www.herbalistatabay.com           
 
Tıp Mafyası   ÖNCE BİR KİTAP TANITIYORUZ
Yazar ABD, Fransa ve Kanada da tıp eğitimi gördükten sonra bu ülkelerde 25 yıl doktorluk yapmış ve gördüğü yanlışları kaleme almıştır. Eserin İngilizcesi The Medical Mafia ve Almancasın: Die Medizin Mafia adı ile Almanya'da yayınlanmıştır.Best seller satar olmuştur.

Yazar: Ghislaine Saint-Pierre Lanctot

Yazarın Kitabı hakkında söyledikleri:

"Sevdalıyım: Sınırsız Sağlığa. Bu hayali gerçekleştirmek için Tıp okudum. Yıllarca doğru yolda olduğuma inandım. Gerçekler ise, tamamen çok farklı  idi. Düşünceler, Duygular ve Hisler, jm görülmeyen ve hissedilmeyen muhalefet beni düzenli bilimsel çalışmalarımda sinirlendiriyordu.

Bunun üzerine ben başka bir yola, yani Alternatif Tıp’a ve Doğal tedaviye yönlendim, o sağlığı tamamen kapsayan başka çözüm yolları sunuyordu. Bu aroma sırasında bir çok ülkede çok faydalı imkanlar keşfettim..

Fakat buna rağmen insanlar acı çekiyorlar ve ölüyorlar. NEDEN?
-Neden sürekli sağlık  alanında  kötüye gidiyoruz?
-Neden sağlık  sistemi bu kadar çok pahalı ?
-Neden hala bunda ısrar ediliyor, herkes bundan şikayetçi olduğu halde?
-Kime faydası var bunun?
Fazla bilmeden, kime müracaat edeceğimi bilmeden, kendi içime döndüm: Sinirsiz sağlık  beni
orada bekliyor! "

 



http://www.neue-medizin.de/assets/applets/Die Medizin Mafia.pdf


 

SAHTE İLAÇLARLA İLGİLİ BASINDA ÇIKAN HABERLERDEN BAZILARI   - 2007 yılı

 
 


- Sahte ilaçtan bakanlık sorumlu

İstanbul'da "sahte ilaç şebekesinin" ortaya çıkması hasta ve hasta yakınlarını endişelendirirken İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Kaplan, sahte ilaç vurgunu ile suçlanan Burç Ecza Deposu'nun pazardaki payının binde 1 olduğunu, yurttaşların eczanelerden güvenle ilaç alabileceklerini söyledi. Tıp Kurumu Genel Sekreteri Ali Rıza Üçer, ortaya çıkan şebekenin Sağlık Bakanlığı'nın, özel sağlık kuruluşları ve ilaç depoları üzerinde denetim eksikliğini ortaya çıkardığına dikkat çekti. İstanbul'da gerçekleştirilen "İksir Operasyonu"yla piyasaya sahte ve kullanım tarihi geçen ilaçlar süren 43 kişilik çetenin ortaya çıkarılması ilaç sektöründeki denetim sorununu gündeme taşıdı. İstanbul Eczacı Odası Başkanı Kaplan, ilacın kutusunun üzerindeki seri numarası ve son kullanma tarihi ile iç ambalajındaki bilgilerin tutması gerektiğini, tutmuyorsa, ilaçtan kuşkulanmak gerektiğini vurguladı. Kaplan, "İlacın her aşamasını denetleme yetkisi ve sorumluluğu Sağlık Bakanlığı'ndadır. Bu olay denetim eksikliğini göstermektedir" dedi. Ankara Eczacı Odası Başkanı Hilmi Şener ise yurttaşların internet üzerinden ilaç almamalarını istedi.

