyorum bunun bir ölçütü veya bir emsali yok.ben 6 yıl önce meme ca
teşhisi ile tedavi oldum.mayıs ayına kadar her şey normaldi.mayıs ayında yapılan
tahlillerde kemik ve karaciğer metastaz ile sırt bölgemde lezyonlar saptandı.
ne yapacağımı şaşırdım.Yaptığım araştırmalarda bu tür bir hastalığı olanların
%20 sinin 2 yl yaşayabildiğini öğrendim.doktorlar tekrar kemoterapi
dediler.düşündüm ve araştırdım.kemoterapi zaten iyi gelseydi 6 yıl sonra tekrar
nüksetmezdi .Çektiğim onca eziyet boşa gitti.Bunlar olmasın diye terapi olmamış
mıydım?Ama nüksetti...
Alternatif veya dünyada bu konudaki yeni tedavi yöntemlerini araştırdım. bir
çok tedavi yöntemi olduğunu doktoruma söyledim.o bunların denendiğini ancak en
başarılı tedavinin kemoterapi olduğunu söyledi. Artık son ve tek umudum
Herbalist Atabay Güveloğlu idi.
Benim tanıdığım insanlardan Yeliz Katip hanımın beyin tümörünü atabay bey
tamamen tedavi etmişti. Yine aynı şekilde kız kardeşimin görümcesi
Gülizar hanımı (doktorlar götürün yapacak bir şey yok dedikten sonra atabay
beyin tedavisi ile 10 yıl daha yaşadı) tedavi ettiğini biliyorum
Bunlar gözümün önündeki örneklerdi bende kararımı verdim doktoruma kemoterapi
almayacağımı söyledim.doktorum olmaz diye ısrar etti.ve Atabay beyin bitkisel
tedavi yöntemini 3 ay uyguladım.sonra tahlillerimi ve tomografilerimi
yaptırdım.sonuç karaciğerdeki 2 cm lik kitle 1 cm e ,diğer milimetrik
lezyonlar daha küçük lezyonlara dönüştü,sırtımdaki lezyonlar geçti.şimdi ikinci
3 aylık küre başladım.içimdeki en ufak şüphe kırıntıları da bu tahlillerle yok
oldu.
Şimdi üç aylık kürle inanıyorum ki kalanlarda geçecek.ve buradan herkese
sesleniyorum lütfen deneyin mucize gibi...Ben hala raporlarımı okuyup
duruyorum.Atabay beye sonsuz teşekkürler.
MEME KANSERİNİN MODERN TIPTA TEDAVİSİ
YOKTUR.
İşte aşağıda bir örnek mail:
----- Original Message -----
From: Merve Şahinkaya
Sent: Tuesday, September 01, 2009 7:31 PM
Subject: mrb
Hayırlı Günler Atabay Bey,
Yakın bir akrabamıza(yaş 40) üç ay önce göğüs kanseri teşhisi konuldu.(3.aşama)Acilen ameliyata alındı Biyopside lenfe de sıçradığı görüldü, ameliyatta lenf bezleriyle beraber göğsü de alındı.Sonrasında yaz boyu 3 kemoterapi gördü, tetkikler yapıldı..Şu an ki tetkiklerde sırt ve diz kemiğine biraz sıçradığı görüldü.Son kemoterapiden sonra ise dayanılmaz baş ve göz ağrısı çekti ve şu anda gözleri neredeyse hiç görmüyor, halsizlik ve aşırı ağrılarından dolayı hastanede yatıyor ve lavabo ihtiyaçlarını bile yardımla ancak yardımlarla görebiliyor.Gözündeki durumu ise doktorlar, kemoterapinin yan etkisi mi olabileceği hususunda sessizler.Ayrıca beyinde de küçük metastazlar mr da gözükmüyormuş.
Bu kadar hızlı çökmesi ve hızlı metastaz yapması bizleri çok endişelendiriyor.Bilgileri eksik vermiş olabilirim, tedavi şeklinize dair sitenizde gezindim ama pek bir bilgi bulamadım, aydınlatırsanız çok seviniriz.
Cevabınızı bekleyeceğim.
Hoşça kalın.
GÜVELOĞLU'NUN YANITI İSE AŞAĞIDA:Merhaba Sayın Merve hanım,
Geçmiş olsun.İşte tıbbın o toz kondurmadığı kanser tedavisi maalesef böyle bir rezalettir.Bu kadar kısa bir zamanda kemoterapilerle hastanızı içinden çıkılmaz bir duruma getirmişler.Bu aşamaların asla geri dönüşü olmaz, çok üzgünüm.
