Herbalist ATABAY GÜVELOĞLU
1994 ve 1999 yılları arasındaki yaz aylarında tüm Türkiye' yi dolaşıp ülkemizde bulunan yaklaşık
9.000 çeşit tıbbi bitkilerin doğal ortamlarında kamera çekimlerini gerçekleştirerek "
Türkiye tıbbi bitkiler belgeseli" hazırlamıştır. Yakın bir gelecekte büyük bir ulusal televizyonda bu program "
Doğadan gelen sağlık" ismi ile yayınlanacaktır. Ayrıca meraklıları için
www.amazon.com kitap sitesinde tüm dünyaya satışa sunulacak olan "
Tıbbi bitkiler (medicinal plants)" belgesel CD si de 4 adetlik set olarak hazırlamaktadır.
Büyük bir ulusal televizyonda iki saat sürecek olan programın ilk yarım saatinde bu tıbbi bitkiler gösterilerek tanıtılacak, yine ikinci yarım saatinde,
Güveloğlu'nun bitkisel reçeteleri ile tamamen iyileşmiş ve ölümden kurtulmuş insanlar bu programa konuk olarak katılarak hastalık ve iyileşme öykülerini anlatacaklardır. Son bir saatte ise Güveloğlu canlı yayında kendisine telefonla başvuran ve çeşitli sağlık sorunları olan insanlarımızın şifa bulması için onlara bitkisel reçetelerini yazdıracaktır. Aynı anda, aynı sorunları yaşayan binlerce insan da bu reçeteleri not alarak bilgi sahibi olacaktır.
HASTALIKLARIN ÖZETLİ TANITIMI (A dan Z ye)
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O P R S Ş T U Ü V W Y Z
Yanıklar : Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hücre ve doku
bozulmasına yanık denir.
Yanıklar ikiye ayrılır:
- Basit Yanıklar : Bunlar, deride hafif bir kızarıklık meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra, içi su dolu kabarcıklar ortaya çıkar.
Bunları, kesinlikle patlatmamak gerekir. Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini beklemektir.
- Önemli Yanıklar : Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla ise, önemli bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye
başvurmak gerekir.
Yaralar : Herhangi bir kaza sonucu deride meydana gelen yarılma, kesilme, ezilme veya parçalanmalara yara denir. Birçok çeşidi
vardır. Ateşli silahlar, batıcı veya delici aletler, yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları sonucu meydana gelen yaraların, hiç vakit
kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir. Yaralar, temizlik şartlarına uyulmayıp da, mikrop kapacak olursa, yara yerinde şişme,
kızarma, ateş ve ağrı görülür. Bu da, yaranın iltihaplandığına işarettir. Bu durumdaki yaralar, gereği gibi tedavi edilmeyecek olursa,
yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer taraflarına da yayılıp çok tehlikeli hastalılara yol açabilir. Yaralanmalarda yapılacak ilk iş;
akan kanı durdurmaktır. Kanı durdurmak için, kanayan yerin üstüne gaz bezi veya temiz bir bez parçası konup, iyice bastırılır. Kan
bir süre sonra durur. Kanama durduktan sonra bez kaldırılır, yaranın üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp, yara temiz bir gaz bezi
ile sarılır. Kan fışkırarak akıyorsa, yaranın üzerine gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra, kanayan yere bastırılır.
Sonra ipin uçları, bir parça çubuğa bağlanıp, döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve hiç vakit kaybetmeden hastaneye
götürülür.
Yılancık : Küçük yara veya sıyrıklardan giren mikropların neden olduğu ve tıp dilinde Erizipel denilen bir çeşit deri hastalığıdır.
Halk arasında kızılyürük denir. Mikrop kapıldıktan bir kaç saat veya birkaç gün sonra; hastada ateş ve titreme görülür. Bilhassa,
yüz, burun kanatları veya baldırlarda; çevresi kabarık, yaygın kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge, bir süre sonra şişer, deri gerilir.
Ayrıca iştahsızlık ve baş ağrısı da görülebilir. Yılancık ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır.
Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatıdır.
Yılan sokması : Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu zehirler ağızdan alındıkları zaman
zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır.
Soktukları zaman; dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri, dişin içindeki kanal vasıtasıyla, soktukları yere aktarırlar.
Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma, baygınlık, titreme, nefes darlığı,
uyuklama veya kısmi felç görülür. Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir.
Sokulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak,
çakı veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklara zeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem
3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı
uygulanır. Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek gerekir.
Yorgunluk : Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da
sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve huysuzluk, can
sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su
ile yıkamak da çok faydalıdır .