(CUMHURİYET)

 

- E-reçete geliyor

İstanbul'un da aralarında bulunduğu 7 ilde düzenlenen sahte ilaç operasyonuyla ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Gümrükçüoğlu, olayları hukuki, cezai ve tıbbi yönden takip ettiklerini belirterek, sahte ilaçlara karşı mücadele amacıyla projeler hazırladıklarını kaydetti. En önemli projenin e-reçete projesi olduğunu kaydeden Gümrükçüoğlu, Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan veri tabanları sayesinde sosyal güvenlik kurumlarının herhangi bir sağlık karnesine, ne zaman, hangi ilaçların yazıldığını takip edebildiğini belirtti. Her ilaç kutusuna üretim sırasında ayrı bir seri numarası verilmesine ve bu numaraların eczanelerden ilaçlar karşılanırken barkod okuyucular tarafından okunmasına yönelik bir proje üzerinde çalıştıklarını da kaydeden Gümrükçüoğlu, "Eğer bu hayata geçerse hiçbir kutunun sahte olarak vatandaşlarımıza satılabilmesi mümkün olmayacaktır" dedi. Gümrükçüoğlu, hazırlıkları bitirilen uygulamanın 2008 yılında hayata geçirilmesinin planlandığını kaydetti. Her kutuya ve kutu içindeki ilaç ambalajlarına aynı seri numarasının verilmesiyle, son kullanım tarihi geçmiş kutu ve ilaçların birbiriyle ilişkilendirilemeyeceğİni söyledi.

(BİRGÜN)

 

- Sağlık karnesiyle dolandırıcılık

7 ilde ilaç çetesine yönelik iksir operasyonunda yakalanan şebekenin, topladığı sağlık karnelerine pahalı ilaç yazdırarak da dolandırıcılık yaptığı iddia edildi.
ERDAL KILINÇ
Polisin 7 ilde ilaç çetesine yönelik yaptığı "İksir" operasyonu kapsamında çete lideri olduğu iddia edilen ecza deposu sahihi Saim Cimşit’in de aralarında bulunduğu 14 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilirken, şebekenin topladığı sağlık karnelerine pahalı ilaç yazdırarak da dolandırıcılık yaptığı iddia edildi. Sağlık Bakanlığı, olayın boyutlarını araştırmak üzere iki müfettiş görevlendirdi. Polisin yaptığı soruşturmaya göre, ilaç şebekesinin dolandırıcılık yöntemlerinden biri de şöyle: Burç Ecza Deposu'nun sahibi Cimşit'in etrafında toplanan grup, eş dost ve akrabalardan sağlık karnelerini topluyor. Bu karnelere tanıdık doktorlar laralından pahalı ilaçlar yazılıyor. Ardından tanıdık eczaneler, hastaya ilaç verilmiş gibi kupürleri kesip ilgili sağlık kurumundan parasını tahsil ediyor. Elde kalan ilaçlar ise matbaada yeniden kutu bastırılarak piyasaya sürülüyor. Kazanç, karne sahibine, doktora ve emeği geçen herkese dağıtılıyor.
Bu arada zanlıların poliste verdiği ifadelerinde, ilacın spot piyasasının oluştuğunu söyledikleri de belirtildi. Zanlıların, "Son 5 yıldır spot bir piyasa oluştu. Denetimlerin yetersizliği nedeniyle eczanelerin yüzde 80'lik kısmı bu işi yapmaya başladı" dediği iddia edildi.

ALBAYLA İLİŞKİLERİ ARAŞTIRILIYOR
Öte yandan Çorum polisinin yaptığı "Şırınga" adı verilen operasyonla istanbul Mali Şube ekiplerinin yaptığı "İksir" operasyonu arasında ilginç bir ilişki ortaya çıktı. Çorum polisi tarafından süresi geçmiş yaklaşık 5 milyon YTL’lik ilacı piyasaya sürdüğü gerekçesiyle tutuklanan emekli albay Ali Cemal Saraç'ın İstanbul'daki çetenin tutuklu lideri Saim Cimşit ve matbaacı Bülent C. ile görüştüğü tespit edildi. Tutuklu iki sanığın ilişkileri mercek altına alındı. Numil isimli ilaç şirketinin deposundan lösemili çocuklar tarafından kullanılan mamaları çaldıkları öne sürülen Nubar Veske, Engin Aydın, Cemalettin Bıçak, Oğuz Aydın, Mahir Ezeloğlu, Aziz Bukale isimli zanlılar da Büyükçekmece Adliyesi'ne çıkarıldı. Sanıkların 6'sı da tutuklandı.