Allah yardımcınız olsun.
Saygılar.
Atabay Güveloğlu
KEMOTERAPİLER ÖLDÜRÜYOR (AŞAĞIDA)
Normal de doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel göğüs kontrollerinin yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir
kez olmak üzere klinik göğüs kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak daha sonraki mamogramlarınıza
referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından bir mamogram çektirerek saklamanız önerilir. Burada verilen
başlama yaşları, toplumun geneli için önerilmektedir, eğer yüksek risk grubunda olduğunuzu düşünüyorsanız kontrol programınızı dokturunuz ile konuşmalısınız. Kanserlerin küçük bir bölümü mamografi tarafından tanımlayamayacağı için, mamografiyi klinik göğüs kontrollerine alternatif olarak görmek yanlıştır.
Eğer bu testlerden birinde normal olmayan bir belirtiye rastlanırsa,
durumu açıklığa kavuşturmak için belirleyici testler yapılacaktır.
Unutmayın ki, göğüs kontrollerinde bulunan kitlelerin büyük bir kısmı kanser olmayan gelişimlerdir.
Kontroller sonrası şüphelerin giderilemediği durumlarda, kesin tanının
konması amacıyla biyopsi yapılır. Kitlenin büyüklüğüne, yerine, doktorun yada hastanın tercihine bağlı olarak biyopsi lokal anestezi alıtında iğneler le yapılabileceği gibi, ameliyatla kitlenin çıkarılmasıyla da yapılabilir.
Meme Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Meme kanseri tedavisi ile ilgili kararlar hasta ve doktor tarafından birlikte alınmalıdır. Bu kararlar alınırken, kanserin aşaması, hastanın yaşı, diğer sağlık problemleri, önerilen tedavilerin riskleri ve getirecekleri yararlar göz önünde tutulmalıdır. Meme kanseri tanısı konmuş kadınların hemen hepsi göğüs ameliyatı geçirirler. Ameliyat sonrası bu tedaviyi tamamlamak amacıyla, radyasyon (ışın) tedavisi, kemoterapi, hormon tedavisi ve monoklinal antikor tedavisi gibi bugün standartlaşmış olan kanser tedavilerinden biri yada birkaçı uygulanır.
Bu tedaviler yerel ve sistematik tedaviler olmak üzre iki ana gurupta toplanabilir. Yerel tedaviler vücudun yanlızca bir bölgesinde yapılan ameliyat yada radyasyon tedavisidir. Sistematik tedaviler ise vücudun tümünde üzerinde yapılan tedavilerdir.
Tüm bu tedaviler palyatif amaçlıdır.Yani hastalığı ortadan
kaldırmaz,hastanın ömrünü uzatabilir.
Ameliyat
Göğüs ameliyatlarının temel amacı göğüste ve lenf bezlerinde bulunan kanserli hücreleri ve tümörü almaktır. Lampektomi operasyonunda, kanserli kitle ve onun etrafından bir miktar sağlıklı göğüs dokusu alınır. Basit yada toptan Mastektomi'deyse göğsün tamamının alınması operasyonudur. Değiştirilmiş radikal mastektomi operasyonunda göğsün tamamı ve koltuk altı lenf bezleri alınır, ancak radikal mastektomide olduğu gibi göğsün altında göğüs duvarında bulunan göğüs kasları alınmaz. Radikal mastektomi, göreceli olarak daha hafif olan ameliyat alternatiflerinin verimliliğinin artması sonucu günümüzde daha az tercih edilen bir ameliyat seçeneği olmuştur.
Hem lampektomi hem de mastektomi operasyonları genelde, koltuk altı lenf bezlerinin alınması operasyonu ile birlikte yapılır. Koltuk altı lenf bezleri alındıktan sonra kanserin buraya sıçrayıp sıçramadığı test edilir. Testlerin sonuçları tedavinin sonraki aşamalarına karar verilmesinde önemli rol oynar. Koltuk altı lenf bezleri bölgesinde yapılan ameliyat yada ardından gelen radyasyon tedavisi, lenf sıvısı dolaşımının aksaması ve sıvı birikimi ile ilintili olarak kolda ödem benzeri oluşumlar oluşmasına neden olabilir, bu durum lymphedema olarak bilinir. Yanlızca anahtar konumunda olan bir kaç lenf bezinin çıkartılması ile kanserin ne kadar yayıldığının belirlendiği yeni yöntemler, toplam lenf dolaşımında daha az değişikliğe neden oldukları için erken aşamadaki hastalarda daha tercih edilir yöntemler olmuşlardır. Bu yeni yöntemler arasında en çok yaygınlık kazanmış olanı 'Sentinel Node Biopsy' olarak adlandırılmaktadır.