(MİLLİYET)

 

- Sahte ilacı ayırt etmek imkansız

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin yedi ilinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen ve "İksir" adı verilen sahte ilaç operasyonundan sonra gündeme gelen "Hasta sahte ilacı nasıl anlayacak?" sorusuna eczacılar, "Sahte ilacı hastaların anlaması mümkün değil''diyerek cevaplıyor. Hastanın çaresizliğinin farkında olan Sağlık Bakanlığı da ilaç sahteciliğinin önüne geçmek İçin bir çalışma başlattı. Yeni sistemle ilaçlar özel seri numaralarıyla aynı cep telefonları gibi ilaç provizyon sistemi üzerinden takip edilecek. Bilgisayar sahte ilaç alarmı verince yasal takip başlayacak. Aynı seri numaralı ilaç iki defa satıldığı zaman bilgisayarlar alarm verecek ve yasal takip başlayacak. Operasyonlarda lösemili çocuklar için özel üretilen bebek maması türünden bir TIR dolusu ilaç ile fiyatları 9 bin YTL'ye varan kanser ilaçlarının da yer aldığı kullanım süresi geçmiş ilaç ele geçirilmişti. Bu yolla, yaklaşık 17 milyon dolarlık vurgun yapıldığı tahmin ediliyor. Gözaltına alınan 43 kişiden 14'ü dün tutuklanırken 29'u ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

(YENİÇAĞ)

 

- Bu kez de kaçak ilaç yakalandı

Kullanım süresi geçmiş ve sahte ilaçları piyasaya süren çeteden sonra, ithali yasak ilaçlan getirip satmaya çalışan bir kişi yakalandı. İstanbul'da mali polis, B.D. isimli bir kişinin ilaç kaçakçılığı yaptığı bilgisini aldı. Önceki gün Bakırköy'de takip altındaki B.D'nin otomobilini durdurdu. Araçta yapılan aramada, 150 bin lira değerinde 1023 kutu kaçak ilaç ele geçirildi. Zanlı gözaltına alındı. Ele geçen ilaçlar arasında Arterenol isimli ilacın kalbin şoklanmasına neden olduğu öğrenildi. Lipostabil isimli ilacın ise yağ eritmeye neden olduğu, bu nedenle zayıflama ilacı olarak satılmasının planlandığı belirtildi. Her iki ilacın yan etkilerinden dolayı insan sağlığını tehdit ettiği, Avrupa'da kullanımlarının yasaklandığı ve Türkiye'ye girişlerinin yasak olduğu açıklandı. Polis, ilaçların hangi eczane veya ilaç deposuna götürülmek istendiğini araştırıyor.

40 MİLYONLUK PAZAR
1 haftadır yapılan kaçak, sahte ve bozuk ilaç operasyonlarında ortaya çıkarılan 17 milyon liralık vurgunun, buz dağının görünen kısmı olduğu öne sürüldü. İsminin açıklanmasını istemeyen bir ecza deposu sahibi, konu ile ilgili BUGÜN'e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Depocu, "doktor-mümessil-eczacıdan" oluşan bir şeytan üçgeni bulunduğunu öne sürerek, "Hastalara kabarık reçeteler yazıp bundan rant elde ediliyor. Alınmayan ilaçlar da simsarların eline geçiyor. Bir başka sorun da soyulan eczaneler. Her 10 eczaneden 1’i mutlaka soyulmuş" diye konuştu. 1 yıi içinde 400 kadar eczanenin soyulduğunu hatırlatan depo sahibi toplamda 5 bin kadar eczane bulunduğu düşünüldüğünde bunların onda birinin soygun kurbanı olduğu gibi bir verinin ortaya çıktığını söyledi. Eczane başına 100 milyarlık ilaç çalınması durumunda da soygunun 40 trilyon gibi büyük bir meblağa ulaştığını ifade eden depocu, sektörde kayıt altında çalışan ecza depolarının yanı sıra kayıt dışı çalışanlar da olduğunu açıkladı.

ŞEYTAN ÜÇGENİ
Depocunun anlattığına göre; "doktor-mümessil-eczacı" üçlüsü ise şöyle çalışıyor: Hastalara yardım etmek vaadiyle doktorlarla anlaşan mümessiller, doktorlarca yazılan kabarık ilaç reçetelerini ayarladıkları eczanelere yönlendiriyorlar. Eczane, hastanın 7 kutu birden talep ettiği ilacın 3 kutusunu verip, "Elimizde yok daha sonra alabilirsiniz" diye yolluyor. Hasta tedavisi bittiği için kalan 4 kutuyu almayarak eczaneye hibe ediyor. Hastanın tedavisi 1 ile 2 yıl arasında sürdüğü için bekleyen ilacın da son kullanma taırihi geçiyor. Tam bu esnada devreye giren sağlık teröristleri, ilaçları toplayarak kutusunu değiştiriyor ve satıyor. - Kaan ÖZBEK

(BUGÜN)

 

- Zeki Gül’ün yazısı: Sahte ilaç ve ceza

Uzun zamandır aynı ilaçları kullanan kronik hastalık tanısı almış bir hastam kaygıyla söze girdi:
- Her şey yeni ilaç kutusunu açmakla başladı.
- Nasıl yani?
- Tansiyonum ilk İlaçla birlikte yükseldi, oysa uzun zamandır aynı ilacı kullanıyordum ve rahattım.
- Son kullanma tarihini kontrol ettiniz mi?
- Evet, onda bir sorun yok.
- Sıcakta bekletmiş olmayasınız?
- Hayır, eczaneden yeni almıştım.
- Yoksa diyetinizi mi bozdunuz? Bu sıcak havalarda soğuk bir turşu ya da tuzlu bir şalgam suyu tansiyonunuzu yükseltmiş olmasın?
- Yok diyetime özenliyim, hatta egzersiz planıma dahi aksatmadan devam ettim. Benim aklıma kızmazsanız başka bir kuşku düştü.
- Neden kızayım ki!
- Acaba aldığım ilaç sahte mi?
Ne diyebilirdim ki! Geçen hafta yeniden sahte ilaç haberleri ortalığı kapladı. Yüzbinlerce tarihi geçmiş ve sahte etiketle piyasaya sürülmüş ya da içinde ilaç dışı maddeler olan ambalajlara güvenlik güçleri el koydu. Kara mizah olacak ama sizlerle bir olasılığı paylaşmadan edemedim. Sosyal güvencesi ve parası olmayan açlık sınırındaki bir hasta sırf yaşayabilmek için ilaç çalsa ve çaldığı ilacın sahte olduğunu hırsızlıktan yakalanıp yargılanırken tesadüfen öğrense ne kadar ceza alır dersiniz? Diyelim ki tesadüfen sahte ilacı piyasaya süren kişi ile aynı gün yakalanmış olsun, insanlık suçu işleyen sahtekar mı yoksa yaşama sarılmak adına sahte olduğunu bilmediği ilaçları çalan hasta mı daha fazla ceza alır? Cevabınızı duyar gibi oluyorum, yanılmadınız!

(EVRENSEL)

 