Lampektomi operasyonu sonrası büyük bir çoğunlukla altı ila yedi hafta kadar sürecek olan radyasyon tedavisi yapılır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, lampektomi ve ardından uygulanan radyasyon tedavisi pek çok durumda mastektomi kadar etkindir.
Radyasyon Tedavisi
Radyasyon (Işın) tedavisi ameliyat sonrası göğüste, göğüs duvarında veya koltuk altında kalmış olabilecek kanser hücrelerini öldürmekte kullanılabileceği gibi, ameliyat öncesinde ameliyatta alınacak olan tümörün boyutunun küçültülmesi amacıyla da kullanıla bilinir. Yakın geçmişte kat edilen teknolojik ilerlemeler, bu tedavinin daha hassas ve arzulanan bölgeye daha başarılı olarak odaklanarak yapılabilmesine olanak tanımıştır. Bunun bir sonucu olarak radyasyon tedavisinin yan etkilerinde büyük oranlarda azalma gözlemlenmiştir.
Sistematik Tedaviler
Meme kanserinin tedavisinde kullanılan sistematik tedavi seçenekleri arasında kemoterapi, hormon tedavisi ve monoklinal antikor tedavisi vardır. Gözlemlenebilen tümörün ameliyat ile alınması sonrasında yapılan sistematik tedavi alınmış olan tümörden ayrılarak vücudun başka yerlerine gitmiş olabilecek kanser hücrelerini yok etmeyi hedefler. Ameliyat sonrası yapılan bu tip sistematik tedavilere tamamlayıcı anlamına gelen adjuvan tedaviler denir. Alınan tümörün boyu, histolojisi, kanserin lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığı adjuvan sistematik tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesinde önemlidir. Adjuvan sistematik tedavilerin etkinliği, deneklerin rastgele seçildiği 400 den fazla klinik deneyde test edilmiştir. Bu çalışmalar göstermiştir ki, adjuvan sistematik tedavilerin yararları (meme kanserinin yenilemesi, ve ölüm oranları göz önüne alındığında) tedaviden sonraki 15 yılın sonrasında bile gözlemlenebilmektedir.
Sistematik tedavi tanı anında meme kanseri ileri aşamada olan hastalarının tedavisinde de kullanılır. Bu gibi durumlarda, kanserin büyük bir çoğunluğunun ameliyat ile alınması olası değildir ve sistematik tedaviler temel tedavi yöntemi olurlar.
Kemoterapi
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki bazı kemoterapi ilaçları birlikte alındıklarında, tek başına alınan ilaçlardan daha etkin olmaktadırlar. Kemoterapinin ilk aşamasında genellikle cyclophosphamide, methotrexate, fluorouracil, doxorubicin (Adriamycin), epirubicin, ve paclitaxel (taxol) adlı ilaçların özel karışımları kullanılır. Kanserleri bu ilk aşama ilaçlara dayanıklı hale gelen hastaların yaklaşık olarak %20 ila %30'u ikinci aşama kemoterapi ilaç tedavisine cevap verirler.
Hormon Tedavisi
Östrojen, yumurtalıklar da üretilen bir hormondur ve bazı meme kanserlerinde kanserin büyümesine yardımcı olur. Yapılan testler sonucu kanser hücrelerinde östrojen veya progesteron hormonları için algılayıcılar bulunan kadınlar, östrojenin bu hücreler üzerindeki etkilerini durdurucu ilaçlar önerilebilinirler. Bu amaçla günümüzde en yaygın olarak kullanılan ilaç tamoxifen'dir. Araştırmalar göstermiştir ki, tamoxifen meme kanserinin yıllık yenileme riskini %26, yıllık ölüm oranını %14 oranında düşürmektedir. Kanser hücrelerinde yukarıda sözü geçen hormon algılayıcıları bulunan kadınlar dan hem menepoz öncesi hemde menepoz sonrası olanlar hormon tedavisinden yararlanabilirler. Yumurtalıkların alınması yada ilaç ile yumurtalık işlevlerinin askıya alınması tedavisi gören menopoz öncesi kadınlarda östrojen üretimi önemli ölçüde azaldığından yaşam oranlarında önemli gelişmeler gözlemlenmiştir.
Monoklinal Antikor Tedavisi
HER-2 adındaki bir protein meme kanseri hücrelerinin büyümesini düzenlemekte önemli bir rol oynar. Meme kanserlerinin yaklaşık olarak üçte birinde, bu protein aşırı miktarlarda bulunur. Trastuzumab (Herceptin) bir monoklinal antikor tedavisi şeklidir ve kanserlerinde aşırı miktarda HER-2 proteini olan hastalarda HER-2 proteinin etkilerini bloke eder. Kemoterapi sonrasında tümörleri büyümeye devam eden hastalarda, herceptin yanlız kullanılabileceği gibi kemoterapi ile birlikte de kullanılabilinir. Her iki durumda da, bu tedavi sonrasında bazı kanserlerin küçüldüğü ve yaşam süresinin uzadığı gözlemlenmiştir.
Kemoterapi
Bu bölümde meme kanseri tedavisinde kullanılan kemoterapi ve yan etkileri hakkında genel bilgiler bulacaksınız. Kemoterapide kullanılan ilaçlar hastalara göre özel olarak karıştırılır, dozajı, verilme şekli ve verilme süreci de hastalara özel olarak ayarlanır, bu nedenle kemoterapinin yan etkileri de hastadan hastaya çok büyük farklılıklar gösterebilir. Bu bölümde kemoterapinin pek çok yan etkisi detayları ile açıklanmışsada, söz konusu yan etkilerin pek çoğunun geçici ve kemoterapinin hemen ardından oluştuğu akılda tutulmalıdır. Pek çok durumda, meme kanserinin kemoterapi ile tedavisinin yararları, kemoterapinin riskleri, verdiği rahatsızlıklar ve yan etkileri ile karşılaştırılamayacak kadar büyüktür. Meme kanserinin tedavisinde kemoterapi vazgeçilemez bir tedavi şeklidir ve genellikle ameliyat veya diğer tedavilerle birlikte kullanılır. Meme kanseri hastaları göreceleri kemoterapinin tüm boyutlarını doktorları ve kanser tedavi ekibi ile tartışmalıdırlar.
Kemoterapi nedir?
Kemoterapi, anti kanser ilaçlarının kullanılarak tümörlerinin büyümesinin önlenmesi yada kontrol altına alınmasıdır. Kemoterapi genellikle diğer tedavileri tamamlamak amacı ile yapılır, bu tip kemoterapiler adjuvant kemoterapi olarak adlandırılırlar. Öncelikli olarak yapılan ameliyat yada radyoterapi tedavileri meme kanserinin bölgesel (göğüs) tedavisini amaçlar. Kemoterapi genellikle el ya yada koldaki küçük damarlara geçici iğneler aracılığı ile, yada daha büyük damarlara takılan port adı verilen vücut içi araçlar yardımı ile verilir. Bazı kemoterapi ilaçları hap yada şurup formunda ağızdan verilebilir. Bunun yanı sıra kas yada deri altına veya tümör bölgesine doğrudan enjeksiyon şeklinde verilen kemoterapi ilaçları da vardır.
Kemoterapinin kullanım amaçları arasında:
MERHABA, ben diyarbakırdan ufuk. konu annemin rahatsızlığı yaşı:52
TEŞHİS:MEME CA, AKCİĞER,BEYİN, KEMİK METASTAZI
düşünceler: Annem 7 nisan 2005 tarihinde sağ meme ameliyatı olup alınmıştır
Ameliyattan sonra 8 kür kemoterapi alıp 30 gün radyoterapi almıştır.
Daha sonra tamoksifen adlı tableti kullanmaya başlamıştır 1 yıl iyiydi. Daha
sonra akciğerde su toplandı. ve oraya da yayıldı. 12kür kemoterapi almıştır.
daha sonra arowasin tablet kullanmaya başlanmıştır.ve 3 ay sonra kontrole
gittiğimizde tekrar akciğerde sıvı toplandığı söylendi.ve göğüs cerrahi
kliniğine yatırılıp (doktorun karneye yazdığı teşhiste malingn masif plevral
effüzyon tanısı yazmıştır.)akciğerindeki sıvı alınmıştır. 1ay tekrar arowasin
isimli ilaca tekrar başladı. sonra 1 aydan sonra tekrar sıvı oluştu evde 5 kür
kemoterapi görüldü.(xelode 500 mg)daha sonra beyin emarı ve kemik sintigrafisi
istenildi sonuç olarak beyin ve kemik tede metastazı oluştuğunu söyledi. daha
sonra beyin ve akciğerinden 10 gün ışın(radyoterapi) gördü. şu anda ki
belirtileri ,
Halsizlik, el ve ayaklarda uyuşukluk, ayağa kalkamama sadece wc ihtiyacını bizim
aracılığımızla görmekte,canının ağrılarının fazla olduğu, nefesinin kesilmesi
sanki uzun maraton koşmuş ve yorulmuş gibi,bulantı, iştahında azalma, karnında
şişkinlik
belirtileri vardır.