- Yaşar Süngü’nün yazısı: İlaçta 4x10’luk zincir

Büyük şair Necip Fazıl Kısakürek, kendisine "alçak" diyen birine, "Alçaklığın da bir seviyesi vardır. Sen alçak bile değilsin çukursun" diye cevap vermiş.
Bazı ecza depoları ve büyük eczanelerin kâr hırsı ile ne dümenler çevirdiklerini duyunca inanamamıştım. Ancak son günlere damgasını vuran sahte ilaç vurguncularına karşı yapılan "İksir" operasyonundan sonra anladım ki insanoğlu gerçekten yeryüzünün en şerefli varlığı olabildiği gibi tam tersi de olabiliyor. Sektörü çok yakından tanıyan bir dostumun iddiasına göre ilaçtaki alicengiz oyunu şöyle uygulanıyor: İlaç fabrikaları ürettikleri her ilacı yüzde 10 zamlı satılmak üzere ecza depoları ile büyük eczanelere satıyor. Yıllardır 3 haneli kazanca alışanlar yasal olarak belirlenen yüzde 10 oranına kanaat eder mi? Tabii ki etmezler. Fabrikadan ilacı alıp eczanelere yüzde 10 kârla satacak olan üçkağıtçı şirket önce kendi bünyesinde 4 tane sanal yani kağıt üstünde şirket kurar. Bunlar arasındaki ilk şirket ilacı fabrikadan alıp yüzde 10 kârla ikinci şirkete satar. İkinci ve üçüncü, şirket de birbirlerine satış yaparken yasal hak olan yüzde 10 kârlarını koyarlar. Dördüncü şirket de ilacı fabrikadan almış gibi yüzde 10 kârını koyarak eczaneye, eczane de fiyatı 4x10 artırılan ilacı bize satar. Evet soygun zinciri böyle işliyormuş.
Tezgahı anlatan dostum bunun hangi ülkede hangi şirketlere ait olduğunu söylemedi. Sen gazetecisin araştır bul dedi. 2006 yılında devletin ilaca ödediği para 9 milyar 685 milyon YTL. Geçen yıl vatandaşın kullandığı ilaç miktarı ise 1 milyar 272 milyon kutu. Bir de ilaca ödenen paradaki artışın çok önemli bir kısmının ''gerçek ihtiyaçtan değil'' gereksiz yere yazılan ilaçlardan, şişirme reçetelerden kaynaklandığını düşünürsek ilacın kimlere iyi(!) geldiği ortaya çıkar.
Yurtdışında farklı dozajlarda satılan ilaçlar Türkiye piyasasına sunulurken tercih hakkı tanınmıyor. Uluslararası birçok ilaç firmasının doktorların ilaç tercihini etkilemek için yurtdışında uzun süreli ve 5 yıldızlı otellerde yapılan kongre, seminerlere götürdüğü herkes tarafından biliniyor. Bilmediğimiz, doktorların ne kadarının bu etki ile ilaç yazdığı. İnşaallah korktuğumuz kadar değildir. İlaç firmaları ile doktorlar arasındaki ilişkide en çok baş ağrıtan konulardan en önemlileri, pahalı hediye ve promosyonlar ile lüks otellerde düzenlenen kongreler. Son yıllarda ne idüğü belirsiz bir sürü de hastalık türedi. İlaç sektöründe şimdi de hastalığa göre ilaç üretiminden, ilaca göre hastalık üretimine geçildiği iddiaları var. Bu iddialar bu yıl çok tartışılacak. Bir soygun iddiası da okuyucudan geldi onu da aktararak yazıyı tamamlayayım. Çünkü bu iddiaların sonu yok: Hastalara yatma kararı veren doktorlar eczaneden ilaç alıyorlar. Diyelim 3 gün yatış verildi. Eczaneden 3 günlük ilaç alınıyor. Fakat hasta aynı gün sonu taburcu ediliyor. İlaçlar ne mi oluyor? Onların akıbeti belirsiz. Doktorlar bu sayede hem performans alıyor hem de o ilaçları özel muayenehanesinde kullanıyor. Eğer araştırılırsa performans adı altında doktorlara başbakandan ve cumhurbaşkanından fazla para ödendiği ortaya çıkar ama... İlaçtaki üçkağıtları duyunca aklıma Prof. Dr. Osman Altuğ'un yıllardır tekrarladığı sözleri geldi. Osman hoca şöyle diyordu: Türkiye'de herkes götürüyor. Alışverişlerinde fatura talep etmeyenler bile bir şeyler götürüyor demektir. Mesele, kimin ne kadar götürdüğündedir. Dürüstlük ateşten gömlek olmuş.

(YENİ ŞAFAK)

 

- İlaç yok, kuyruk çok

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesi ve sağlık reformuyla ilaç sıkıntısının sona ereceği, kuyrukların biteceğine ilişkin açıklamalarına karşın getirilen düzenlemeler sağlık sektöründeki sorunları çözmedi.
Erdoğan, şu açıklamaları yapmıştı:
• Çok ciddi bir kurumsal bütünleşme yapılıyor. Ama bu kurumsal bütünleşmenin yapıldığı dönemde yardımcı olması gereken merciler, yardımcı olması gerektiği yerde maalesef engelleme veya zorlaştırma politikalarının içine giriyorlar. Bu millet bizim milletimiz. Eğer harcamalarına varıncaya kadar iyi değerlendirdiğiniz zaman atılan adımın ne kadar isabetli olduğunu göreceksiniz. Kısa bir zaman içinde sistem oturacak, bundan hiç endişemiz yok.
• Bizler bu adımları atmadığımız zaman, bu konuyu eleştirenler gelsinler buna şimdi sahip çıksınlar. Böyle olumsuz bir yaklaşım sergilemek ülkemiz için isabetli bir adım değil. Allah aşkına soruyorum. Eczane hastanenin içinde olduğunda bunu eleştirenler, ''SSK'li hastalar serbest eczaneyi niye kullanamıyor'' diyenler şimdi niçin alınan bu karara sahip çıkmıyorlar soruyorum. Halkımızın ortak bir talebi olduğu için bu yasayı çıkardık. Yalan, yanlış haberler uydurmanın anlamı yok. İstanbul, Ankara gibi illerde sistemden kaynaklanan bazı sıkıntılar olabilir. ''Bu reçetedeki ilaç yok'' dedirtmeyeceğiz.
• Biz, SSK hastaneleriyle Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerin birleşeceğini söyledik. Ana muhalefet ''olmaz'' dedi, ama oldu. Vatandaş ilaç için kuyruğa giriyordu, ilaçların tamamını alamıyordu. ''Eczanelerin kapısı SSK'liye de açılacak'' dedik. ''Olmaz'' dediler, ama biz başardık. SSK, BağKur, Emekli Sandığı birleşecek dedik. ''Olmaz'' dediler. O da oldu. Yavrular artık hastanelerde rehine kalmayacak. ''Bu maliyetin altından kalkılmaz'' dediler, ama hesabımızı iyi yaptık.
• Bundan böyle Emekli Sandığı mensubu nasıl serbest eczaneden ilacını alıyorsa, SSK'li de serbest eczaneden ilacını alacaktır.

(CUMHURİYET)

 

- İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasası sektörün sorunlarını derinleştirecek

NECİP ÇAKIR
Türk ilaç pazarı 2006 yılında 7,3 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Tıbbi cihazlar da katıldığında sektörün büyüklüğü 10 milyarı aşıyor. Sağlık Bakanlığı, hızla büyüyen ilaç sektörü için yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. Konuyla ilgili bir yasa tasarısı taslağı hazırlayan Bakanlık, ilaç ve tıbbi cihazlarla ilgili yasal düzenlemeleri birleştirmeyi hedefliyor. Buna göre ''İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'' kurulacak. İlaç ve tıbbi cihazların ruhsatlarından fiyatlarına kadar tüm düzenlemeleri bu kurum yapacak. Türk Eczacıları Birliği (TEB) sektörde değişiklikler yapması beklenen yeni düzenlemenin mevcut haliyle yasalaşması durumunda sorunların çözülmeyeceğini, aksine daha da artacağını ileri sürüyor. TEB Başkanı Mehmet Domaç. Sektöreel'in konuyla ilgili sorularını cevaplandırdı.

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ''Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasa Tasarısı Taslağı''nın mevcut haliyle yasalaşması halinde ilaç ve eczacılık hizmetleri bundan nasıl etkilenir? Mevcut tasarıda desteklediğiniz ve karşı çıktığınız hususlar nelerdir?

İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Kanun Tasarısı'yla, tıbbi ürün ve ilaçların kullanıcıya ulaşmasına kadar geçen süreçte her türlü düzenleme ve denetlemeyi yapmaya yetkili bir kurumun kurulması amaçlanıyor. Fakat tasarı aynı zamanda ilaçlarla ilgili 984 ve 1262 sayılı yasaların düzenleme alanlarına da girmektedir. Ona rağmen bu yasalarda yer alan ve hayati öneme haiz, bazı maddeler taslakta yok. Bu nedenle, 984 ve 1262 sayılı yasaların kaldırılmaması gerekmektedir. Aksi takdirde doğacak boşluk büyük sıkıntıya neden olur. Örneğin, ilacın eczaneden halka ulaştırılması, ilaca reklam yasağı gibi maddelerin yerine maddeler konulmadığından, ayrıca ilaçla ilgili cezai hükümleri düzenleyen bölümler yeni yasada olmadığından, 984 ve 1262 sayılı yasaların yürürlükten kaldırılmaması gerekiyor. İlaçla ilgili düzenlemeler keyfiyete bırakılmamalıdır. Yasa tarafından belirlenmelidir. Taslak ile oluşturulan ve idari-mali açıdan özerk ve özel bütçeli kuruluşa Sağlık Bakanlığının bu konudaki yetkileri devredilmektedir. Bütçeden alınan pay dışında üreticilerden binde beş oranında kesinti, kuruma aktarılacaktır. Daha önce olmayan bu kesinti, kuruluşun temel amaçları ile de çelişmektedir. Bu açılardan bizim taslağa ilişkin genel değerlendirmemiz, eksiklerin olduğu ve yeterli olmadığı, mevcut düzenlemeleri değiştirdiği takdirde sektörün sorunlarını gideremeyeceği, görev ve sorumlulukları net olmayan bir kurumun sorunları çözmek yerine yeni sorunlara neden olacağı şeklindedir.

Reçetesiz ilaçların marketlerde ele satılabilmesi ve zincir eczanelerin açılmasına izin verilmesi ile ilgili tartışmaları nasıl yorumluyorsunuz?

Tezgah üstü ilaçlara reklam promosyon izni gibi konularda atılan adımlar hem ilaçların bilinçsiz tüketimini gündeme getirmekte hem de ilaç fiyatlarını artırıcı bir işlev görmektedir. Bu nedenlerle biz ilaçların reçete dışına çıkartılmasına karşıyız. Hem yasal olarak, hem verilen hizmet hem de insan sağlığı bakımından bu doğru bir yaklaşım olamaz. Zincir eczane olgusuna şiddetle karşıyız. Eczanenin sahibi eczacı olmalıdır. Zincir eczane, sağlık sistemi zincirinin bir halkasının kopması anlamına gelir. Tekelleşme nedeniyle eczanelerin yaygınlığı azalır. Dolayısıyla özellikle yoksul kesimler ve kent dışında yaşayanlar eczane hizmeti alamaz duruma gelir. Ayrıca zincir eczane sahibi holdinglerin piyasadaki gücü de artacağından ilaç fiyatlarının belirlenmesinde etkin aktörler konumuna gelebilirler ki, bu da ilaç fiyatlarını artıran bir işlev görebilir. Diğer yandan eczacılık bir uzmanlık işidir. Ticari sermaye sahiplerinin eczane açması, uzmanların ise açamaması, eczaneyi bir ticarethaneye dönüştürür.

Türk ilaç sektörünün içinde bulunduğu en büyük sıkıntılar neler? Aşılması için neler yapmalı?

Son dönemde eczacıların yaşadığı en büyük sorun, geri ödeme gecikmeleridir. Aslında bu sadece son dönemin problemi değil. Çok uzun zamandır eczacılar dönem dönem bu sıkıntı ile karşı karşıya kalıyor. Bugün, eczacılar kurum ödeme gecikmeleri nedeni ile eczacılık hizmetini artık sürdüremeyecek durumdadır, Anlaşmalı olduğumuz kurumların hiçbiri ödemeleri zamanında yapmıyor. Yeşil kart ödemeleri ile ilgili olarak uygulamanın başladığı ilk dönem hariç, sürekli sıkıntı yaşıyoruz. Fakat son gelinen durumda ödeme gecikmesi zaman zaman bazı illerde 180 günü buldu. Bu, eczacı için oldukça zorlayıcı bir rakam ve altından kalkılamayacak bir süre. Sonuç olarak sattığınız bir şeyin parasını alıcı 90 gün sonra vereceğini söylüyor; ama aradan 270 gün geçtiği halde herhangi bir ödeme yapmıyor.
Diğer yandan, insanların ilaca erişimi arttığı için ilaç pazarı büyümeye başladı. Hastane eczanesinden ilaç almayan SSK'lılar serbest eczanelerden ilaç almaya başladılar. Diğer yandan, SSK hastanesinden yararlanamayanlar, devlet hastanelerinde tedavi görmeye başladılar. Bu ülkemiz açısından çok sevindirici bir gelişmedir. İşin bu yönüne sağlık çalışanları olarak biz de seviniyoruz. Herkesin de sevinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Devletin ilaç harcamalarını artırıyorsunuz diye bağıranlar kadar Türkiye ekonomisini düşünmüyor değiliz, ama insan sağlığını daha çok önemsiyoruz.