Şu anda doktorumuz pazartesi günü gidip akciğer tomografisi ve kan
tahlilleri istedi yarın gidip yapılacak.bunların sonuçlarına göre bize tekrar
kemoterapi ve kemik güçlendirici ilaçları başlayabiliriz dedi. bizde internetten
sizin reklamınızı gördük ve sizinle temasa geçtik . Yardımcı olursanız çok
seviniriz.Allah yardımcınız olsun iyi çalışmalar
Hocam merhabalar,
Ben anneme şifa arıyorum. Anneme 2008 nisan ayında meme kanseri teşhisi kondu.
Sol meme üst kadranda ceviz büyüklüğünde bir kitleyi fark ederek hastaneye
başvurduk. İstanbul da gittiğimiz özel bir hastane ameliyatla tüm memeyi ve lenf
bezlerini almayı önerdi kabul etmeyerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesine başvurduk.
Orada da ameliyat yerine sekiz seans kemoterapiye karar verildi ve 21 günde bir
8 seans kemoterapi uygulandı. Annem 57 yaşında. Kemik, karaciğer ya da beyin
.... metastaz durumu yok. sadece sol memede kitle ve 1 lenf nodu tutulumu var.
Fakat tümör çok büyüdü. Ceviz büyüklüğünde iken kemoterapiden sonra yumruk
büyüklüğüne ulaştı.
En son onkoloğumuz"Kemoterapi cevap vermemiş" dedi. Şu an radyoterapi
düşünülüyor ama bu seferde boyunda bir beze ortaya çıktı. henüz ona biyopsi
yaptırmadık. Büyük ihtimal yine ameliyat denmeyecek. radyoterapi de boyundaki
bezeden dolayı sakıncalı olabilirmiş. Hormon tedavisine geçebiliriz dedi.
Hocam zaman kaybetmek istemiyorum. geçen her dakika annemi benden ayıracak.
Vakit kaybetmeden doğru yolu bulup ilerlemek istiyorum.
Alternatif tıbba sonuna kadar inanan birisiyim. Hocam geçmiş tecrübelerinizi
bilginizi şefkatinizi de katarak bana bir çözüm önerin.
Hayırlı cevaplarınızı bekliyorum. saygılarımla. Kolay gelsin.
Özdem ATAŞ
Polis Memuru
Kemoterapinin en yaygın yan etkileri:
Göğüs genelde dairesel yada göz yaşı damlası şeklindedır. Ancak göğüs dokusu köprücük kemiğinden sütyen çizgisine ve göğüs kemiğinden koltuk altına kadar bulunabilir. Bu nedenle kişisel göğüs kontrolleri yapılırken bu alanların tümünün kontrol edilmesi ve mastektomi yapılırken bu alanlardaki dokularında alınması çok önemlidir.
Göğsün içinde göğse oksijen ve besin taşıyan damarlar vardır. Damarda kan ile beraber dolaşımda olan lenf sıvısı, (vücudun savunma sisteminde önemli bir rol oynar), damar duvarlarından sızar ve hücrelerin arasındaki boşlukta birikir. Bunların toplanması ve ana kan dolaşımına geri kazandırılması için lenf kanalları vardır. Bu kanallar boyunca, lenf sıvısı lenf bezleri adı verilen fasulye tanelerine benzeyen organlar tarafından süzülür. Göğüste toplanan lenf sıvısının büyük bir bölümü koltuk altına doğru toplanır, burada harici lenf bezleri tarafından süzüldükten sonra lenf sıvısı dolaşım sistemine geri döner.
30.04.2008 Mynet Haber
Meme kanseri neden tekrarlıyor?
ABD'nin Baylor Tıp Fakültesinden araştırmacılar, sıradan
kanser ilaçlarının kanserin
yayılmasını engellediğini ancak kanser kök hücrelerinde etkili olamadığını
belirttiler.