Eczacılar açısından 2006 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kayıplarınız ve kazançlarınız neler oldu?

2006 yılı eczacılar açısından çok parlak bir yıl değildi. Daha önce de belirttiğim gibi, bu yıla da damgasını ödeme gecikmeleri vurdu. İlaç harcamalarının yüzde 85’ini kamu yapıyor. Ödeme gecikmesi demek, geri kalan yüzde 15 ile 120 bin kişinin istihdam edildiği bir alanda mucizeye zorlanmak demek. Eczacılar bu sabrı gösterecek ve bu kadar bekleyerek aynı zamanda hem kendilerini hem de eczane çalışanlarını ve onların ailelerini geçindirecek finansal güce sahip değiller. Bu bakımdan 2007 yılında ödemelerin bir an önce düzene konulması gerekiyor. 2006 yılında diğer bir hayal kırıklığımız ise uzun zamandır üzerinde çalıştığımız ve beklediğimiz 6197 sayılı Eczaneler ve Eczacılık Hizmetleri Hakkında Kanun'da çağın gereklerine uygun değişikliklerin yapılması idi. Bu değişiklik yapılamadı. Biz yasamızın eczacılık hizmetlerini ve eczacı odalarımızın işlevlerini budamadan, bir an önce çıkmasını istiyoruz.

(ZAMAN SEKTÖREEL EKİ)

 

- SES: Sağlık çalışanlarının Beyaz G(ö)revine hastalar da katılacak

Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), Türk Tabipler Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve DİSK Dev- Sağlık İş'in tüm yurtta gerçekleştirecekleri Beyaz G(ö)rev eylemine Türk Eczacıları Birliği, Türk Hemşireler Derneği, İstanbul Eczacılar Odası, KESK, TMMOB gibi çok sayıda meslek örgütü ve ÖDP, CHP, SDP gibi siyasi partiler de destek verecek.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Merkez Yönetim Kurulu, bugün tüm sağlık çalışanlarının yapacakları ''Beyaz G(ö)rev'' eylemine hasta ve hasta yakınlarının da katılacağını bildirdi. SES açıklamasında, "14 Mart, herkese eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hizmeti talebimizin toplumla buluştuğu bir gündür. Sağlık ocaklarının kapatılmasına, hastanelerin işletme haline getirilmesine, Iiyakata göre değil sadakata göre atama yapılmasına, radyoloji çalışanlarının çalışma sürelerinin uzatılmasına, ithal hekim yasasına, güvencesiz çalıştırmaya ve ilaç kısıtlamalarına karşı toplumsal görevimizi yerine getireceğiz" denildi. Açıklamada eylemin yasal ve meşru sınırlarda olduğu kaydedilerek, Sağlık Bakanlığı'nın sağlık emekçilerini anlamaya çalışmak ve birikmiş dağ gibi sorunlara çözüm üretmek yerine yasa ve yönetmelikleri hiçe sayarak tehdit etmesinin eylemlerini engelleyemeyeceği belirtildi.

TEHDİTLERE ALANLARDA CEVAP
“Bakanlığın keyfi davranışlarını kınıyoruz" denilen açıklamada, bakanlık tarafından yapılan ''eyleme gitmeyin'' biçimindeki tehdit ve şantajlara en iyi yanıtı yüzbinlerce sağlık emekçisinin bugünkü eylemle vereceği ifade edildi.

(BİRGÜN)

KANSER SAYFASI