Bunu "bahçıvanın bahçedeki karahindibaları kesip köklerini bırakmasına" benzeten
araştırmacılardan Dr. Michael Lewis, "Şu an uygulanan kemoterapinin sık sık
başarılı olamaması nedenlerinden birinin, tedavinin tümörü yok etmesi ancak kök
hücrelere dokunmamasıyla açıklanabileceğini" söyledi.
Bu hücrelerin doğaları gereği mevcut kanser tedavilerinin etkilerine dirençli
olabileceğini belirten Lewis, tümörlerle daha etkili mücadele için izlenmesi
gereken yolun, özellikle kök hücreleri hedef
alan ilaçların geliştirilmesinden
geçtiğini ifade etti.
Lewis, halen deneme safhasında olan Lapatinib (Tykerb) adlı ilacın diğer kanser
ilaçlarıyla kullanıldığında hem kanser kök hücrelerini, hem de meme tümörünü yok
etmekte etkili olabileceğini söyledi.
Araştırmacılar, farklı tedavilerden önce ve sonra hastaların meme tümörlerinde
biyopsi yaptılar. Mevcut kemoterapi yöntemi uygulanan ilk gruptaki 31 hastada
tümör yapan kanser hücrelerinin sayısı önemli oranda azaldı ancak kanser kök
hücrelerinin oranının tedaviden öncekinden daha fazla olduğu görüldü.
Araştırmacılar, kanser kök hücrelerinin oranının çok önemli olduğunu çünkü
kemoterapinin kanser hücrelerini yok ettiğini ve kök hücrelerine dokunmadığını
vurguladılar.
Metastas riskini artıran HER2 proteininin fazla olduğu 21 hastadan oluşan ikinci
grupsa Lapatinib tedavisi gördü. Kötü hücrelerin sayısı önemli oranda düşerken
kanser kök hücrelerinin oranı aynı kaldı ya da azaldı. Araştırmacılardan Jenny
Chang bunun, kanser kök hücrelerinin tümörün kendisiyle aynı oranda yok olduğu
anlamına geldiğini ve bunun bu araştırmayla ilk kez gösterildiğini söyledi.
Araştırma ABD Ulusal Kanser Enstitüsü dergisinde yayımlandı.
BİR BAŞKA HASTA METUBU AŞAĞIDADIR
----- Original Message -----From: Selma KarabacakSent: Monday, June 08, 2009 10:27 AMSubject: acil bilgi ricası!
Merhaba Atabay Bey,Şirketimizde çalışan bir arkadaşımızın eşi 2 yıldır kanserle mücadele ediyor. 2 yıl önce meme CA ile sağ göğsü tamamen alındı. Lenflerde de metastas olduğu için onlarda çıkarıldı.
8 kür kemoterapi gördü. Tam bir yıl sonra yapılan taramalarda karaciğer ve akciğerde metastas tespit edildi. 4 kür daha kemoterapi gördü. Ancak geçen hafta alınan sonuçlarda tedaviye hiç cevap vermediği görüldü.
Şimdi yeniden kemoterapi uygulanacak. Uygulanacak tedavi ile şansının çok yüksek olmadığını bildiğimiz için tamamlayıcı tıpdan destek alabilir misiyiz diye yaptığım araştırmalarda Herbalist Bozkurtbey’in sitesini gördüm. Kensine mail attım ve telefonla görüştüm. Hazırladığı ilaçlarla yardımcı olabileceğini söyledi. Tedavi masrafları çok yüksek olduğu için bizler arkadaşlar arasında para toplayarak bu maliyeti karşılamak istiyoruz.
Bugün sizin sitenizde Bozkurtbey’le ilgili olumsuz bilgiler görünce tedirgin oldum. Hem boşuna arkadaşımızı ümitlendirmemek, hemde zaman kaybetmemek adına sizden yardım ve bilgi rica ediyorum.
Bizlerde kime güveneceğimizi ve nasıl bir seçim yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Sonuçda boşuna ümitlenmek ve kandırılmak da var. Yardım etmeye çalışırken yanlış bir şeye sebep olmak istemiyorum.
Ama küçük bir ümitde olsa ve yapılabilecek birşey varsa yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Hastamızın durumu, çok acil bir şekilde karar vermemizi gerektiriyor. Bize zaman ayırıp bilgi verebilirseniz çok memnun oluruz.
Hastamızın son durumunu gösteren raporları da ekde bilgilerinize sunuyorum.
Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
Selma Karabacak
Atabay Güveloğlu'nun bitkisel kanser reçeteleri
ile hayatı kurtulan yüzlerce insandan bir kaç örnek için tıklayınız
Bize Ulaşmak İçin Tıklayın..